
Şemzinan’da başlayan Devrimci Hamle ile tam bir ay boyunca bölgedeki bütün karakollar gerillanın yoğun ateşi altında kaldı. Gerillalar ağır silahlarla karakolları vuruyor, her gün suikast eylemleri gerçekleştiriyorlardı. Hamle başladıktan bir ay sonra ordu güçleri araziye çıkma girişiminde bulundu. Şemdinli Tugayı’na bağlı 120 özel ordu mensubu ve 30 korucudan oluşan hareketli birlik 22 Ağustos’ta Navreza-Bêgirdê-Robinus üçgeninde araziye çıktı.
Gerilla birlikleri üç koldan eylem gerçekleştirdi. Burada çıkan çatışmalarda HPG’ye göre 18 özel ordu mensubu öldürülürken, çok sayıda silah ve askeri malzeme gerillaların eline geçti. Türk ordusu bu çatışmada 5 askerin öldüğünü, 7 askerin ise yaralandığını iddia ederken; gerillaların ele geçirdiği silahlar, ordu güçlerinin kaybının boyutlarını gözler önüne seriyordu. Bu çatışma aynı zamanda AKP Hükümetinin, Türk Genelkurmay Başkanlığının ve bölgedeki mülki amirliklerin Şemdinli yalanlarını da ortaya çıkarmış oldu.
Özel değil paralı ordu
Bu çatışmada gerillalar birçok ferdi silahın ve askeri malzemenin yanı sıra, askerlere ait kimliklere, sigorta belgelerine, banka hesap cüzdanlarına, özel birliğin komutanına ait telefona ve birçok askeri belgeye el koydu. Eylemi gerçekleştiren gerilla birliğinin komutanı Çekdar Cizre, Türk devletinin, sadece kimlikleri gerillanın eline geçen özel ordu mensuplarının öldüğünü kabul ettiğini söylüyordu.
AKP’nin PKK ile savaşmaları için yetiştirdiği paralı askerlerin maaş bodrolarından ve askerlere ait banka bildirimlerinden ücretli işçiler gibi para aldıkları, ayrıca özel ikramiyelerle de desteklendikleri belgelenmiş oldu. Bu belgelerin basına yansımasıyla birlikte özel ordunun da çuvalladığı ortaya çıktı.
Takdir edilen komutan öldürüldü
22 Ağustos’ta gerillaların eline geçen belgelerden bir tanesi de Kara Kuvvetlerı Komutanlığı 2. Komando Taburu 5. Komando Bölük Komutanlığı Aktütün/Şemdinli/Hakkari, adına düzenlenen takdir belgesiydi. SAYI:1640-375-12 KONU: TAKDİR başlığı ile hizmete özel şeklinde düzenlenen belge, Bölük Komutanı Vekili Piyade Üsteğmen Süleyman Şimşek’in imzasını taşıyordu. Haziran 2012 tarihli belge ile Piyade Uzman Çavuş İbrahim Yıldız, çalışmalarından dolayı tebrik ediliyor.
Başarısız ve faturası ağır girişimden sonra Türk ordusu yeniden karakollara çekilmiş, gerilla mevzilerine ve kırsalda bulunan köylere yönelik hava saldırılarını arttırmıştı. Neredeyse günde birkaç defa uçakların havalanması ve bölgeyi bombalaması bir rutine dönüşmüştü.
Hamlenin 42 günlük ilançosu
23 Temmuz’da başlayan harekatın üzerinden tam 42 gün geçmişti. Bu süre zarfında gerilla birlikleri Şemzinan’ı kuşatarak tam denetimi sağladı. Her gün gerilla eylemlerinin geliştiği ve devam eden harekatın HPG-BİM’in verdiği resmi bilgilere göre 42 günlük bilançosu şöyle oldu: Gerillaların bu süre zarfında gerçekleştirdiği eylem sayısı: 67; Suikast eylemi sayısı: 23; Ağır silahlarla yapılan eylem sayısı: 26; Sabotaj eylemi: 7.
