Almanya Gündemi
Sosyal medyada bir görüntü... Yaralı bir kadın gerilla (YJA Star'lı Saime Avşin (Avaşin Gabar) olduğu ailesi tarafından doğrulandı) çevresine üşüşmüş asker ve korucular, üst araması yapıyorlar telaşla. Arama sırasında cinsiyetçi küfürler savruluyor.
Bu arada kadın gerilla elleri ile kendisini aramak isteyen asker ve korucuları itiyor. Yaralı olduğu için kalan son enerjisi ile bile bu ahlaksızlık karşısında direniyor.
Söz konusu görüntüler muhtemeldir ki, zafer edası ile servis edilmiştir. Nasıl bir haleti ruhiye kadın bedeni üzerinden güç gösterisi yapar?
Kendinden geçmiş, bitmiş tükenmiş, aciz bir zihniyetin son çırpınışlarıdır kadın bedeni üzerinden zafer ilanı. Savurdukları küfürler ise; nesnesi oldukları erkek egemen zihniyetinin ahlaksız temsilidir, ötelediği kadın karşısındaki yenilginin dışa vurumudur.
"Fahişe" küfrü geçiyor sık sık görüntülerde. Asıl kim fahişe? Nasıl bir çaresizliktir bu, nasıl bir utanç?
Savaş kahramanlığı, kadın bedenini teşhire, siyaseti ise kadın bedeni üzerindeki tahakküm arzularına endeksli bir zihniyettir asıl fahişelik. Zafer kazanamadığı bir savaşta, kendini kandırma kurmacasıdır fahişelik. İşgal ettikleri topraklarda ilk kadınlara yönelerek güç gösterisi yapma zavallılığıdır asıl fahişelik.
Kadın bedeni üzerinden ahlaki, dinsel normları inşa eden eril Türk devleti, savaş ahlak(sızlığı)ının inşasını da kadın bedeni üzerinden yapmaya devam ediyor. Devleti daha fazla öfkelendiren de Kürt kadınının kendini temsil etme gücüdür. Kadının savaşta ve siyasette özneleşmesine tahammülü olmayan devlet, Varto’da YJA Star gerillası Kevser Eltürk’ün cansız bedenini teşhir ederek, karşı tarafa zafer ilan ettiğini düşünecek kadar çaresizdi zira. Cizre’de, Sur’da bu zavallılığa devam edildi.
...
Kafamda hala asker ve korucuların ağızlarında salya gibi akan küfürler dolaşıyor. Öfkelenmemek için bütün duygularını bloke etmesi gerekir insanın.
Toplumsal davranışlara yön veren olgular ‘değerler bütünüdür’. Bu değerler bireye yön verir. 12 yıldır iktidarda olan AKP’nin topluma kazandırdığı (!) değerler bütünü ahlaki, kültürel, inançsal çürümedir.
Otobüste şort giyen kadına saldıran Abdullah Çakıroğlu bu çürümüşlüğün bir tezahürüdür.
Zira söz konusu zatın ifadesi aynen şöyle: "Yaşadığımız ülkenin ve toplum değerlerinin ayak altına alındığını, bayan şahsın kendisi ve çevresinde bulunan insanlara giyiniş tarzı ile saygı göstermediğini düşündüm. Manevi yönüm ağır bastı. Bir anda koltuktan kalkarak yüzüne doğru bir tekme attım.”
Kadının sosyal yaşamdaki sınırlarını, giyim şeklini, gülmesini, kaç çocuk yapması gerektiğini belirleyen AKP, topluma bu bireyleri kazandırdığı için kendisi ile ne kadar iftihar etse azdır.
Bir bebeğe tecavüz edecek kadar ileri giden ahlaki bir kokuşmuşluk...
Kadınların ahlak bekçilerine ihtiyaçları yok...
...
Kadın Özgürlük Hareketi’ne, Kürdistanlı kadın savaşçılarına dünyanın gıpta ile bakması boşa değildir. Bu irade karşısında zavallılaşan devlet, kadının ölü ve yaralı bedeni üzerinde güç gösterisi yaparak kendini tatmin etmeye çalışıyor. Çünkü kadının gücünden korkuyor.