
BDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, 30 Eylül'de açıklanması beklenen 'demokratikleşme paketi'ne ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenledi. Baluken, Öcalan'ın 2013 Newroz'unda yayınladığı mesajla, silahların susması, Kürt sorununun çözümü ve ülkenin demokratikleşmesi açısından tarihi bir fırsat ve zemin yarattığını hatırlattı. Baluken, çatışmasızlıkla birlikte özellikle toplumda yükselmeye başlayan demokrasi basıncı ve çözüme yönelik toplumsal desteğin demokratik adımların hızlandırılması için mevcut zemini çok daha güçlü hale getirdiğini söyledi. Ancak, hükümetin, bu zemini kalıcı bir çözüme ve barış sürecine evriltecek olan demokratik reformları gerçekleştirmediğini vurgulayan Baluken, “Halkımızın, demokratik kamuoyunun, Türkiye toplumunun hükümetten beklentisi çatışmasızlığı kalıcı hale dönüştürecek siyasal adımları atması yönündeydi" dedi. Baluken, "Aylardır üzerinde çalışılan bir demokrasi paketinden söz edildi, ancak bu sözler bir türlü pratikleşmedi. Paketin içeriği demokratik kamuoyunda tartışmaya açılmadığı gibi, bahsedilen çalışmanın sonuçlandırılması ve açıklanması da sürekli ertelendi" şeklinde konuştu.
'Katılımcılık, şeffaflık, kapsayıcılık'
Hükümetin ertelemeci ve oyalamacı yaklaşımının demokratik ve güven verici bir tutum olmadığını kaydeden Baluken, şöyle devam etti: "Katılımcılık, paylaşmak, şeffaflık ve kapsayıcılık çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez kriterleridir. Eğer bir paket hazırlanacaksa önce bunun demokratik kamuoyunda tartışmaya açılması, fikir ve önerilere açık hale getirilmesi gerekir. Katılımdan, paylaşımdan, şeffaflıktan ve kapsayıcılıktan uzak bir paketin demokrasiye hizmet etmeyeceği ortadadır."
AKP'nin paketi hazırlarken izlediği yolun paketi şimdiden tartışmalı hale getirdiğini ifade eden Baluken, "Bugüne kadar bu hükümet tarafından yasalaştırılan paketler, demokrasi açığını kapatmak yerine, tam tersine bu açığı daha da büyütmüştür. Onca çıkartılan pakete rağmen bugün düşünce, örgütlenme ve siyaset özgürlüğü baskı altındadır. Binlerce politik tutuklu cezaevinde esir konumundadır. Demokratik siyaset ve demokratik temsiliyet kanalları tıkalıdır. Basın özgürlüğü ağır tehdit altındadır" dedi. Çıkarılan her paketin ardından baskıların arttığını vurgulayan Baluken, yaşanan deneyimlerin hükümetin referans noktalarını oluşturduğunu, bu nedenle de kaygıları arttırdığına işaret etti.
Palyatif yaklaşımlarla olmaz
Hükümet temsilcilerinin diline, yaklaşımına bakıldığında umutvari konuşmanın imkansız olduğunu kaydeden Baluken, "Demokrasi paketinin arifesinde AKP’li başbakanın, kabine üyelerinin ve AKP’li yetkililerin bu dil ve yaklaşımı tarihsel bir Kürt karşıtlığının, Kürt fobisinin 2013 versiyonu olarak ortada durmaktadır. Böyle bir zihniyetten çözüm adına ne çıkacağı merak konusudur. Türkiye’de gerek Kürt sorununun çatışmasız şekilde, müzakereye dayalı çözümü gerekse de Türkiye’deki demokrasi, özgürlük ve hak taleplerinin yerine getirilmesi için kapsamlı bir demokrasi anlayışı ve kültürüne ihtiyaç vardır. Belirtmek isteriz ki, barış sürecinin ilerlemesini sağlamak yerine palyatif yaklaşımlarla ortaya çıkarılacak bir paket çözüme hizmet etmeyecektir" diye belirtti.
Beklenen değişikler
Baluken, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Binlerce politik tutuklu cezaevinde kalmaya devam edecekse, seçim barajında ısrar sürecekse, siyaset, düşünce örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller durmaya devam edecekse, TMK kalkmayacaksa, TCK değişmeyecekse, cemevleri ibadethaneye açılmayacaksa, özel yetkili mahkemeler görevine devam edecekse, demokratik eylem ve etkinlere dönük yasaklamalar sürecekse, Türkiye bir polis devleti olma yolunda ilerlemeye devam edecekse, çıkacak paket tıpkı öncekiler gibi bir işe yaramayacak, sadece AKP’nin paketi olarak kalacaktır.
Mesele Kürt'ü tanıma
Açıktır ki, mevcut sorun Kürt halkının tanınıp tanınmaması, tanınıyorsa diline, kimliğine, statüsüne ve iradesine saygı duyulması sorunudur. Bu yönüyle değerlendirdiğimizde; Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için beklenti yaratan sihirli paketler, daha önceki hükümetler tarafından da defalarca denenen siyasi yol ve yöntemlerdi. Fakat hiçbiri demokratikleşmenin ve Kürt sorununun çözümünün gerçekleşmesini sağlayamadı. Kürt halkının tanınması, demokratikleşmenin gerçekleşmesi için Türkiye halklarının sosyolojik ve siyasi ihtiyaçlarına cevap verecek, gerçekçi ve istikrarlı bir politikalar düzinesine ihtiyaç vardır."
Paket ortaklaştırılmalı
BDP olarak, Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürlüklerin arttırılması ve Kürt sorununun çözümüne yönelik önerileri hükümet ve kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatan Baluken, “AKP Hükümeti'ni bu katılımcılıktan uzak, kendi bildiğini okuyan otoriter tavrından vazgeçmeye çağırıyoruz. Pakete son şeklini verirken Türkiye’nin temel ihtiyaçlarını, toplumun taleplerini ve barış sürecinin gereklerini dikkate almalı ve Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu süreçleri doğru analiz etmelidir" dedi.
"Hükümeti yanlıştan vazgeçmeye çağırıyoruz" diyen Baluken, şunları ekledi: "Sorun çözülmek isteniyorsa bütün farklı kesimlerle bir müzakere geliştirilmeli. Bütün toplumsal kesimlerle derinlikli müzakere yürütecek şekilde bir süreç işletilirse, ülkenin ihtiyacı olan pek çok husus bu pakete yansımış olacaktır."
Bir soru üzerine 'demokratikleşme paketi'nin İmralı'ya gitmediğini belirten Baluken, "BDP, sivil toplum örgütleri, İmralı ile bu paket ortaklaşmalıdır" ifadesini kullandı. Baluken, paketin, beklentilerini karşılamaması durumunda, BDP olarak en güçlü demokratik tepkilerini ortaya koyacaklarını kaydetti.
ANKARA