Panik mevzuatı

  • Avukat Fikret İlkiz, “panik mevzuatı” olarak tanımladığı yeni infaz kanununun ileride Türkiye için bambaşka sorunlar yaratacağını söyledi.

AKP-MHP’nin ortak hazırladığı 70 maddelik ”Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 15 Nisan’da Meclis’te kabul edildi. Düzenleme Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tutuklu gazeteci, yazar, aydın, sanatçı, siyasetçi, insan hakları savunucu, öğrenci, akademisyen ve tüm siyasi tutuklular yasada kapsam dışı tutulurken, hırsızlık, cinayet, gasp, organize suç, tecavüz gibi suçlardan cezaevinde olan binlerce adli tutuklu salıverildi. Bunlardan bazıları serbest kalır kalmaz yeniden suç işledi.

Anayasa’nın “eşitlik” ilkesine aykırı olması nedeniyle toplumun geniş bir kesimi yeni infaz düzenlemesine karşı çıktı. CHP’nin “şekil” yönünden iptal başvurusunda bulunduğu Anayasa Mahkemesi, dosyaya dair ilk incelemesini 6 Mayıs’ta yapacak. Bu nedenle gözler Anayasa Mahkemesi’nde. İnsan hakları savunucuları ve hukukçular ise düzenlemenin önümüzdeki dönemde insan hakkı ihlalleri, kadın cinayetleri, çocuk istismarı gibi vakaların artmasına neden olacağı endişesi taşıyor.

 

Eşitlik ilkesine aykırı

 Avukat Fikret İlkiz, “eşitlik ilkesi” uygulanmayan yeni infaz yasasının ileride daha çok insan hakları ihlaline neden olabilecek şekilde çıkartıldığını ifade etti. İlkiz, “Dolayısıyla bu infaz kanunu Türkiye için bambaşka sorunlar yaratacağı fikrindeyim. Örneğin suç ve cezada yeniden bir artışla karşılaşırsınız. Bu ortaya çıkacak olan sorunlardan birisidir. Bu sonuçları ortadan kaldırabilmek için ise yeniden bir mevzuat düzenlemesine gidilmek zorunda kalırsınız. Bunun ceza hukukundaki adı, panik mevzuatıdır. Sonuçları yaşandıkça görülür ve ifade edilen suçlar bakımından da Türkiye’de bir ceza hukuku felsefesinin olmadığının göstergesidir” dedi.

Öcalan yararlanmasın diye

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eşbaşkanı Av. Eren Keskin ise serbest bırakılan adli tutukluların işledikleri suçlara bakıldığında hırsızlık, dolandırıcılık, yaralama gibi suçlardan mahkum olduklarına dikkat çekti. Devlet tarafından şiddetin bu kadar meşrulaştırıldığı bir süreçte, derin devlet geleneği göz önünde bulundurulduğu zaman bu suçluların nasıl kullanabileceği endişesinin ortaya çıktığını söyleyen Keskin, meşrulaştırılan şiddetten en fazla zarar görecek kesimlerin ise kadınlar ve çocuklar olacağını belirtti.

Bir kesim cezaevinden çıkarılırken, sadece düşünceleri nedeniyle yargılananların cezaevinde tutulmaya devam edilmesinin ortaya doğallığında bir tuhaflık çıkaracağını vurgulayan Keskin, şöyle devam etti: “Salgın gibi çok özel bir süreçten bahsediyoruz ve cezaevlerinde bin 800 civarında ağır hasta mahpus var. Bunların hiçbiri tahliye edilmedi. Yasa o kadar eşitsiz ki sadece Öcalan yararlanmasın diye hemen 65-70 yaş sınırlamasına ‘örgüt’ suçunu getirdiler. O nedenle son derece eşitsiz bir uygulama olduğunu söyleyebiliriz.”

AĞRI

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.