1987 yılında gördükleri baskı ve zulme karşı 3 çocuklarını ailelerine bırakarak PKK'ye katılan Devlet (Çiya) ve Latife (Nujen) Fidan çifti, farklı tarihlerde yaşamlarını yitirdi. Yaşamlarını yitirdikleri bilgisine bile ailelerinin 22 yıl sonra ulaşabildiği PKK'li çiftin çocukları, anne ve babalarının verdiği özgürlük mücadelesi sayesinde bugünlere gelebildiklerini söyledi. Çocuklardan Ümmihan Erdoğan, bir gün telefonla kendisini arayan annesinin, "Ben sizin özgür bir ülkede yaşamanız için gittim" dediğini anlattı.


Sadece çocuklar gitmedi

On yıllardır uygulanan baskı, şiddet ve asimilasyon politikaları yüzünden bugün olduğu gibi onlarca Kürt genci, yüzünü dağa dönüp Kürt Özgürlük Mücadelesi'nde yerini aldı. Katılanlar sadece anne ve babaları katledilen, işkencelere maruz kalan, hakarete uğrayan çocuklar da olmadı. Onlarca anne ve baba da çocuklarını artlarında bırakmak zorunda kalarak, dağlara çevirdi yüzünü. Bu çiftlerden biri de Devlet ve Latife Fidan çifti. Yekta, Ümmihan ve Fevzi isimli 3 çocuklarının gelecekleri için Kürt Özgürlük Mücadelesi'ne katılan Fidan çifti, Çiya ve Nujen isimlerini aldı.

Yıllar sonra öğrendiler

Kürdistan dağlarında özgürlük mücadelesini sürdüren Devlet Fidan (Çiya), 1993 yılında Türk savaş uçaklarının bombardımanı sonucu Zaxros Dağları'nda, artık yoldaşı olan eşi Latife Fidan (Nujen) ise, 1996 yılında Suriye'den Güney Kürdistan'a geçtiği sırada çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Aileleri ise çocuklarının yaşamlarını yitirdiğini aradan 22 yıl geçtikten sonra, 15 Mayıs'ta isimlerinin açıklanmasıyla öğrenebildi.
Devlet ve Latife Fidan'ın geride bıraktıkları çocuklarından Yekta Fidan ve Ümmihan Erdoğan, anne ve babasız geçen yıllarını anlattı.

Haberi Tv'den öğrendiler

Anne ve babalarının yaşamlarını yitirdiğine dair haberi, televizyondan öğrendiklerini belirten Amed'de yaşayan çocukları Yekta ve Ümmihan, Güney Kürdistan'da yaşamasından dolayı kardeşleri Fevzi'nin taziyeye gelemeyişinden duydukları üzüntüyü de paylaştı. 16 yaşındayken anne ve babasının PKK'ye katıldığını öğrendiğini dile getiren Ümmihan Erdoğan, bir gün kendisini telefonla arayan annesinin, "Ben sizin özgür bir ülkede yaşamanız için gittim" dediğini aktardı.

'Onların sayesinde...'

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren herkese saygı duymak gerektiğini sözlerine ekleyen Ümmühan, "Çünkü sonuçta insanlar bir şeylerin mücadelesi için yaşamlarını feda ederler. Devlet yıllardır dilimizi, kimliğimizi ve kültürümüzü yok saymaya çalıştı. Annem ve babam da özgürlük mücadelesi vermek için dağın yolunu tuttu. Onların verdiği mücadele sonucunda bugün dilimizi, kültürümüzü rahat konuşuyoruz" diye konuştu.

Annesi Nujen'i anlattı

Mêrdîn'in Stewr (Savur) ilçesinde yaşayan Latife Fidan'ın annesi Rahime Fidan ise, yaşamını yitiren kızının öyküsünü gözyaşları içerisinde anlattı. Devlet tarafından kızı ve ailesine baskı yapıldığını ve acılarla geçen yıllar ardından Latife'nin 1987 yılında PKK'ye katıldığını kaydeden Rahime Ana, o dönemlerde evlerine sık sık askerlerce baskınlar yapıldığını, bir baskında da kızının, 'Örgüt üyesi olmak' suçlamasıyla gözaltına alındığını söyledi. 


Diyarbakır Cezaevi'nde de kaldı

Latife'nin yaklaşık bir ay Amed'de gözaltında tutulduğunu belirten Rahime Ana, çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan kızının ailesi ile birlikte daha sonra Stewr'in Pınardere köyünden Amed'e göç ettiğini dile getirdi. Kızının eşiyle beraber bir muhasebe bürosu açarak geçimlerini sağladığını, ancak yargılandığı davadan 3 yıl hapse mahkum edildiğini ve tutuklanarak cezaevine konulduğunu sözlerine ekleyen Rahime Ana, "Diyarbakır Cezaevi'nden tahliye olduktan sonra çocukları ve eşiyle vedalaşmadan İstanbul'a gitti. Oradan da PKK saflarına katıldığını öğrendik. Geride kalan 3 çocuk, anne ve babasız büyümek zorunda kaldı. Çocuklarına dayıları ve amcaları baktı" diye yaşananları anlattı.

Zulme karşı dağın yolunu tuttular

Acılı günlerin hem tanığı hem de mağduru olan anne Rahime Ana, kızı ve damadının özlemi ile 22 yıl yaşadıklarını ifade ederek şöyle konuştu:, "Kızım Latife ile damadım devletin zulmüne dayanamayıp dağın yolunu tuttu. Kızımı ve damadımı bu savaşta kaybettim. Ama yine de barış diyoruz. Analar ağlamasın geride kalan çocuklar yetim kalmasın. 22 yıl aradan sonra kızım ve damadımın gelen şahadet haberiyle sarsıldık. Kürt sorunun çözülmesi için devam eden bir süreç var. Ne gerilla ne de asker anaları ağlamasın. Ancak bu çözüm Sayın Öcalan özgür olmadan olmaz." 

DİHA/MÊRDÎN