Bu eylemler sonucunda 213 özel ordu mensubu öldürüldü, en az 21 asker de yaralandı. Yaşanan çatışmalarda 14 gerilla yaşamını yitirdi. Gerillaların gerçekleştirdiği eylemlerde 1 Skorsky tipi helikopter ile 1 Kobra tipi helikopter düşürüldü. 1 Skorsky darbelendi. 3 askeri araç, 1 konteynr ve çok sayıda ağır silah imha edildi. 8 askeri araç ise gerillaların sabotaj eylemlerinde darbelendi. Bu süre zarfında Türk hava kuvvetleri çatışma bölgesine yönelik 25 hava saldırısı düzenledi. Çatışma bölgesi 39 defa Türk topçusunun obüs, havan ve kattuşa saldırısına maruz kaldı.
Türk ordusu her tür silahı kullandı
Türk ordusunun savaşta yoğun teknik kullanımına rağmen gerillanın önü bir türlü alınamıyordu. Baran ve Delila isimli iki gerilla, Türk ordusunun tuhaf silahlar kullandıklarını söylüyorlardı: “sis bombasına benzer bombalar atıyorlar. Bu bombalardan bir tanesi yakınımızda patladı. Rüzgar esintisine rağmen ilginçtir bembeyaz duman uzun süre hiç dağılmadı. O esnada kusan arkadaşlarımız oldu. Ağzınıza bir anda köpük doluyor. Aniden vücudunuzdaki bütün suyun çekildiğini, ani ve keskin bir susuzluk hissediyorsunuz. Şiddetli bir baş ağrısı oluyor.” Gerillaların anlatımı, 2011’de dönemin KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın, Amanoslar’da çatışma izi olmadığı halde bir birlikte bulunan bütün gerillaların yaşamını yitirdiği bir olayı değerlendirdiği röportajda söyledikleriyle aynıydı. Karayılan bu röportajında “Türk ordusunun bayıltıcı özelliği olan kimyasal silahlar kullandığını” kamuoyuna duyurmuştu. Bu silahların burada da kullanıldığını kanıtlıyordu.
Yüz metreye yetmiş roket!
Türk ordusunun Şemdinli kırsalına yönelik kullandığı kazan bombalarının, roketlerin, füzelerin, obüs ve havan toplarının haddi hesabı yoktu. Rêber isimli gerilla o dönem bize bir anısını anlatmıştı: “Goman’da bulunduğumuz tepelik yüz metre uzunluğunda ve yaklaşık on metre genişliğinde küçük bir tepecikti. Savaş uçakları bir günde tam yetmiş roket ve kazan bombası attılar. Tepenin biçimi değişti. Ancak aldığımız tedbirler sayesinde hiçbir arkadaşın burnu bile kanamadı.”
Kazan bombalarının yanı sıra, roketler, füzeler, sahra topları, katuşşalar, havan ve obüs toplarıyla bölge aylarca bombalanacaktı. Havada patlayan ve şemsiye şeklinde etrafa şarapnel ve demir parçaları fırlatan bombalar, patladığında beyaz duman çıkaranları, siyah duman çıkaranları her türlü bomba kullanılıyordu Şemzinan’da.
Ordu Şemzinan’a yüklendi
Eylül ayına geldiğimizde Kürdistan’da savaş her geçen gün daha da şiddetlenerek ve Kürdistan’ın dört bir yanına yayılarak devam ediyordu. Şemdinli’de başlatılan sürece, 4 Ağustos’ta Çukurca-Yüksekova, 2 Eylül’de ise Beytüşebap dahil oldu. Zağros-Zap-Botan hattında gelişen direniş Eylül ortalarında ise yeni bir boyut kazandı. Kürdistan’ın diğer eyaletleri de peş peşe devrimci harekâtlar başlattılar. Amed, Bingöl, Erzurum, Amanos, Garzan, Dersim ve Serhat… Kürdistan’da ve Türkiye’de artık devletin gerçekleştirdiği operasyonlardan çok, gerillaların devrimci harekatları konuşuluyordu.
2 Eylül: Sıra Bêşebab’ta
Şemzinan, Gever ve Çelê’de gerillalar rutin yol kontrollerini ve karakollara yönelik eylemlerine devam ederken; bu sefer Devrimci Hamle haberi Botan ve Van’dan geldi. HPG BİM, 4 Eylül günü hamlenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. 2 Eylül günü saat 22.00’da gerillalar tarafından “Şehit Adil ve Şehit Nuda” isimli bir devrimci harekat başlatmışlardı. Harekat kapsamında Şırnak’ın Beytüşşebap (Bêşebap) ilçesi ve çevresinde bulunan Bayrak, Beboskê, Çeper askeri üsleri, Tugay binası, Mezra Alayı, jandarma karakolu ve güvenlik tepesi, polis ve özel harekat timlerine ait binalar ve hükümet konağı gerillalar tarafından hedeflenmiş, Bêşebap’a gelen tüm yollar da denetim altına alınmıştı.
15 dakika içinde ilçe merkezinde hedeflenilen tüm noktaları ve mevziileri ele geçirildiğini duyuran HPG, özel harekat timlerine ve polislere ait tüm mevziilerin ve nöbet kulubelerinin imha edildiğini açıklıyordu. Kaymakamlık binasını ele geçiren ve burada arama gerçekleştiren gerillalar, birçok teknik malzemeyi ele geçirdikten sonra binayı ve içindeki malzemeleri imha etmişt. Gerillalar ayrıca Beytüşşebap-Şırnak yolu üzerindeki köprüyü de havaya uçurmuşlardı.
Ordu kendi tepesini bombaladı
Bayrak Tepesini imha eden gerillalar, Mezra alayı ve tugay komutanlığını hedeflerken; Beboskê tepesini de askerden aldı. Bu tepede 22 asker öldürülürken gerillalar birçok silaha da el koyarak ağır silahları imha etti. Tepenin gerillanın eline geçtiğini gören Türk ordusu kendi tepesini obüs ve havan toplarıyla bombaladı.
3 Eylül sabahı Skorsky tipi bir helikopter gerillalarca düşürüldü. BİM’e göre; Hareketta 53 asker ve polis öldürüldü. Harekat esnasında 4 HPG gerillası yaşamını yitirdi. Gerillalar tüm eylemlerde 5 panzer, 4 A4 silahı, kaymakamlığa ait 1 makam arabası ve 120’lik bir havan imha ettiklerini duyururken çok sayıda silaha da el koyduklarını açıkladı.
5-6 ve 7 Eylül günlerinde Kato Marinos alanının değişik bölgelerinde operasyona çıkan ordu güçleri ile gerillalar arasında yoğun çatışmalar yaşandı. BİM’in açıklamasına göre bu çatışmalarda 33 asker öldürülürken, bir adet Skorsky vuruldu. Yaşanan çatışmalarda ve hava saldırılarında 7 HPG savaşçısı yaşamını yitirdi.
HPG: Gerilla heryerde başarılı
8 Eylül’de HPG Anakarargah Komutanlığı bir açıklama yaptı. “Bahar aylarından itibaren Amanos’tan Serhat’a, Dersim’den Botan’a kadar geliştirilen gerilla direnişi Ştazin, Şemzinan ve Çeleê’de geliştirilen devrimci harekatlarla Kürdistan gerillasının nelere muktedir olduğunu göstermiştir” denilen açıklamada şunlar kaydediliyordu: “Bir haftaya yakın bir süredir Beytüşşebap ve Katolarda sergilenen başarılı direniş, Kürdistan gerillasının ülkenin sadece bir bölgesi ya da köşesinde değil; dün Şemzinan ve Çele’de, bugün Beytüşşebap’ta gösterdiği gibi yarın Kürdistan’ın başka bölgelerinde yapabileceğini kanıtlamıştır. Diğer taraftan hem ilçe baskınında hem de operasyon girişimini püskürtmede sergilenen kapasite disiplin, manevra kabiliyeti, güçlü ve sonuç alıcı vuruş tarzı noktalarında gerillanın ulaştığı düzeyi göstermektedir. Bu savaşta düşmanın gerillalarımızın gösterdiği performans karşısında dayanma gücü ve başarma şansı olmadığı bir kez daha gösterilmiştir”
Necdet Özel bölgeye gidemedi
Şemzinan kuşatması ile birlikte Türk ordusunun ve AKP devletinin bölgede hiçbir otoritesi kalmadı. Türk ordusu sivillere yasakladığı bölgelere kendisi giremiyordu. Gerillalar, Türk ordusunun yaşadığı prestij kaybını göz önünde bulundurarak ne pahasına olursa olsun araziye çıkağından emindiler.
