
Özgürlük için mücadele gerekir
Atiye Ana'nın mücadelesini anlatan oğlu M. Emin Özalp, annesinin bugüne kadar Kürt özgürlük hareketiyle birlikte yaptığı çalışmalardan dolayı hakkında birçok davanın açıldığını söyledi. Oğul Özalp, bütün baskılara rağmen annesinin mücadelesine devam ettiğini belirterek, ağabeyi Perwer Dersim'in 1989 yılında devletin baskılarına daha fazla dayanamayıp PKK'ye katıldığını söyledi. Özalp, şöyle devam etti: "Annem oğlundan sonra mücadelenin içine daha aktif bir şekilde girdi. Annem yerini, yurdunu ve toprağını çok seviyordu, fedakar ve yardımseverdi. Bu mücadele için elinden gelen her şeyi yapıyordu. En önemlisi de, 'özgürlüğümüze kavuşmamız için her an her zaman mücadele etmemiz gerekir' diyordu. Annelerin dağdaki çocuklarını bir an önce kucaklamaları ve mücadelenin barışçıl yollarla çözülmesi umudunu sürekli taşıyordu" diye ifade etti.
Sürekli göç ettiler
1993'ün sonuna doğru devletin baskısı nedeniyle Cizîr'den Gabbar'a göç ettiklerini ifade eden Özalp, burada 1 yıl kadar kaldıktan sonra şimdi Maxmur'da olan Güney Kürdistan'daki akrabalarının yanına yerleştiklerini, ancak 1994'te Nisêbîn 'e tekrar göç etmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Özalp, "Nisêbîn 'de de Hizbul-kontra bizi rahat bırakmadı. Buradan gitmekten başka çaremiz kalmadığı için Hatay'a göç ettik. Hatay'da tekrar mücadelenin içinde yer aldığımız için devletin baskılarıyla karşı karşıya kaldık. 1 buçuk yıl Hatay'da kaldıktan sonra tekrar Nisêbîn 'e geri döndük. Nisêbîn 'e geldiğimiz gibi annem parti çalışmaları içerisinde yer aldı" dedi.
İnsan onuruyla yaşar
Annesinin her zaman 'İnsanlar şerefiyle ve onuruyla yaşar. Tüm Kürtler neden ayaklanmıyor. 40 milyon Kürt var. Neden hepsi kalkıp mücadele etmiyor? Önderlik onca yıl bir adada suyun içinde, Kürtler nasıl olur da evlerinde rahat oturup yiyip içebiliyorlar?' dediğini ifade eden Özalp, "Annem sürekli Kürdistan ve Kürt halkının bir gün özgür olacağı umudunu taşıyordu. Umudunu hiç yitirmedi. Bugün olmazsa yarın olacağını söylüyordu. Bunun için sürekli mücadele içerisindeydi" şeklinde konuştu.
Eşini işkencede felç ettiler
"19 yıl boyunca dağdaki oğlumuzdan ne bir haber aldık ne gördük. Onun hasretiyle yaşadık. 2004 yılında oğlumuzdan aldığımız haberle bütün dünyalar onun oldu" diyen Atiye Özalp'ın eşi Yusuf Özalp da, şunları belirtti: "Sürekli eylemlerdeydi. Ben de bu devletin işkencesinden geçtim. O yıllarda Suriye'ye gidip geliyordum. 15 Ağustos 1984'te Dihê (Eruh) baskınından kısa bir süre önce döndüm. Ancak Dihê'deki baskından dolayı devlet yardım ettiğimizi ve baskınında yer aldığımızı iddia ederek ben ve büyük oğlum Abdulbaki'yi tutukladı. Tutuklama döneminde vermedikleri işkence kalmadı. Elektriğe verip vücudumda sigara söndürdüler. Bu işkenceyi yapma nedenleri; PKK'ye Suriye'den silah aktardığımı söyleyip bu silahları çıkarmamı istiyorlardı. Bedenimin bir kısmı felçli ve hala bedenimde söndürdükleri sigara izleri var."
Ölmeden önce de eylemdeydi!
Barış Annesi Atiye Özalp, PKK'li ve PAJK'lı tutsakların tüm Türkiye cezaevlerinde başlattığı açlık grevine destek vermek amacıyla Nisêbîn'de sürekli alanlarda en ön saflarda yerini aldı. Kazadan önceki gün Cumartesi Anneleri ile birlikte Barış Park'ında 1990'lı yıllarda kaybedilen ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin fotoğraflarının taşındığı oturma eylemine katılmıştı.
DİHA/MÊRDÎN