Newroz, Ortadoğu ve birçok Asya halklarını, yeniden doğuş ve bahar bayramı. Newroz birçok halk için yeni başlangıçlar yapmanın da günü. 

Bir yazarın söylediklerini buraya alırsak: 

“Bir; Newroz, küçük evrenin yaratılış zamanıdır. 

İki; Newroz, ateşin yaratılışıyla başlamıştır. 

Üç; Newroz, ölülerin (atalarının ruhunun), yaşayanları ziyaret etmesi içindir. 

Dört; Newroz, Ahura Mazda’nın zafer zamanıdır.

Beş; Zerdeşt’in peygamberlik günüdür.” 

Ve Newroz 21 Mart günüdür. 21 Mart günü ise birçok halk için en kutsal zamanlarıdır. 

Sümerler bu günü doğanın canlanışı ve kalkışı olarak ele almış öyle kutsamışlardır. Babiller hatta Akadlar tanrıları olan Dumuzi’nin bayramı olarak kutlamışlardır. Yine Hint mitolojisinde  yılbaşı bayramları olarak işlenmiştir. Hititler bu günü bereket tanrıçasının şenliği olarak ele almışladır. Mısırlar ise Osiris yani bereket tanrılarının dirilişi olarak kutlamışlardır. Efeslililer de bu günü Artemis’e adamışlardır. Kimileri Demeter’e, kimileri Kibele’ye. 

Newroz ve 21 Mart bayramını muhtemelen birçok halk benzer bir şekilde kutlamaktadırlar. Kimileri için yeniden doğuş, kimileri için baharın başlangıcı, kimileri için yeniden diriliş, kimileri için ise özgürlük için direnişe geçme günü olarak ele alınmıştır. 

Şimdi ise yeni bir Newroz ve 21 Mart’a doğru gidiyoruz. Kürtlerde ise Newroz ve 21 Mart sadece bir bayram değildir. 

Kürtlerin tarihinde Newroz daha çok bir direniş günüdür. Haksızlıklara karşı başkaldıran bir halkın yeniden kendisini var etme günüdür. Kürtler uzun yıllardır işgal altında yaşamaktadırlar. Kürtler işgali söküp atmak için tarih boyunca büyük direnişler göstermişlerdir. Ne var ki her direniş ve ayaklanma ardından Kürtlere daha katmerli sömürü ve katliamla karşı karşıya kaldılar. Bu bağlamda Kürtlerin tarihi aynı zamanda kıyımların da tarihi oldu. Kürtler tarihlerinin en büyük kıyım ve soykırımlarını ise yirminci yüzyılda hem fiziki hem de kültürel olarak yaşadılar. Bunun yanı sıra ülkeleri Kürdistan da dört farklı sömürgeci güç tarafından işgal edildi. Bu sömürüye karşı büyük direniş sergilendi. Bu durumdan kaynaklı Kürtler Newroz bayramına daha büyük bir anlam yükledi. Bu nedenle Kürtlerin Newroz’u sadece bir bahar, bir yeni yıla giriş bayramı olarak kutlamaları düşünülemezdi. Bu kadar soykırım altında varlığı tehdit altında olan bir halk, yeniden tarih sahnesine çıkabilmek için, öncelikle büyük bir direniş ortaya koymalıydı. Yıllardır büyük bedellerle ortaya koyduğu mücadeleyle var oluşunu adım adım sağladı. 

Soykırım tehdit altında çıkabilmenin yolu kesinlikle direniştir, işgale, sömürgeciliğe karşı koyuştur. Soykırım ve işgalin derinliği buna karşı mücadelenin de çok boyutlu olmasını gerekli kılıyor. Kürt halkının 40 yılı aşan mücadelesi de yeniden var oluşun, bir halk olmanın gereklerinin yerine getirilmesini ifade eder. 

Kürt halkı için Newroz bu direnişin ilk hamlelerini, isyanın ilk çığılığı, sloganını ifade eder. Her Newroz aynı zamanda yeni bir serhildan dönemi, yeni bir hamle, kat kat büyüyen örgütlülüktür. Newroz meydanları, özgürlük taleplerinin en güçlü biçimde dile geldiği alanlar oldu. Kürt halkı Newroz meydanlarında dili, ulusal giysileri, sloganları, mesajları ve milyonları bulan halkıyla kendisini yeniden var etti, Kurdîstanî kimliğini ortaya çıkardı. 

Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın Diyarbakır zindanında üç kibrit çöpüyle yaktığı Newroz ateşini, Kürt halkı Kürdistan ve dünyanın dört bir yanındaki Newroz meydanlarına taşıdı. Mazlum’un ve onun ardılları Zeki Alkan, Rahşan Demirel, Ronahî ve Bêrîvan’ın yaktığı ateşler bugün sadece Kürt halkının değil, özgürlük sevdalısı tüm halkların yüreklerini sarıyor. Büyüyen Newroz ateşi, büyüyen özgürlük ruhu, özgürlük umudu ve yaklaşan özgür geleciğimizdir.