
AKP Hükümeti'nin 'demokratikleşme paketi'nde Kürt tarafınının anadilde eğitim talebine karşın "özel okullarda" anadilde eğitimin yapılacağına ilişkin bir düzenleme yer alacağı belirtiliyor. Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, barış ve çözümün kurumsal hale gelmesinin anayasa ile yakından ilgili olduğunu belirterek, "Anayasayı kapsamayan, eşit yurttaşlık ilişkisinden uzakta bir çözüm kalıcı olmaz. Bahsedilen kimi paketler bu beklentileri karşılamalıdır. Siyasi iktidarın şu zamana kadar izlediği yol ve yöntemlere bakınca samimiyeti ve atması gereken adımlardaki hızı bir hayli sorgulanmaya değer görünmektedir" dedi. Anadilde eğitime ilişkin Eğitim Sen'in tavrının çok net olduğunu vurgulayan Yıldız, "Çok uzunca yıllardır biz bunu temel insan hakkı ve eğitim hakkı olarak değerlendirdik. Bunu toplumsal talep olarak anlamlı buluyoruz. Türkiye'de bu konuda tabuların yıkılması, her bireyin kendi anadilinde eğitim alabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Türk eğitim sistemine baktığımız zaman anadilde eğitime sırt çevirmenin başka eşitsizlikleri de ortaya çıkardığını görüyoruz" diye konuştu.
Seçmeliden sonra ikinci aldatma
Anadilde eğitimin pakette yer alma biçimine ilişkin basına sızan haberlere baktıkları zaman son derece kaygı duyduklarını söyleyen Yıldız, şunları kaydetti: "Geçtiğimiz yıllarda seçmeli ders gibi bir şeyi ortaya koydular. Bu, talebi anlamama çabasıydı. Şimdi ise, özel okullarda anadilde eğitim gibi bir adımdan bahsediliyor. Bu bir adım olabilir ancak kamusal ve nitelikli bir anadilde eğitim değildir. Bundan özel okullara gidenler yararlanabilecektir. Öncelikle bölgeye baktığımız da özel okul sayısının son derece az olduğunu görüyoruz. Özel okullardan ancak hayli vakti yerinde olanlar yararlanabilir. O zaman anadilde yararlanma yoksulların değil varlıklıların hakkı olur. Yoksul insanlar anadilde eğitimden yararlanamayacak mı? Aileniz varlıklı ise kendi anadilinizde eğitim almak hak oluyor. Fakir iseniz bu hakkınız olmayacak. Siyasi iktidarın Türkiye'yi nasıl yönettiği ile ilgili çok önemli bir yaklaşımdır. Bundan süratle uzaklaşılması gerekiyor. Türkiye toplumunun ihtiyacı özel okullarda adımların atılması değildir. Toplumumuzu oluşturan bütün dillerin ve kimliklerin kendini ifade edeceği ve kamusal alanda bu hizmeti parasız alacakları bir ortam olmalıdır."
Yıldız, özel okullarda anadilde eğitimin sadece şeklen bir düzenleme ve oyalamadan ibaret olacağını kaydetti. "Hükümetin düzenlemesi sahici bir anadilde eğitimi kapsamıyor. Siyasal iktidarın anadilde eğitim ile ilgili hiçbir toplumsal ve akademik katılımlı çalışma yapmaması da endişe vericidir" diyen Yıldız, hükümetin anadil önündeki engellerin nasıl kaldırılacağı yönünde bir derdi olmadığının altını çizdi.
"Bu siyasal iktidarın kaçmaması gereken bir görevidir. Biz bu çerçevede bize de sorumlulukların düştüğünün farkındayız" diyen Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "O yüzden bu talebin karşılığının ne olduğu yönünde kimi çalışmalar yapma hazırlığı içerisindeyiz. Ancak siyasal iktidarın mutlaka, demokratik, akademik katılımlı bir çalışmayı yapması gerekmektedir. Aksi halde gündelik adımlarla bu problemin kapsamlı olarak çözülmesi mümkün değildir. Bu, bunu talep eden toplumun ihtiyacını karşılamıyor."
