Elbette daha öncesi de var. Zira çarpık ideolojinin, “etnisite eritme” projesi gereği, reva görüldüğü üzere doğdukları coğrafyada geçimlerini sağlayamadıklarından, başka yerlere göçmeyi mecbur bırakılmışlardır. Asrın son çeyreğinde durum daha farklı gelişti. Özellikle 1990’lı yıllarda yığınsal olarak tabi tutuldukları zorunlu göçlerle, çoğu başı açık-yalın ayak gelip buralara ulaştılar.

Doksanlı yıllardaki siyasi süreçte sistem zapt edilmeyecek hoyratlık içindeydi. Öyle ki, Türklük budunsallığı dışında kalanları, çelik bir potada eritmek projesini hemen hayata geçirmek peşindeydi. Buna en yüksek sesle itiraz eden Kürt halkına topyekun savaş dayatıldı. Oligarşik sistem Kürt coğrafyasında kaotik ortam yaratarak, direniş sergileyen halka hiçbir hukukta ifadesini bulmayan en acımasız yöntemleri uyguladı. Ancak bu da yanmaya başlayan özgürlük mücadelesinin ateşini söndüremedi. İnsanlar yüreklerinin sadece küçük bir köşesinde anılarına olan duygusal bağlılığı saklı tutarak mücadeleye atıldılar. Dahası mücadelelerini doğup büyüttükleri toprakların dışında, uzak diyarlarda da  sürdürdüler.
Bu nedenle, Kürt halkının birçok yiğit evladı ülkesine hasret öldü. Nitekim, bir süre önce (21 Ağustos) “zor” mahsulü duvarların arkasında cızırtılı radyodan haberleri dinlerken duyduğum habere inanamadım! Ne var ki bir süre sonra acı gerçekle karşı karşıyaydım. Cemal Kavak, çok sevdiği ülkesinden uzakta yaşamını yitirmişti! Yoldaşım, gözyaşlarımı yüreğime akıttığımı iyi bilirdi. Lakin bu kez öyle olmadı. Gözyaşlarım önündeki tüm engelleri yıkarak sessizce beton -elimde olmadan- zemini ıslattı.
Söze İstanbul’dan başlamamızın nedeni, Cemal yoldaşın aktif demokratik siyasete buradan başlamasındandır. Doksanlı yılların dayattığı koşullar; her yurtsever Kürt gibi Cemal yoldaşı da “ne yapabilirim” kabilinden hareket etmesini zorunlu kılmıştı. Bunun sonucu olarak İstanbul Bayrampaşa HADEP İlçe örgütlenmesini başlatmış ve kurucu başkan olarak, bizim de dahil olduğumuz yönetimi oluşturarak halkına hizmet yolculuğuna çıkmış oldu.
Aktif demokratik siyasete başlamış olduğu yer Bayrampaşa, bir bakıma oligarşinin zor araçlarının ardiyesi işlevini görmekteydi. Zoru aşmak ise Cemal yoldaşın karakterinde vardı. Burada önemli bir mevzii kazanılmıştı. Göz dolduran görkemli çalışmalarla kısa zamanda göç mağduru halkımızın sorunlarına çözüm olabilecek örgütlemeleri tamamlayarak demokratik siyaseti halkla buluşturdu.
Cemal yoldaş tüm demokratik siyasal çalışmalarda; tutarlılığı ve coşkusuyla arkadaşlarına güç kazandırırdı. Halkına güven veren; her bakımdan onurlu ve kararlı duruş sahibiydi. Özgürlük mücadelesi uğruna en ağır bedel vermekten kaçınmadı. Hiçbir bireysel ve ailesel kaygısının dile getirdiği görülmedi. Bu çok nettir!
Bu özellikleri, onu artık İstanbul’un tamamda halkıyla buluşmasını zorunlu kıldı. İl yönetiminin her kademesinde ve en ağır şartlarda İstanbul İl başkanlığı görevini yürüttü. Hiçbir görevden kaçmayan bu fedakâr insan, “Halkım bana nerede görev verirse yapmaya hazırım. 'Mahalleye dön' derse döner mahallede çalışmamı yürütürüm” diyordu. Kendi önüne engel koymadı. Yurt dışına çıkış yapmadan önce parti genel merkezinde de aynı coşkuyla çalışmalarını bu kez ülke ve bölge genelinde yürüttü.
Bu kadar aktif ve kararlı bir duruşun sahibi, özgürlük ve demokrasi mücadelesi öncüsü konumundaki birine elbette oligarşik sistem daha fazla tahammül edemezdi. Baskılar ve art arda gelen davalar, O'nun yurt dışına çıkışını zorunlu kıldı. Orada da çalışmaların sürdürdüğünden Fransa’da tutuklu kaldı. Son olarak örgütsel çalışmalarda bulunduğu Avusturya’da çok sevdiği ülkesine derin bir özlemle yaşamını yitirdi.
Her zaman yüreğini halkının özgürlük taleplerine açık tutan; vicdanını kanatırcasına sorgulamaya tabi tutan; sımsıkı bir inanca sahip bu yürekli insanla özgürlük mücadelesi yolunda aynı mekan ve zamanda 18 yıllık yürüyüşümüzün onurunu yüreğimde taşıyacağım. Bundan ötürüdür ki, fiziksel olarak yaşamdan zamansız çekilmesi üzerimde ağır bir etki bıraktı. Elbette duygusallıktan bir an önce kurtulmak, bu değerli yoldaşımızın ansına layık olmamın bir gereğidir. Ölümsüzlük kervanına katılan Cemal yoldaş, ertelemeci değildi ve hasretin özgürlük ırmağına akmasını da ertelemedi. Ne diyeyim, ne diyebiliriz ki!

NİZAMETTİN ÖZTÜRK / Kırıklar 1 nolu Tipi Cezaevi