Ordu ilk girişiminde 22 Ağustos’ta ağır kayıplar vermişti. Hem de en seçkin birliklerini özel ordu mensuplarını kaybetmişti. Var olan psikolojiyi aştırmak için her türlü tekniği de kullanarak araziye çıkmak ve ben varım demek zorundaydı.
Türk Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, bu dönemde Hakkari’ye gitmiş ancak savaş bölgesini uzaktan bile görememişti. Özel, “ordu onlara karşı onların yöntemleriyle savaşacak” diyerek ordunun başarısızlığını kabul ederken; yeni bir konseptin devreye gireceğini duyuruyordu.
Arınç: Bölgeyi çok iyi bilen bir örgüt
Yeni konsept dahilinde Özel ve kuvvet komutanları bölgeye geldi, gitti. Binlerce komando ve paralı asker savaş bölgesine nakledildi. Türkiye’den Kürdistan’a savaş uçakları intikal ettirildi. Bu konseptte Türk devletinin yetersiz kalacağı öngörülerek ABD’den destek istendi. Bu da yetmedi korucular operasyona gönderilmek istendi. Arınç’ın; “bölge şartlarını çok iyi bilen bir örgüt ile karşı karşıyayız” sözleri yeni konseptin bir ayağının da korucular olacağını gösteriyordu.
Şemdinli’de var olan ordu gücüne 7 taburdan oluşan binlerce komando ve paralı asker eklendi. Gostê Dağı silsilesi, Hecibeg vadisi, Geniştepe, Gediktepe, Nêrkola vadisi, Evliya köyü yaylaları, Goman, Robinos, Navreza savaş uçakları, Kobralar, topçu ve tankçı birlikler tarafından günlerce bombalandı.
Ordu ekim ayıyla birlikte araziye çıkmaya hazırlanıyordu. Ordu güçlerinin yaptığı hazırlıklar ‘Mehmetçik medyada’ büyük operasyon hazırlıkları olarak geniş yer alıyordu.
Gerilla cephesinde durum neydi?
Ordu cephesinde bunlar yaşanırken gerilla ne düşünüyordu? Gerilla cephesinde neler yaşanıyordu?
23 Temmuz ile başlayan süreç 9 Eylül ile birlikte yeni bir aşamaya girdi. Türk ordusu araziye çıkmaya başladı. O günlerde görüştüğümüz gerilla komutanlarından Sozdar Cudi, şu tespitte bulunmuştu: “Düşmanı araziye çekmek için yollara indik. Karakollar her gün taciz ateşi altında. Nöbetteki askerlere her gün suikast eylemleri gerçekleştiriyor arkadaşlar. Tekeli Taburu’nu ve Şemdinli Alayı’nı her gün ağır silahlarla ve havanlarla vuruyoruz. Arkadaşlarımız gün boyu yollarda kimlik kontrolü yapıyor. Askeri araçlar sabotaj eylemleri ile vuruluyor. Düşman şu ana kadar karakollardan çıkmadı ancak uzun süre bu pozisyonda kalamazlar.”
