
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlama amacıyla Fransa’nın Strasbourg kentinde sürdürülen süresiz nöbet eylemi 52. gününe girdi.
Strasbourg’da Kürdistanlılar’ın 52 gündür devam eden nöbet eylemi, Avrupa’daki kurumların sessizliğine rağmen büyük bir kararlılıkla sürüyor.
Öcalan üzerinde bir yılı aşkın süredir devam eden ağırlaştırılmış tecrit koşullarına dikkat çekmek amacıyla başlatılan uzun yürüyüş eylemcileri ve 52 gün süren açlık grevi eylemcilerinin birleşiminden oluşan Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nin aldığı karar doğrultusunda başlatılan nöbet eylemini 52. gününde, Fransa’nın başkenti Paris 2. bölgeden gelen Kürdistanlılar devraldı. Eylem grubu içinde kadınlar da yer alıyor.
Ulusal birlik vurgusu
Nöbet devri sırasında konuşma yapan eylemcilerden Ayşe Ongan, eylem grubu içinde farklı inançlara sahip katılımcıların olduğuna dikkat çekerek, bu mozaiğin Kürt Özgürlük Hareketi’nin birleştirici mayasının ürünü olduğunu söyledi. Ayşe Ongan, devletin sistematik bir şekilde Kürt ulusal bütünlüğünü engellemek amacıyla halkı Alevi, Êzîdî, Sünni diyerek bölmeye çalıştığına dikkat çekerek, ulusal birliğin önemini vurguladı. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu oyunu bozduğunu belirten Ongan, kadınlara da eylemlere daha aktif katılmaları için çağrıda bulundu.
Saldırılara karşı topyekün direniş
Ardından söz alan eylemcilerden Cemil Kılıç, Oslo görüşmelerinin ardından devletin Kürt sorununda Öcalansız bir çözüm arayışına yöneldiğini ifade ederek, Öcalan’ın muhatap alınmadığı bir çözümün mümkün olmadığını belirtti. AKP’nin saldırılarına Kürt halkının topyekün direnişiyle karşılık verdiğini belirten Kılıç, tecrit ve şiddet politikasının da çözümsüzlüğü derinleştirdiğini durguladı. Kılıç, ‘’İmralı- daki barış çağrılarının aksine, AKP iktidarı savaş kışkırtıcılığı yaparak müzakere sürecini tıkadı’’ dedi. Öcalan ile görüşmelerin bir yılı aşkın süredir ‘’koster bozuk’’ gerekçesi ile engellenmesine dikkat çeken Kılıç, ‘’Savaşa milyonlarla bütçe ayıran, savaş uçakları ve Heronları olan bir devletin bir koster arızasını giderememesi komik. Kosterden ziyade, Türk devletinin yaklaşımı ve zihniyetinde bir arızalanma söz konusu’’ şeklinde konuştu. Siyasi iradenin hukuk üzerinde baskı uyguladığını belirten Kılıç, Öcalan’ın görüşmelerinin engellenmesini de hukukun siyasallaşmasının en somut örneği olduğunu vurguladı. Kılıç uluslararası anlaşmalara aykırı olarak uygulanan tecrit karşısında Avrupa’nın sessizliğine de dikkat çekerek, bu durumun sorgulanması gerektiğini belirtti.
Cemil Kılıç, tüm Kürtlere de Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen mücadeleye aktif katılmaları için çağrı yaptı.
BARAN BOZKURT / STRASBOURG