Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Turan Günana, 86 gündür açlık grevinde. 1981’de Siirt’in Baykan ilçesinde dünyaya gelen Günana, ilk okul 2. sınıfa gelene kadar burada kaldı. Ailesinin 1988’de İstanbul’a taşınması ile Günana okul hayatına burada devam etti. Küçükköy’de bulunan Şükrü Yemenici İlkokulu’nu bitiren Günana, Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi’nde okudu. 2005’te tutuklanan Günana, müebbet hapis cezası aldı. 14 yıldır cezaevinde olan Günana, 2005 ile 2012 arasında Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldı. 24 Aralık 2012’de Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Günana, 2012 yılında cezaevlerinde başlatılan ve 68 gün devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde 59 gün kaldı. Günana 15 Şubat 2018’de de Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle tek başına 53 gün açlık grevinde kaldı. Günana’nın, tutuklu yazar Emin Gurban’ın sorularına yanıtları şöyle:
Neden açlık grevi? Talebinizi başka eylem biçimleriyle gündemleştiremez miydiniz?
Direnişimiz, sözün anlamını yitirdiği bir süreçte söze tekrar anlam ve itibar kazandırma direnişidir. Bırakın zindanları, tüm toplumsal yaşam alanları zindanlaştırılmıştır. Tecrit Roboskî’dir. Cenazesi haftalarca sokakta kalan Taybet Ana’dır. Cizre bodrumlarında diri diri yakılan Mehmet Tunçlar’dır. Boynuna ip geçirilip cenazesi panzerle sürüklenen Lokman Birlik’tir. Cenazesi dondurucuya koyulup muhafaza edilen Cemile Çağırga’dır. Katledilip cenazeleriyle oynanan, çıplak bedenleri teşhir edilen Barin’dir, Ekin Wan’dır. Uçaklarla kemikleri bombalanan şehitliklerimizdir. 86 yaşında zindana atılan Sisê Ana’dır. Zindanda katledilen İbrahim Akbaba’dır. Belediyeye atanan kayyumlardır. Kelepçelenen siyasi iradedir. İşgal edilen Efrîn’dir. Kısacası faşizmdir. Böylesi bir faşizm fırtınasının olduğu koşullarda açık ki başvurulacak diğer yollara başvurulmuş, ancak sonuç alınamamıştır. Bu nedenle sözün, anlam yitimine başladığı bu zaman ve koşullarda direnişimize ses ve söz olmaya, küllenmiş vicdanları alevlendirmeye adadık kendimizi.
Tecridin son bulmasıyla ülke ve bölge siyasetinde ne değişecek?
Önderliğimizin ülke ve bölge siyasetindeki rol ve önemini dost da düşman da çok iyi biliyor. Önderlik siyaseti halklar lehine olduğundan, yerel, bölgesel ve uluslararası egemen güçler bu tecrit ve izolasyon politikalarını eşgüdümlü olarak sürdürüyor.
Tecridin kaldırılması için yüzlerce tutuklu bedenini açlığa yatırmış. Buna rağmen uluslararası kurum ve kuruluşların sessizliğini neye bağlıyorsunuz?
Başta AİHM ve CPT olmak üzere hepsi, efendilerinin politikaları hilafına adım atamazlar. Sessiz kalmaları Sayın Öcalan’ın Demokratik Modernite Paradigması’ndan, devrimci-sosyalist karakterinden, Ortadoğu ve dünya siyasetindeki potansiyel gücünden ve buna duyulan korkudan ileri geliyor.
Eyleminizle bu sessizliğin kırılacağını düşünüyor musunuz?
Evet. Direnişimiz zaten egemenlerden, sömürgecilerden bir şeyler talep etme amaçlı değildir. Mücadele tarihimizde talep eden olmadık; direnip mücadele ederek hakkını elde eden, kazanan ve bu uğurda ölümlerden sakınmayan olduk. Bu direnişimiz de aslında Kürt toplumu başta olmak üzere tüm ezilen Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu halklarının sesi olmaya dönüktür. Halklarımız onlarca, hatta yüzlerce yıldır gözünü sakınmadan her türlü bedeli özgürlüğü uğruna vermiştir. Faşist rejimin ağır baskıları, bu baskıları görmezden gelen uluslararası çıkar siyaseti ve dolasıyla sivil darbenin yaşandığı böylesi bir süreçte belki bir durgunluktan bahsedilebilir ama bu halkın öfkesinin olmadığı ya da bu faşizmi desteklediği anlamına gelmez. Zindanlardaki bu direnişimiz bir halk direnişidir. Leyla Güven halkın ta kendisidir. Bizler bu mazlum halkın evlatlarıyız. Dışarıdaki halkımız da gün geçtikçe Kürdistan ve Avrupa başta olmak üzere bu direnişi sahipleniyor ve daha da sahiplenecektir. Sonuç ne olursa olsun daha başladığı ilk anlarda kazanmıştır ve sonunda büyük kazanacaktır. Sayın Öcalan’la kardeşinin görüşmesi belki 15-20 dakikadır. Leyla Güven’in tahliyesi hakeza belki bir özel savaşı amaçlamaktadır. Ancak bunlar direnilerek oluyor. Tecrit politikaları, Öcalan’ı diri diri İmralı’ya gömmek demektir. Bunu asla kabul etmedik, etmeyeceğiz. Halkımız bu hakaret karşısında sessiz kalmadı, kalmayacak.
86 gündür açlık grevindesiniz. Buna rağmen moralli ve coşkulu görünüyorsunuz. Bu gücünüzü, coşkunuzu nereden alıyorsunuz, sizi motive eden şey nedir?
Bizler gücümüzü Öcalan’ın, öncü yoldaşlarımız Mazlum, Hayri, Kemal, Akif ve Aliler’in direniş çizgisinden, toplumsal hakikatimiz ve doğrulardan alıyoruz. Yaşamı uğruna ölecek kadar sevenlerin ardıllarıyız. Bugün yaşam Öcalan’dır, umut Öcalan’dır. Onun yolunda onun uğruna sömürgeciliğe, işgalciliğe karşı direnmek kadar onur edici bir şey olamaz. Keşke bir canımız değil de bin canımız olsaydı da bu haklı uğurda feda edebilseydik. Şunu da eklemek istiyorum; nasıl ki Hayriler, Kemaller, Saralar, Kenan Evren faşizmine boyun eğmedilerse bizler de AKP-MHP faşizmine asla boyun eğmeyecek, zalimleri tarihin lanetlileri arasına göndereceğiz. Bizim beynimize hükmeden bedenimiz değil, bilincimizdir. Özgürlüğe olan tutkumuz, insanca yaşama isteğimiz ve irademizdir.
F Tipi koşulları da bir nevi tecrit sayılır. Sadece iki arkadaşla kalıyorsunuz. Bir gününüz nasıl geçiyor? Zorluklar yaşıyor musunuz? Arkadaşlarınızın size karşı yaklaşımları nasıl?
Direnişimiz süresince arkadaşların aşırı ilgi ve alakası oldu, oluyor. Özellikle yanımızdaki her iki arkadaş ve diğer arkadaşlar ile dışarıdaki halkımız, dostlarımız desteğini esirgemedi. Duygusal olarak bu aşırı ilgi ve alaka, günlük bireysel pratik işlerimi yapma istekleri, bir elbise yıkamaktan bir bardak su içmeye bile kendilerinin koşturması beni biraz zorluyor. Ayrıca ben bu eylemde olduğumdan zorla birkaç lokma yemeleri ve yarı eylemde olma halleri de insanı zorlayan hususlardan. Günde 8-10 saat uzanıp uyumaya çalışıyorum. Genelde bunun 4-5 saatini uyuyabiliyorum. Diğer zamanlarım; okuma, sohbet etme, haberleri takip etme, satranç oynama ve mektup yazmakla geçiyor.
Size acıma duygusuyla bakan oluyor mu; örneğin aileniz, cezaevi personeli, doktorlar gibi?
Beni yakından tanıyanların duygusal anlamda bir acıma duygusuyla yaklaşmadıklarına eminim. Zaten özgür bir irade ve bilinçle gerçekleşen bir eylem acınılacak bir eylem değildir. Böylesi bir iradeye ancak saygı duyulabilir. Hem ailem, hem de arkadaşlarım bu çerçevede yaklaşmaktadır. Cezaevi idaresinin prosedür gereği eylemi bırakmam yönünde talebi oldu. Ancak hem kurum doktoru hem de personelin çoğunun saygıyla yaklaştığını tavırlarından anlamak mümkün.
Eylem kararınızı aileniz nasıl karşıladı?
Ailem mücadeleye yabancı bir aile değildir. Eylemi içtenlikle desteklemektedirler. Bu vesileyle kendilerine de bu yoldaşça yaklaşımlarından ötürü şükranlarımı sunuyorum.
Hangi gelişmeler yaşanır ve koşullar sağlanırsa talebiniz karşılanmış olur?
Öcalan üzerindeki mutlak tecrit ve izolasyon politikalarına son verilmelidir. Ailesi, avukatları ve sivil ziyaretlerin önü açılmalıdır. Sağlık sorunları için bağımsız bir doktor heyeti tarafından gerekli tetkik ve tedavisinin yapılması sağlanmalıdır. Öcalan’ın İmralı esaretinin son bulması ve özgürlüğünün sağlanması için gerekli koşulların oluşturulması esas hedefimizdir.
Destek ve dayanışma eylemlerini yeterli buluyor musunuz?
Halkımız ve demokratik çevreler gün geçtikçe direnişimize daha çok sahiplendi, sahipleniyor. Ancak kimi direnişçi arkadaşlarımızın sağlık durumu kritik bir aşamadadır. Bu nedenle çok geç olmadan bu sahiplenme yalnızca tutsak ailelerine bırakılmadan daha etkili ve kitlesel bir niteliğe kavuşmalıdır.
Son olarak Kürt halkının yanı sıra Türkiye demokratik kamuoyuna şunları söylemek istiyorum: Direnişimiz bu faşist yalan imparatorluğuna, onun her türden haksızlığına, hukuksuzluğuna, zalimliğine, kıyıcılığına, gericiliğine karşıdır. Direnişimizi sahiplenip, sesimize ses verip bu zifiri karanlığı parçalamalıdırlar. Bu pervasızlık ve hukuksuzlukları zalimlerin gücünün değil, güçsüzlüklerinin göstergesidir. Direnişimiz bu zalim iktidarın yerle bir edilmesinin ilk hamlesi, özgür günlerin ilk kıvılcımıdır. Gelin bu direnişi gürleştirin, bir yerlerden başlamak için gereken gün bugündür. Artık yeter demek gerekir.