GÖNÜL KAYA
Covid-19 virüsünün dünyanın birçok ülkesine yayılması, insan ölümlerinin her gün yüzlerce rakamla ifade edilmesi kapitalizmin yarattığı ve son iki yüzyıla damgasını vuran ulus-devlet sisteminin sadece toplumsal sağlık boyutunda değil, çok yönlü çöküş sinyalleri verdiğini gösterdi. Biz bu sistemin kaos ve kriz içinde olduğunu son pandemi olayıyla fark etmedik tabii. Kapitalizmle, ataerkil sistemle, kısaca iktidarcı-sömürgeci sistemle, yine onun zihniyet ve her türlü kurumuyla sorunu olanlar, özelde de onunla bir mücadele içinde olanlar bu sistemin çöküş aşamasında olduğunu önceden görüyorlardı.
Bunun en somut örneği Rêber Öcalan’dır. Rêber Öcalan hayatı boyunca ortaya koyduğu sistem çözümlemeleri ile 20. yy’ın son çeyreğinde Kürdistan ve Ortadoğu realitesinde 21. yüzyılın toplumsal-ideolojik-siyasal-felsefi hareketini inşa etti. 15 Şubat 1999 devletlerarası komplo sonrasında da bu sistemin aşılma sürecine girdiğini, içine girdiğimiz sürecin kaos ve krizde derinleşme kadar, değişim ve dönüşüm-kendini yeniden inşa etme gücünü gösterebilenlerin varlığını sürdürmeye devam edebileceğini belirtti. Bu eşiğin aşılmasının birkaç yıllık bir süreci ifade etmediği; uzun süreli, çok boyutlu, derinlikli bir hazırlığı gerektirdiği, bunun paralelinde de halkların ve kadınların kendilerini düşünce-duygu-bilinç-irade ve bunları örgütlü bir sisteme kavuşturarak pratiksel mücadele gücü olabildikleri oranda özgür yaşama yakınlaşabileceklerini ifade etti. İşte biz kadınlar, Kürt halkı olarak özellikle son 20 yıldır demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü toplum paradigması ile bu temelde değişim-dönüşüm gücü olarak bu kaos ve kriz eşiğinde, özgür-eşit ahlaki ve politik toplum sistemini inşa mücadelesi yürütüyoruz.
Kapitalist-erkek egemenlikçi iktidar güçleri de bu değişim zorunluluğunu biliyorlar. 21. yy’a girişte 5 bin yıllık devletçi uygarlığın çatırdadığını görüyorlar. Ne milliyetçilik, ne cinsiyetçilik, ne dincilik, ne bilimcilik, ne de ulus-devlet modeli bu sistemin bu kaos ve krizi engelleyebiliyor. Kendi içindeki iktidar ve güç kavgasında yeni sömürü alanları yaratması gerektiğini görüyor. Yerküre, ekoloji bile bu 5 bin yıllık yükü istemiyor artık.
Rêber Öcalan, toplumsal, ekolojik, ekonomik, siyasal, kültürel vb alandaki sorunların çözümünü ortaya koyarken yaşamın anlam merkezine toplumun, doğanın ve kadının oturtulması gerektiğini belirtiyor. Doğanın kendini yönetmesine dışarıdan müdahale eden bir insan anlayışının kesinlikle terk edilmesi gerektiğini belirtiyor. İnsan, doğanın bir devamı olarak nasıl ki milyonlarca yıl onun bağrında, onu ‘ana’ bilerek, yaşamının sürekliliğine yetecek teknolojileri, her türlü üretimi, bilimi de geliştirerek yaşadıysa, bugünden sonra da aynı denge temelinde yeni bir yaşamın kurulabileceğini belirtti. Yani yeni bir yaşam için Mars’ta koloni kurma arayışına girmeden, uzayın derinliklerine gitmeden de, bu uzayın üyeleri olarak evrenin bir parçası olan bu dünyada yaşayabiliriz. Gideceksek de dünyamızı bitirmeden de bunu yapabiliriz. Bunun için de iktidarcı-tekellerin elinde olan tüm iktidarlaşma araçlarını geri almamız şart.
Kapitalist devletler ve sistemin ‘ideologları’ bugünlerde Covid-19 pandemisi sonrasında ‘hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı’nı söyleyip duruyorlar. Değişim eşiğindeyken halkların, ezilenlerin yeni, özgür, demokratik bir yaşam sistemi inşa etmesine engel olmak için kendi iktidarını ‘yeni gereklilikler ve mecburiyetler’ üzerinden yeniden kurmak istiyorlar. Mevcut ulus-devlet modellerini bile gözden geçirmeye razılar. Onlara göre yeter ki iktidarcı, erkek egemenlikçi, tekelci sistem devam etsin.
Kürt özgürlük mücadelesi sadece Kürt coğrafyasında değil, Ortadoğu merkezli dünyada yeni bir küresel demokratik devrim sürecinin ateşini yaktı. Onun varlığı, bu kapitalist sistem için inanılmaz tehlikelidir. Rêber Öcalan’ın fikirlerinin, sözlerinin, projelerinin insanlık için nasıl bir etkiye sahip olduğunu görüyorlar. Bireyden bir halk hakikatine ulaşan, bugün de bir halk hakikatinden evrensel bir hakikate ulaşma gücünü gösteren Rêber Öcalan’ın, tüm insanlığa ‘her insan gerçekten istediğinde, bilinçlendiğinde, inandığında, kendini örgütlediğinde, aşkla kavgasına sarıldığında, evrensel güçle (doğa, toplum…) bir olduğunda başaramayacağı şey yoktur’ mesajını çok güçlü bir şekilde kanıtlamıştır. Bu mesaj 21. yy’ın anlamsal yaşamanın formülüdür.
ABD-TC-KDP ve onların çetelerinin bu mesajın sahiplerine bu kadar saldırmaları, kirli ittifaklar kurmaları bu mesajın insanlığa ulaşmaması içindir. Yine bu değişim eşiğinde insanlığın tekrar iktidarcı sistemde kullaştırılmalarını engelleyecek olma gücünde olduğunu bildiklerindendir.
Ama mesaj nice bedellerle, büyük emeklerle bu sistemin çatlaklarından sızarak yüreklere, bilinçlere, ruhlara ulaşıyor.