Doğu’nun erkeği, tüm zaaflarını ve düşkünlüğünü Havva’ya ısırttığı bir elmayla örterken, Batı’nın erkeği tüm rezilliğini ve entrikalarını Pandora’nın eline tutuşturduğu bir küpe gizlemek ister. Sonunda söylenmesi gerekeni başta söyleyeyim: El-lah-im, Zeus kadar alçaktır. Pandora ise, Havva kadar iyi, güzel ve masumdur…

Zeus, kadını bütün Olympos ilah ve ilahelerinin özellikleriyle donatır. Olympos varlığı, kadına kendilerine has bir özellik sunar. Ölümlü erkeklerin arasına gönderilmesinin sebebi, ateşi Zeus’tan çalan Prometheus’un şahsında insan soyunun cezalandırılmasıdır. Burada kadın olumsuz role soyundurulur. Prometheus, Olympos katında bir suç işlemiştir ve bunu karşılığını tüm insanlar ödemelidir. Bu kadının adı Pandora’dır;  hediyeler hediyesi, bütün hediyeleri içinde barındıran hediye. 

Mitosta, Pandora da aynı Athena gibi Zeus’un propagandisti ve ajanı konumundadır. Prometheus, "öngörülebilen" anlamına gelirken kardeşi Epimetheus, "çok ağır düşünen" çok geç intikal eden anlamını taşır. Birbirlerinin zıddıdır bu iki kardeş. Prometheus, kardeşi Epimetheus’u Zeus tarafından gelebilecek hiçbir şeyi asla kabul etmemesi konusunda defalarca uyarır. Ancak, bu nasihatleri unutan Epimetheus, Pandora’yı kabul eder. Ve meşhur "kutu" açılır.

Genelde insanların büyük bir çoğunluğu bu kutuyu "kötülükler kutusu" olarak kabul etmektedir. Bu bakış açısı yanlıştır. Aslında kötülükten kasıt bir "erkeksi zaaf"ın itiraf edilmesidir. Pandora’nın getirdiği "kadısı güzellik ve cazibe"den başka bir şey değildir. Diğer yandan kutu denilen şey de aslında bir kutu değil, yarısı toprağın derinliklerinde yarısı da yerin üstünde bulunan "küplerdir" içinde her şeyin yedeğini barındırdığına inanılır. Pandora, bu küplerden biri hariç, diğerlerinin hepsini açmaya yetkilidir. Açılması yasak olan ise, içinde insanları kötülüklerin esiri haline getirebilecek olan lanetin saklı olduğu küptür. 

Onun için bazı insanlarla "sır küpü" yakıştırması yapılır. İçinde ne sakladığı tam olarak bilinmemektedir. Pandora, "sonsuz kadın meraklılığının gereği olarak bu küpü de açar ve bütün kötülük kaynakları dışarı saçılır, bir tek "Elpis" küpten çıkmak istemez ve kapağın üstüne, kapatılmasını talep eder. Türkçe diline analojik kaymayla "umut" diye çevrilen Elpis, "bekleyiş" ve "zan" anlamındadır. Bekleyiş ile umut arasında pek de büyük bir fark yoktur diye düşünenler de mevcuttur…

Zeus, bu eylemiyle insanları "öngörü" hasletinden mahrum eder. İnsan "öngörememek" kurgusu üzerine tasarlanmak istenmiştir. Muktedir ve iktidarlar da bunu ister, öngörüsüz insanı tercih eder. Öngörüsüz insanı yönetmenin çok kolay olduğunu bilirler. Bunun aracısı da kadın olarak belirlenir. Anaların anası Gaia, burada sessiz ve kabullenici bir tavır izler. Zeus’u uyarmaz; zira onunla zımni bir anlaşma içindedir.

Prometheus cezalandırılır. Bedeni bir kayaya zincirlenir ve ciğerleri bir kartal tarafından sürekli parçalanır. Bu cezanın nedeni, Prometheus’un sakladığı bir "sır"dır. Zeus’un imparatorluğunun "sonsuz olmadığı" sırrıdır. Eğer Zeus, Titan Theis ile birleşirse ortaya Zeus’tan daha güçlü bir varlık çıkacak ve Zeus’u ortadan kaldıracaktır. Zeus bu sırrı öğrenmek için Prometheus’a çok ağır işkenceler yapar; eziyet eder ama bir türlü onu konuşturamaz. Prometheus direnir. Asırlar geçer ve Zeus’un gayr-ı meşru ilişkilerinden biri olan Alkmene’den bir çocuğu olur: Herakles (Herkül). Herkül, Prometheus’un ciğerlerini parçalayan kartalı öldürür. Bunun üzerine Prometheus sırrını Heraklis’e açıklar: Her zulüm iktidarı, kendisini yok edecek gücü de bağrında taşır.

Bugünün Zeus’ları saraylarda, ordugahlarda kendilerini yok edecek ateşi harlıyorlar, o ateşte bir Kürt hançeri dövülüyor, belki de suyla bakışmadan mezalimin böğrüne saplanan o hançer, işte o zaman acılarımızın sonu gelecek. Pandora’nın umudu, Prometheus’un özgürlük ateşi Cizre’de, Gever’de dört parça Kürdistan’da yükseliyor ve zulüm sarayları zangır zangır titriyor… 


Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi