
Uzun zamandır yazıyorum Yeni Özgür Politika Gazetesi’ne, kaytardığım da oldu, sık yazdığım günler de. Sevgili Cemal aramıştı ve ilk olarak benden misafir yazar olarak yazılar istedi. Çok bir havalanmıştım, kendimi misafir sanatçı sanmıştım günlerce. Daha sonra sabit gün istedi ve yazar kadrosuna aldı. Artı Gerçek internet gazetesiyle beraber bunca siyasi yazı, bir de program, insanı kimileyin çıldırtacak noktaya getiriyor.
Bir de baktım ki her şeyden kopmuşum. Bir festivaldeydik ve yine Cemal bana Murat Türk’ün yazdığı Böğürtlen Zamanı kitaplarını okumamı önerdi. Son yıllarda okuduğum en güzel Türkçeydi, en güzel romanlardan birisiydi. Murat Türk bir gerillanın yaşadıklarını anlatıyor ama sadece anlatmıyor, ikinci ciltte birbirlerine söylenemeyen bir aşkı anlatıyor. Devrime olan aşkları ağır basıyor, birbirlerinin yaralarını sarıyorlar ama aşkları mücadelelerinin ötesine geçiyor.
Gerilla olmasam da bir de baktım ben de aynı noktaya doğru gidiyorum. İş, yazı, program, koşturmaca, her şey ama her şey neredeyse bütün sevgimi, aşkımı, sosyal yaşamımı ötelemiş. Anılarımı yazmaya başlarken Pandomim ve Aşkım geldi aklıma, bütün dünyayı sahne yaptım kendime ve aşkımı hep yanımda hissedecek gibi yaşamaya ve bunu yazmaya karar verdim. Çocuklarımın güzel anası Hilal’e adayacağım bu kitabın ilk 2 bölümünü paylaşmak istedim bugün sizinle. Arasıra şiir yazdığımı sansam da ben bir şair değilim, o yüzden şiir gibi okumayın, sadece benim duygularımı dışa vuruş biçimim.
PANDOMİM VE AŞKIM
Sahnenin ortasındayım,
Ses yok
Herkes bana bakıyor
Mışıl mışıl kokluyorum kadınımı
Uzağımdasın
Ama
Bir derin sen çekiyorum
Sahneden içeri
Seyirciler
Hepsi sen kokuyor
Alayı sen bakıyor
Dönüyorum
Uçuyorum
Her milimim sana çarpıyor
Tuttuğum gibi fırlatıyorum
Benim içimdeki bana
“Ya tutamazsam” diye
Gözyaşlarım savruluyor heryere
Suda uzanmışsın
Beyaz pelerinli martı gibi süzülmüşüm üstüne
Öpe içe
Öpe içe
Nefes nefeseyim sana
Sahnenin ortasındayım
Dönüyorum
Dönüyorum bir sarmalın ortasında
Seyirciler hepsi sen bakıyor
Hepsini tuttuğum gibi dudağından
Fırlatasım geliyor
İşte o
Yanıma
İşte bu yanıma
Parmaklarımın ucundayım
Kırılmasın istiyorum aşkımız
Sessizim
Durgunum
Bir keskin bıçakla
Kesilecek kadar denizim sana
SEN’im ben
BEN diye
Mışıl mışıl hissettiğimde
Kokunu
Perdeyi kaldırdım
Artık hiç inmeyecek
Sandalımı bekle diye
Fış fış kürek çekerken
Senin ellerinle
Sahnenin ortasındayım
Ayaklarım yerden kesildiğinde tanıdım
Ve
Burgu yaptığımda aşkımdın
Ve
Mışıl mışıl
Bakıyordun bana
Çil yavrusu
Gibi saldım kendimi
Şaşkın mı şaşkın
Mutlu mu mutlu
Her yanın bende
Kulaklarımı tırmalayan tenin
Ve
Seni seviyorumların
Ve
Aşkım’ların
Ve
Canım’ların
Ve sahnenin ortasındayım
Ses yok
Herkes aşka bakıyor
Mışıl mışıl kokluyorum seni…
Artık sahnedeyim
Herkes sus pus
Aşk sessizliği
Kaplamış heryanı
Tek bir ışık
Benden sıyrılıp sana geliyor
Her şeyini çıkartırcasına
Tam o köşede
İşte orada
Bişeyler mırıldanıyor bana
Üst dudağın
Panik halindeyim
“Diğeri nerede, diğeri nerede”
Diye
Yukarı aşağı
Sağıma soluma
O köşe alt köşesi
Bu köşe üst köşesi
Dolanıyorum bütün sahneyi
Buldum, buldum
Yanına getireceğim
Ellerim uzanmış diğerini
Kovalıyor
Gel artık alt alta
Üst üste
Bana sevdiğini haykır
Kulağım
Bir o yanda
Bir bu yanda duysun o sessizlik içinde
Aşk sahnesindeyim
Dudakların tamam
Daha çok işim var
Seyirciler sessiz ve terli
Mırıl mırıl dudakların
Ama sevgi
Ama kızgınlık
Ama aşk
Ama burukluk
Ama sen
“Seni” düştü yere
Topladım alayını
“seni” artık bende
Sen bende
Alt –üst
Dudaklar bende
Seyirci sessiz
Ve ortalık aşk
Gözler dudaklarımda…