Psikolojik üstünlük gerillada
Gerilla yaşanan gelişmeleri tartışıyordu. Acaba taktik değişiklik olacak mıydı? Gerilla komutanları ‘her alanı ille de ellerinde tutacakları şeklinde bir yaklaşımlarının olmadığını ancak bazı stratejik yerleri ne pahasına olursa olsun bırakmayacaklarını’ söylüyorlardı. Gerillalar, bölge üzerinde ve Şemdinli merkezde denetim kurmuştu, ana yollar gerilla denetimindeydi. Yani avantajlı olan ve psikolojik üstünlüğü elinde bulunduran gerillaydı.
Reşit Serdar: Düşman ilerlemeyecek
Bölge komutanları ve gerilla birlikleriyle telsizle konuşan HPG Askeri Konsey Üyesi Reşit Serdar, gelinen aşamanın kritiğini yaparak “istediğimiz oldu. Düşman araziye çıktı. Her birimimiz inisiyatiflidir. Düşman hiçbir tepeye kayıp vermeden çıkamayacak. Her adımında geride asker bırakarak ilerleyecek” diyordu.
Tam da bu esnada gerilla eylemleri peş peşe geldi. Ordu, Salara’da operasyona başladı, gerillanın yanıtı Haruna karakolu baskını oldu. Ordu güçleri Goman’a Skorskylerle indirme yapınca, gerilla birlikleri Salara’da konuşlanmış olan birlikleri hedef aldı. Nêrkola’ya çıkmak isteyen ordu güçleri gerillaların sert direnişi ile karşılaşınca geri çekilmek zorunda kaldı. Ordunun Şkerê Spi’ye çıkma çabaları kendisine pahalıya mal oldu ve bu bölgede yaşanan çatışmalarda ordu onlarca kayıp verdi.
Yoğun hazırlıktan ve takviyelerden sonra ordu ilk denemeyi Salara’da yaptı. 9 Eylül günü 04.00-10.00 saatleri arasında Şemdinli’ye bağlı Salara tepesine 7 kez Skorsky helikopterlerle indirme yapıldı. 130 asker ve korucudan oluşan ordu güçlerine yönelik gerillalar saat 15.30’da 4 koldan bir saldırı gerçekleştirdi. Saat 19.30 sularına dek yaşanan şiddetli çatışmalarda ordu güçleri 22 kayıp verdi. Birçok silah ve askeri teçhizat gerillaların eline geçti.
Orduya Bingöl’de büyük darbe
Ordu güçleri hareket etikleri her alanda darbe yiyerek ya geri çekilmek zorunda kalıyor ya da bulunduğu bölgede çakılı kalıyordu. Skorsky tipi helikopterlerle dağlık alanlara indirilen askerler ne ilerleyebiliyor ne de geri çekilebiliyorlardı. Böylesi anlarda gerillaların keskin nişancıları devreye giriyordu. Askerler adeta islim üstünde ‘Ha baskın yedik, ha baskın yiyeceğiz’ psikolojisiyle yabancısı oldukları, karşılarına ne çıkacağını tahmin bile edemedikleri bir coğrafyada ecel terleri döküyordu.
Dikkatler Şemdinli’deyken bu sefer ses getiren eylem Solhan’dan geldi. 18 Eylül günü saat 12.00’da Bingöl-Muş yolu Solhan ilçesi yakınlarında operasyondan dönen ordu güçlerine ait bir konvoy gerillaların hedefi oldu. Tümü silahlı 300 askeri taşıyan konvoy gerillalar tarafından vuruldu. Eylem esnasında 2 otobüs yanarken, bir otobüs ve bir transit ise ağır darbe aldı. HPG’ye göre bu eylemde 110 asker öldü, 50’den fazlası yaralandı.
Gerilla İHA düşürdü
18 Eylül günü saat 12.15 sularında Medya Savunma Alanları’nda bulunan Metina alanının Orê ile Edinê köyleri arasında keşif uçuşu yapan bir İHA, gerillaların hava savunma bataryaları tarafından düşürüldü. Düşen İHA’nın görüntüleri gerillalar tarafından Gerilla Tv’de yayınlandı.
