"Bizim her meselede yegane referansımız Kur’an-ı Mecid’dir, bizim her meselede başvuru kaynağımız Hazreti Nebi ve onun hayatı, onun hadisleridir" diyor Başbakan Tayyip Erdoğan. Rehberi Kur’an, belgesi iman. Eee bir de "dindar ve kindar gençleri" iş başına çağırırsa, açıkladığı demokrasi paketini uygulamakta hiç zorluk çekmeyecek. Sonra yegane referansına bir ekleme daha yaptı; Necip Fazıl Külliyatı… Dedim ya "dindar ve kindar gençleri "göreve çağırdı mı her şey tamam. Gerisi gelsin talimatlar; "Pısıp geri adım atmayacaksınız, her biriniz birer Necip Fazıl olacaksınız." Bundan böyle, dindar ve kindar gençlerin rehberi Necip Fazıl olacak, Başbakan da her konuda feyz aldığı Necip Fazıl’ın görüşleri doğrultusunda demokratikleşme paketini açarak, ileri demokrasi dediği olmayan demokrasiye biraz daha fren takacak. Kışanak’ın belirttiği ve benim başlığa taşıdığım sözlerle, zaten içi boş olan paketi şow yaparak doldurmaya çalışacak. Üstelik uyarı da yapıyor “Sürprizlere açık olun” diyerek.
AKP’nin kendi anlayışına uygun olarak hazırladığı, demokrasi paketi hiç kimseye sürpriz olmayacak. Nedeni onların demokrasi anlayışları. Üstelik kendi dışındakilere tavrını da açıklıyor. Siz anlamazsınız, demokrasiyi de ilerisini de gerisini de biz biliyoruz diyor. Kamuoyunu, siyasi partileri, sivil örgütleri hiçe sayarak. Anayasa çalışmalarında da belirttiği gibi "Anayasa hazırlık komisyonu anlaşılırsa anlaşılır, anlaşmazsa anlaştıklarımızla yolumuza devam ederiz" diyerek, bir bakıma herkesi dışlamıştı. Bugün gelinen noktada anayasa çalışmaları AKP'nin başkanlık teklifiyle tıkanmıştı. Şimdi de demokratikleşme paketini anlaştığımız maddeler kadarıyla çıkaralım diyor. Anlaştığımız kadarıyla çıkaralım, yani anlaşma vs yok, çünkü kimsenin bilgisi yok, AKP'nin mutfağında hazırlanmış durumda paket.
AKP sürekli demokrasiden dem vuruyor ama kendisine demokrat, halk için demokrasi vs'yi hak getirerek. Ona göre zaten onların dışındakiler, demokrasiden filan anlamaz bilmez. Kendi dışındakileri demokrasi karşıtı olarak kabul ediyor ve onu kamuoyuyla da paylaşıyor. Açıkçası Tayyip demokrasiyi niyete göre yorumluyor. Onun niyet ettiklerine uymuyorsa demokrasi, onlarda demokrat, değilse demokrasinin evrensel değerleri demokrasi değil, bu evrensel değerleri talep edenler de demokrat değil, yalnızca Tayyip demokrat. İşte AKP'nin demokrasi mantığı, benim Kürdüm, benim müslümanım, benim Alevim olacaksın dediği gibi, şimdi de benim çerçevesini çizdiğim, izin verdiğim ölçüde demokrasi, uyan uyar uymayanlar demokrasi karşıtıdır diyor. O nedenle bu demokrasi paketi halka uymuyor, onun için Kışanak’ın dediği gibi içi boştur, ağız kalabalığı, şowla içini doldurmaya çalışmaktır.
Özcesi, demokrasi paketi dedikleri şey, günlerdir konuşuluyor yazılıyor çiziliyor ama, mutfakta kimse yok, AKP'nin mutfağında kotarılıyor ve kamuoyundan gizleniyor. Öyle olunca bu ülkenin demokratikleşmesi, başka bahara kalıyor, kalacak gibi görünüyor. Bu düşüncemizi pekiştirecek gelişmeler oldu bu coğrafyada yazık ki! Roboskî’nin üstünden bunca zaman geçti hala bir özür bile dilenmedi, Uğur Kaymaz'ın evinin önünde babası ile birlikte katlinden, Ceylan Önkol’un katlinden, Efe Boz’un okul lavobosunun altında kalarak ölmesinden, Pozantı Cezaevi'nde çocukların başına gelenlerden utanmayanlarla dolu olan bir ülke ve yöneticilerinden demokrasi paketi maketi çıkmaz.
Evet bu ülkede tıkır tıkır işliyor düzen. Tayyip başta, dindar ve kindar gençler yanında başka ülkelerin işlerine karışıyor karıştırıyor. Kendi ülkesinde olanların hesabını veremiyor, bir de kalkıp Mısır’da Mursi’ye ağıt yakıyor, oradaki katliamları kınıyor. Roboskî de olanların üstünü örtüyor, her kürtaj bir Roboskî'dir diyerek, analar adına karar veriyor. Gösterilerde halka zulüm eden polisleri kahraman ilan edebiliyor ve bu düzen böyle yürüyor. Bu anlayışlara sahip olanlardan demokratikleşme paketi çıkar mı? Çıkarsa içi boş çıkmaz mı? Evet biz de diyoruz ki; Bu anlayışlara sahip olanlardan demokrasi paketi çıkmaz, ne ilerisi ne de gerisi, o nedenle bu halkın başından, AKP gitmeli ve hemen şimdi gitmeli.