Uzun zamandır yapmak istediğim şeyi nihayet gerçekleştirebildim. Sürece denk düşmesi özel bir programlamanın sonucu değildi, ama yine de döneme uygun oldu. Güney Kürdistan’da Kandil ve Gare’de bir zamanlar Türk basınının BDP’li parlamenterler üzerinden sıkça dillendirdiği “gerillayla kucaklaşmayı” gerçekleştirdim. 12 gün boyunca PKK gerillaları ile süreci, barışı, demokratikleşme ve halkların kimlik özgürlüklerinin gerçekleştirilmesine yönelik çözümü tartıştım. Barış, Demokratikleştirme ve Çözüm süreçlerinin anlaşılabilir olabilmesi ve süreçlerin başarısına katkılı olabilmek için PKK gerillalarının görüş ve düşüncelerini sordum, öğrendim, tartıştım. Barış, Türkiye’de demokratikleşmenin gerçekleştirilmesi ve Türkiye’de halklar ve farklılıklar sorununun çözümlenmesi için gereken girişimler, atılması gereken adımlar ve bütün bu sürecin başarısı için her bir bireyin üzerine düşen görevler üzerine bölgede sivil-asker çok insanla sohbet ettim.

Çok sayıda gazeteci bu hareketin büyük komutanları ile sıkça görüştüler. Ben bu geziye ilişkin gözlemlerimi yaşamın diğer cephesinden, tabiri caizse dağın sokağından toplamaya çalıştım. Ve benim için de dolu dolu olan bu gezide sokaktan topladığım “küçük şeyleri” okurlarla paylaşmak istiyorum.
Burada, politik düşüncelerden önce, birkaç gözlemimi öncelikli olarak paylaşmak istiyorum okurlarla.
PKK gerillalarının eğitime verdikleri önem, haylice şaşırtıcı ve ezber bozan cinsten ilk saptamam oldu. Daha öncesinden bu eğitime ilişkin değişik düzeylerde çok fazla bilgilenmeye sahip idim. Ama bunun pratik sonuçlarını ve gerilla üzerindeki etkisini ölçmem elbette onlarla sıcak temasa sahip olmadan mümkün değildi. Bu buluşma, bu gereksinimi giderdi.
Okuma önemli bir etkinlikti. Bir gerilla sorumlusunun, “burada her ağacın altında bir eğitim grubu, her ormanlık bölgede bir üniversite kampusu yaşar” diye özetlediği bilim ve ideoloji eğitim çalışmaları değişik alanlarda, değişik düzeylerde gerçekleştirilmekteydi. Felsefe, kültür, politika gibi bilim alanlarında eğitimleri yapılıyor; Parti tarihi, ideoloji ya da askeri stratejiler gibi alanlarda çalışmalar sürdürülüyor; bir toplumun gerekli bütün çalışma alanlarına ilişkin temel bilgilenme ve pratik beceri artırımı çabaları sürekli tutuluyordu. Şunu çok rahat söyleyebilirim: PKK gerillalarının eğitim kalitesinin ortalaması, aynı geleneğin bugüne kadar karşılaştığım hiçbir sivil alanında ve hiçbir coğrafyada söz konusu değildir. Tabi böylesi bir eğitim düzeyi onların bu alanda kendilerine yönelik özgüven duygusunu da bir hayli geliştirmiştir.
Bu nedenle, barış ya da çözüme ilişkin düşüncelerinde “naif” sayılabilecek hiçbir yan yoktu. Tersine Türk devletine güven duyguları zayıf olsa da kendi güçlerine, bilgi ve deneyimlerine güvenleri çok yüksek olduğu için, “denemekle hiçbir şey kaybetmeyiz; ama denemekle kalmamalı, bu adımı barışla ve çözümle taşlandırmak için çabalamak da gerekir” perspektifine sıkı sıkıya sarılmışlardı. Aklıma takılabilecek bütün sorulara derinlikli yanıtları vardı. Sorduğum her sorunun yanıtından bir fazlasını depolarında sakladıklarını gözlemledim. Bir şah oyunu disipliniyle, atılan her adıma karşı gerçekleştirilebilecek muhtelif adımlar üzerinde çok fazla çözüm versiyonu üzerinde yoğunlaştıkları belli idi.
İkincisi, PKK gerillalarının yaşamlarında işbölümü gerekliliğinin dışında hiçbir alanda düzeysel farklılıklar yoktu. Aslında böyle olduğunu ve böyle olması gerektiğini çok iyi bilmemem rağmen, toplumun itelemesi ile bu yaşam ilkelerinde gevşemeler olabileceğini de hesaba katarak onun “lüks” evini ziyaret ettiğimde (itiraf edeyim ki) ben de şaşırdım: Örneğin bir Karasu ile “sıradan” bir gerillanın yaşam standartları bire bir aynı idi.
Yaşam standartları, gerilla birliklerinin yaşadığı bölgelerin yaşam için sunduğu olanaklara göre bölgesel farklılıklar gösterse de, kişilerin bu birlikler içindeki yeri ya da rolü gibi konumlar olanakların paylaşımındaki eşitliği asla bozamıyordu.
Üçüncüsü dışarıda duysam “abartı” olacağını düşünebileceğim boyutta “çevre korumacı” bir kültür sanki dağın kırk yıllık kültürü olarak kendini kabul ettirmişti. Kullanılan pillerin korunaklı olarak doğaya zarar vermelerinin önlenmesi; olanaksızlığın acımasız dayatmasına karşın sağlık ve hijyen kurallarının üst düzeyde tutulma çabası doğrusu bütün ezberleri bozuyordu. İleride anlatacağım, yer altına kazılmış doğal kayalarla fayans döşenmiş bir banyonun keyfini yaşayabiliyorsunuz, en azından Heron denilen uçaklar gelmediği sürece.
Sadece Ortadoğu’nun bütününden değil, Avrupa ya da Asya ülkelerinden de katılımlar olduğu için gerilla kamplarının çok kültürlü, çok halklı, çok dilli yaşam alanları olması, onların iletişimlerini ciddi anlamda geliştirmekte, kültürel alışverişe olanak sağlayarak zengin bir çeşitlilik katmaktadır. Jileti (tıraş bıçağını) Kleşin mermisine takarak tıraş olan Kuzey’li gerilla komutanı, bir yandan da dostum Aras’tan İran müziği ve İran müziğinde kadının yeri ve önemi üzerine küçük bir konferans almaktaydı.
Ama kısa süre de olsa, insanı onların yaşamının içinden görmek, beni yaşama ilişkin değerlerimi yeniden tartışma konusu yapmama neden olacak kadar etkilediğini söyleyebilirim.
Bölgedeki yaşama dair elde ettiğim izlenimlerimi arada sırada aktaracağım.