Türk ordusunun karadan bir harekat geliştirmediğine ve helikoperlerle bazı tepelere, geçitlere asker indirdiğine dikkat çeken gerillalar; Türk ordusunun, gerillanın kale gibi yapılmış karakollara saldıracağını tahmin ettiğini ve buna göre tedbir aldıklarını ancak kendilerinin bu oyuna gelmeyerek büyük bir sabırla planlamalarını yürüttüklerini ifade ediyorlardı. Onlara göre her şey yolunda ve kontrol altındaydı.
Bu çatışmalarda gerilla savaşında temel olan bir taktik daha değişiyordu. Eskiden gece eylem yapıp çekilen gerillalar artık gündüz gözüyle eylem yapıyorlardı. Skorskyler ve Kobra tipi helikopterler sürekli olarak gece hareket ediyor; Türk ordusu asker cenazelerini bile gündüz alamıyor, geceyi bekliyordu. Türk ordusu gece termal, lazer, gece görüş dürbünü gibi teknik üstünlük yardımıyla ancak hareket edebiliyordu. Tekniğin kendilerine sağladığı avantajı kullanmak istiyorlardı.
Kalekol 5 dakikada düştü
Gerillalar 14 Eylül’de yine kapsamlı bir eylem için harekete geçti. Bu sefer hedef Şemzinan-Gever yolu üzerinde bulunan Haruna (Güzelkonak) Jandarma Kalekolu’ydu. Devrimci harekat kapsamında gündüz saatlerinde(saat (15:00) gerçekleştirilen eylemde en az 60 asker öldürülmüş, eylemde 3’ü kadın 8 gerilla da yaşamını yitirmişti. HPG Basın İrtibat Merkezi’nin(BİM) açıklamasına göre; gerillalar 5 dakika gibi kısa bir sürede kale-kolun denetimini ele geçirdi. Gerillalar karakoldaki askeri araçları imha etti. Durê karakolundan eyleme müdahale etmek isteyen zırhlı araçlardan oluşan konvoy da gerillalarca vuruldu. Tuyê ve Qola köyleri kırsalına asker indirmek isteyen Skorsky tipi helikopter ise darbelendi.
Türk devleti eylemde 1 korucunun öldüğünü ve 9 askerin yaralandığını söylerken; yayınlanan görüntüler Türk devletini yalanlayacaktı. Gerillalar eylemi başından sonuna kadar görüntülemişlerdi. Bu görüntülerin yayınlanması devlet ve ordu için şok etkisi yarattı. AKP’ye olan güvensizliği daha da arttırdı.
Amed devreye girdi
16 Kasım sabahı saat 05.45’te Amed’in Lice İlçesine bağlı Angul (Duru) karakoluna yönelik gerillalar bir fedai eylemi gerçekleştirdi. Karakolu ağır ve ferdi silahlarla ateş altına alan gerillalar karakol nizamiyesi önünde 4 ton patlayıcı yüklü bir aracı patlattı. Yaşanan şiddetli patlama sonucunda karakol binasının ön cephesi, 10 asker mevzisi, 1 tank, 1 A4 ağır silahı mevzisi, karakol cephaneliği ve karakol çevresinde bulunan konteynırlar imha oldu. Daha sonra yayınlanan görüntülerde de görüldüğü gibi karakol binası ve çevresindeki yapılar alev alarak yandı.
HPG’ye göre bu eylemde 36 asker öldü, çok sayıda asker de yaralandı. Saat 07.30 sularında ordu güçleri Kobra helikopterler desteğinde Angul, Dêrkam, Huseynîk, Panav, Derxus ve Cinezor alanlarına yönelik operasyon başlattı. Gerillalar saat 09.30 sularında Derxus ve Cinezor alanları arasında bulunan askeri birliği hedefledi. Bu eylemde ise 6 asker öldürüldü.
23 Temmuz’da Şemzinan’da başlayan ve gittikçe yayılan gerilla hamlesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 yılı Newroz’unda “artık silahların değil, fikirlerin konuşmasının zamanı gelmiştir” açıklamasıyla yeni bir evreye geçti.
* PAZARTESİ: Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, Devrimci Hamlenin sonuçlarını değerlendiriyor.
CİHAN ÖZGÜR