Altyapı için çalışılmalı
Yıldız, özel okullarda anadilde eğitim için bile ciddi bir altyapıya ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Anadilde talebinin ilkokul veya lise ile sınırlandırılacak bir talep olmadığını vurgulayan Yıldız, "Bu talep okul öncesi ile üniversiteye kadar olan bir taleptir. Bunun düzenlemesi bu şekilde yapılmalıdır. Bunun için bir paket yeterli değil. Altyapısına ilişkin hazırlık yapılmalıdır. Eğitim-öğretim yılı başladı. Siyasal iktidar 4+4+4 diye bilinen sistemi hemen nasıl uygulamaya koyduğunu biliyoruz. Anadilde eğitim son derece önemli bir şeydir. Ama buna ilişkin şimdiye kadar hiçbir hazırlık yapılmadı. Yeni pakette konuşuyorlar ama bu da geniş bir zeminli değildir" dedi.
AKP üzerine düşeni yapacak mı?
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ise bu konuda Kürt halkının ve BDP'nin tavrının son derece net ve açık olduğunu belirterek, kamusal alanda Kürtçenin önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere devlet okullarında anadilde eğitimin verilmesiyle ilgili defalarca açıklama yaptıklarını hatırlattı. Baluken, hükümetin paketinin içeriğini bilmediklerini ancak basına özel okullarda anadilde eğitimin verileceği yönünde bilgilerin sızdığını hatırlatarak, "Özel okullarda bir düzenleme yapılmışsa bunu kabul etmek mümkün değildir. Hükümet şuna karar vermelidir; 90 yıldır varlığı inkar edilen bir dilin yasal ve anayasal olarak tanınması konusunda üzerine düşeni yapacak mı yoksa yapmayacak mıdır?" diye konuştu.
Baluken, siyasal tercihten bağımsız olarak Kürt halkının yüzde 95'inden fazlasının anadilde eğitim almak istediğini, bunun bağımsız raportörler tarafından da dile getirildiğini vurgulayarak, hükümetin bu konu ile ilgili dolambaçlı yollara girmesine gerek olmadığını söyledi. Talebin net bir şekilde ortada olduğunu ve hükümetin buna karşın tavrını ortaya koyması gerektiğini belirten Baluken, AKP Hükümeti'nin daha önce de anadilde savunma meselesinde benzer bir tutum ortaya koyduğunu hatırlattı. AKP'nin anadilde savunma konusunda "Parası olan Kürtçe savunma yapabilir" şeklinde bir düzenleme yaptığını anımsatan Baluken, "Özel okullarda Kürtçe eğitimin mantığı da aynıdır. Yani parası olan bundan yararlanabilir diyor. Yine bir kıstas ve ticari bir zihniyetle ele alıyor. Bu her şeyden önce anayasanın ve uluslararası sözleşmelerin eşitlik ilkesine aykırıdır. Parası olan bu şekilde bir haktan yararlansın mantığı ayrımcı bir yaklaşımdır. Kendi yurttaşları arasında ayrımı ele alan bir yaklaşımdır" dedi.
Şark Islahat Planı güncellendi
Bu yaklaşımın Şark Islahat Planı yaklaşımı olduğuna işaret eden Baluken, "Şark Islahat Planı uygulandığı zaman sokakta Kürtçe konuşan Kürtlere para ödemesi dayatılmıştır. Zihniyeti dışa vurma açısından bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Kürtçe ile ilgili her düzenlemeye parasal ilişki ve ticari meta mantığı ile yaklaşan bir anlayış, Kürtleri 90 yıldır yoksullaştıran anlayıştır. Kürt halkının yüzde 90'a yakını yoksulluk sınırında yaşıyor. 90 yıl boyunca ekonomik olarak bir halkı yıkmaya yönelik politika yürüteceksiniz, sonra da ekonomik geri bırakılmışlığı silah yapacaksınız. Parası olanın da, olmayanın da kendi çocuğuna anadilde eğitim verilmesine ilişkin talebi nettir. Anadilde eğitimin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır" diye konuştu.
ALPER ATALAY/EREN DİNÇ/DİHA/ANKARA