Kürtler 7 Haziran seçimde ortaya koydukları iradenin Türk devletinin son temsilcisi Erdoğan ve AKP’nin Bizans hileleriyle hiçe sayıldığını, demokrasi ve özgürlük iradelerine savaş açıldığını gördüklerinde Kürdistan’ın her yerinde demokratik öz yönetimlerini ilan ettiler. Silopi, Nusaybin, Varto, Silvan, Lice, Hakkari, Gever, Cizre, Amed-Sur direnişleriyle büyük acılar pahasına da olsa Türk devletinin tankı, topu ve keskin nişancıları karşısında iradelerini ortaya koydular. 

Peki Kürtler öz yönetim ilanlarını gerçekleştirirken Türk devletinin saldırılarından habersizler miydi? Türk devletinin faşizm gerçeğini iyi bilmelerine karşın demokratik öz yönetim iradelerini ortaya koyma ve savunma gücünü nereden alıyorlar? 

Kürtler her ne kadar sürekli barışçıl ve demokratik yaşam arzusunda olsalar da hiçbir halkın yerine ve yurduna saldırı içinde bulunmasalar da Kürdistan’lı olmanın, Kürt olmanın bedelini yaşayarak öğrendiler. Kürdistan coğrafyası tarihi boyunca birçok impartorluk ve devlet tarafından işgal edildi. Kürdistan birçok işgalci gücün çatışma alanı oldu ve kaynakları tarumar edildi. Ama Kürtler en korkunç deneyimlerini uğruna can verdikleri Türkiye Cumhuriyeti sürecinde yaşadılar.  Kurtuluş savaşının en aktif öznelerinden olmalarına rağmen hem fiziki katliamlara uğradılar hem de varlıklarının bile inkar edildiği kültürel soykırıma tabi tutuldular. 

İster itiraf edilsin, ister edilmesin dost da düşman da bilir ki Kürt halkı PKK’nin çıkışıyla birlikte üzerine serpilen ölü toprağından silkinmiş, yeniden kendini tanımış ve 90’lı yıllarda diriliş devrimini yaşamıştır. Artık meydanlarda bedenini tanklara toplara karşı siper ederek haykıran yine de halkların kardeşliğinden vazgeçmeyen bir Kürt var. 


Kürt direnişi 

demokratik konfederalizmin harcı 

Kürt halkının bu farkı önderinde ve önderinin yarattığı örgüt ve halk gerçeğindedir. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan Kürt'ün tarihindeki bütün erdemleri kendi kişiliğinde taşımış, hiyerarşik, devletçi sistemin yüklediği bütün çirkinliklerle kendi şahsında hesaplaşmıştır. Tüm bunları kitapları, çözümlemeleri, eğitimleri ve perspektifleriyle herkesle paylaşmıştır. Böylelikle savaşan militan, kadın ve halk gerçeğini yaratmıştır. Sayın Öcalan’ın şahsında Kürtlere, kadınlara, insanlığa mal olan bu mücadele sadece egemene karşı fiziki bir direniş değildir. Sayın Öcalan çağın bütün dogmalarıyla hesaplaşma içerisine girmiştir. 1999 yılında İmralı esaretiyle birlikte kapitalist sistem gerçeğiyle daha fazla yüzleştiğini kendisi de ifade eder. Bu yüzleşmeyi İmralı’da en zorlu koşullarda en üst düzeye çıkarıp tüm dogmaları yerle bir etmiş, devleti aşmış, devletin özgürlük getirmeyeceği gerçeğini savunmalarında ayrıntılı biçimde ortaya koyarak hem örgütünü hem de halkını ikna etmiştir. Başta Kürt halkı olmak üzere halkların özgürlük, sosyalizm umutlarının ancak demokratik konfederal sistem ve demokratik özerklikle yaşam bulabileceğini ortaya koymuştur. Kürtler ve bölge haklarının kazanması için barışçıl yöntemi esas almış ve bunun için en zor koşullarda politika yapmış fakat zorunlu kalındığı durumlarda devrimci halk savaşı yöntemini de dışlamamıştır. 

