Dostun da, düşmanın da şapka çıkarttığı, alkışladığı bu tarihin sembolü Özgür Gündem gazetesidir. Doğruları yazdığı ve ilkelerinden taviz vermediği için onlarca muhabiri, yazarı, dağıtımcısı katledildi. Merkez binası ve büroları bombalanarak yerle bir edildi. Yine de bu gelenek namerde boyun eğmedi, inandığı yolda hep daha ileriye yürümesini bildi. Tarihinde ödediği çok ağır bedellere rağmen yayın ilkelerinden, vicdanından, politik ahlakından asla taviz vermedi. Saygınlığını, prestijini de buna borçlu.
Özgür Basını izleyenlerinin bildiği bu gerçeği yeniden neden mi hatırlatıyorum?
Anlatayım;
Koma Civakên Kürdistan (KCK), 25 Nisan 2013 tarihinde Kandil’de tarihi basın toplantısı düzenledi. Yüzlerce gazeteci o gün tarihi açıklamaların yapıldığı basın toplantısını izledi. Toplantı öncesi, günü ve sonrasında pek çok yazı yazıldı, yorum yapıldı. Bunlar halen de devam ediyor. Kandil’de yapılan basın toplantısını ben de gazeteci olarak izledim ve izlemlerimi ANF’ye yazdım. O güne ilişkin yazılan pek çok yazıyı da sonradan okuma fırsatım oldu.
Bu yazılardan biri de Özgür Amed imzasıyla 28 Nisan 2013 tarihinde Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan yazıydı. ‘Gerçek Kandil notları’ başlığını taşıyan yazı; basın toplantısını izleyen Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş ve basın toplantısında bulunmayan Akşam gazetesi yazarı Tuğçe Tatar üzerine kurulmuş. Her iki meslektaşımla da Kandil’de karşılaşmıştım. Tuğçe Tatar basın toplantısından bir süre önce Kandil’e gelmişti ve KCK Yürütme Konseyi Üyesi Ronahi Serhat, Kongre Gel Başkanlık Divanı Üyesi Hacer Zagros ile röportaj yapmıştı. Yaptığı röportaj da kamuoyunda ses getirmişti. Aslı Aydıntaşbaş ise basın toplantısı günü Kandil’e geldi ve basın toplantısından sonra bir grup gazeteci olarak KCK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan’la yemekte bir araya geldik.
Özgür Amed, basın toplantısı günü Kandil’deymiş gibi yazısını kaleme almış. Yazısında mizahı, hayal günücünü kullanarak bir kurgu kurması elbette kendi tercihidir. Amacına uygun kullanıldığında sorun da yoktur. Ancak amacının dışına çıkıldığında sorun vardır. ‘Gerçek Kandil notları’ yazısında da böyle olmuştur. Yazısına iki kadın meslektaşımızı konu yapması, hafife alıp alay etmesi, hakaret etmesi, saygı sınırlarını aşması Özgür Basın adına da, Özgür Gündem gazetesi adına da asla kabul edilmemelidir. Edilmemeli çünkü; insanların güneş gözlüğü, tipi, ayakkabısı, gülmesi, davranışları ile uğraşmak Özgür Basının işi olmamıştır ve olamaz da. Kadının, bireyin, ailenin, toplumun ve ötekilerin temel hak ve özgürlüğü Kürt Özgürlük Hareketi, dolayısıyla Özgür Basının varlık sebebini oluşturur. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, PKK’nin kadınlar konusundaki görüşleri, yaptıkları, hassasiyetleri biliniyor ve toplumdan takdir de topluyor. Kadının baskı altına alındığı, horlandığı, aşağılandığı bir ülke de iki kadını alaya alıp yazı konusu yapmak mizah değildir. Bu temsil ettiğimiz değerlerle de örtüşmemektedir.
Özgür Basın buradan yola çıkarak tarihi boyunca hep cins ayrımına karşı mücadele etmiş ve bu konuda rüştünü ispatlamıştır. Bunun sonucu olmalıdır ki Özgür Gündem gazetesinin yayın yönetmeni koltuğunda bir kadın oturmaktadır. Dolayısıyla gazete yönetiminin niyetinden bir kuşku duymuyorum ancak editöryal süzgeçten geçirilmeden bir yazının yayınlanması gazetenin kimliği, itibarı açısından sorun teşkil etmiştir. Elbette Özgür Gündem’de her çıkan yazı gazetenin görüşü değildir. Tıpkı Özgür Amed’in yazısının gazetenin görüşü olmadığı gibi. Ancak gazetede çıkmış olması gazeteyi de sorumluluk altına koyar.
Sonuç olarak; Türk medyasının klasik hastalığıdır kadını aşağılamak, reklam malzemesi yapmak, kar objesi olarak kullanmak. Kadını yüceltmek, hak ettiği değeri vermek ise Özgür Basının olmazsa olmazı ve onurudur. Türk medyasının tercihlerinin yanlışlıkla da olsa Özgür Basına sirayet etmesi asla kabul edilemez. Özgür Basın geleneği, mirası da bunu gerektiriyor. Kimse bizden tarihimizin gölgelenmesine, ilkelerimizden taviz vermemizi bırakın beklemeyi hayal bile etmesin.
O gün Kandil’de görev yapan Özgür Basın emekçileri olarak Özgür Gündem’de çıkan adı geçen yazıdan üzüntü duyduk. KCK yetkililerinin de üzüntü duyduğunu biliyorum. Yazıya konu olan iki kadın meslektaşımızın onurları incindiği için özrümüzü kabul edeceklerini umuyorum…
Özgür Basının farkı