Bu ruh ve bilinçle Kürtler şehirleri bir günde düşürecek kadar dehşet yayan DAİŞ faşizmine karşı direnmiş DAİŞ’i de gerileten tek güç olmuşlardır. Kobanê direnişiyle destanlaşarak insanlığa umut olmuş ama bir tek gün bile halklara düşmanlık yapmamışlardır. Kürdistan’ın Rojava'sında kantonlar biçiminde demokratik öz yönetim deneyimine geçilmiştir. En kısıtlı imkanlara rağmen demokratik-eşitliklikçi insan ve toplum doğasına en uygun sistemi yaratma ve geliştirmenin çabası verilirken diğer yandan da DAİŞ faşizmine karşı efsaneleşen bir direniş sergilenmiştir. Rojava’nın bu direnişi ve demokratik öz yönetimini fiili olarak da geliştirme ve özüne uygun yürütme çabası sürmektedir. Bu noktada pratikte yanlışlarla hesaplaşılmakta, demokratik sistem geliştirilmekte, bölge haklarını etkileyerek, Ortadoğu demokratik konfederalizminin harcı olmaktadır. 


Öz yönetime saldırı, 

demokratik geleceğe saldırıdır

Cizre 9 gün boyunca tanklara, toplara bu ruhla direnmiş ve demokratik öz yönetiminde ısrarlı olduğunu göstermiştir. Kuzey Kürdistan bu ruh ve bilinçle direnecek ve öz yönetimini savunup geliştirecektir. 70 ve 80’li yıllarda Kuzey Kürdistan’da yakılan mücadele ateşi, 90’lı yıllarda yine Kuzey Kürdistan’da serhıldanlaşarak onurlu Kürdün ifadesi olmuş, 2012-2015 yılları arasında Rojava’da efsaneleşmiştir. Rojava Devrimi büyük bedeller pahasına Kürtler için büyük kazanlarla sürmekte ve büyük tecrübeler yaratmaktadır. Kuzey Kürdistan’da şimdi demokratik öz yönetimlerini koruma ve geliştirme direnişini devrim düzeyinde gerçekleştirecektir. Rojava Devrimi ve Bakurê Kurdistan Devrimi birbirini besleyip Türkü, Arabı, Çerkezi, Lazı, Farsı tüm bölge halklarına umut olma rolünü sürdürecektir. 

Kürtler ve öncüleri bunun kararlılığı içerisinde olduklarını dün ve bugün söylemleri ve yaptıklarıyla ortaya koydular ve koyuyorlar.

Fakat şu bir gerçektir ki Rojava Devrimi büyük bedellerle vahşi faşizme karşı bir mücadeleyle gelişmiştir. Bu faşizm ki tüm bölgeyi kasıp kavurmuştur. Kuzey devriminin –ki bu aynı zamanda Türkiye halklarının devrimidir- bu kadar bedelle gerçekleşmesi zorunlu değildir. Başta Türkler olmak üzere Türkiye halkları Kürtlere ve öz yönetim istemine karşı geliştirilen bu saldırılara sessiz kalmamalıdır. Sessizlik, ölümlerin artması, Türkiye’nin giderek daha fazla kaosa sürüklenmesi, ekonomik buhran, antidemokratik uygulamalar, Türkiye’nin Suriye’leşmesidir. 

Bugün tanklarla toplarla Kürtlere ve demokratik özerk yönetime her saldırı Türkiye’nin geleceğine ve Türkiye halklarına saldırıdır. Kürtler şu ana kadar geliştirdikleriyle sistemlerini savunup geliştirecekleri umudunu veriyorlar. Peki ya Türkler ve diğer Türkiye’li halklar Türkiye’nin Suriye'leşmesi durumunda yaşamlarını ve geleceklerini savunabilecekler mi? 

Türkler ve Türkiyeliler için gün bu gerçek üzerine yoğunlaşıp şovenist terör naralarından uyanmanın ve Kürtlerin öz yönetim direnişinin Türkiye’nin direnişi olduğunu görme ve etrafında kenetlenme günüdür. Aksi halde yarın geç olabilir...