Yönetmen Fernando Meirelles’in son filmi “The Two Popes” (İki Papa) ile birlikte papalık makamı tartışılırken, mevcut Francis’in Arjantin’deki faşist darbeyi destekleyip desteklemediği tartışması yeniden açılıyor.

ZABEL MİRKAN

Yönetmen Fernando Meirelles’in son filmi “The Two Popes” (İki Papa) filmiyle birlikte papalık makamı ve papaların sicili yeniden gündeme geldi. Gündeme gelen bir diğer konu ise filmde de hikâyesine yer verilen yeni papa, Francis.

Papa Francis ya da papa olmadan önceki adıyla Jorge Mario Bergoglio, 1936 Buenos Aires, Arjantin doğumlu. Seçildiği tarih 2013’ten beri ise 1,2 milyar üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin ruhanî lideri. 266’ncı papa olarak seçilen Francis, Latin Amerika doğumlu olup Amerika’dan ve Güney Yarımküre’den gelen ilk papa. Ayrıca ilk Cizvit Papa…

Cizvitler

Cizvit tarikatının kurucusu Ignatius Loyola (Iñıgo López de Loyola) bir Basklı. 1491’de Kuzeybatı İspanya’daki Guipuzcoa eyaletinde doğdu. Okuduğu bir kitabın etkisiyle teolojiye yönelen ve “Mesîh’in askeri” olmaya karar veren Loyola, Manresa Manastırı’na girerek bir yıl kadar (1522-1523) tam bir keşiş hayatı yaşadı. Latince öğrenerek 1534 yılında, Paris Üniversitesi’nde felsefe alanında mastır yaptı. Loyola’nın Paris’te çevresine topladığı altı öğrenci Cizvit tarikatının ilk çekirdeğini oluşturdu. Bu öğrenciler 15 Ağustos 1534’te Montmartre’daki Meryem Kilisesi’nde fakirlik, iffetlilik ve bir an önce Kudüs’e giderek Hıristiyan olmayanları bu dine davet etme, eğer oraya gidilemezse papanın hizmetine girme yemini ettiler; bir yıl sonra ise Venedik’te buluştuklarında Kudüs’e gitmenin imkânsızlığını görünce papanın hizmetine girdiler.

İsâ Cemiyeti

Loyola, kurduğu tarikata İsâ Cemiyeti (“the Society of Jesus”un kısaltması olan SJ kullanılmaktadır) adını veriyor. Cizvit (Jésuite) terimi ise bu tarikatın kuruluşundan önce de var. Ortaçağ Hıristiyan düşünürlerine göre bir Hıristiyan öldükten sonra “Jesuita” (bir başka İsâ) oluyordu. Cizvitler’in hedefi bütün insanlığı tam anlamıyla İsâ’nın yolundan, sadece İsâ’nın yolundan giderek Hıristiyanlaştırmak ve Hıristiyan olanların inançlarını yaşamalarını sağlamaktı. Cizvitler örnek bir ruhban hayatı sürerek, Luther’in hareketinin aksine kilise içinde kalarak reformlar yapmak istiyorlardı. Constitutions (kurallar) kitabında ortaya konan sistem ve metotlar onları diğer cemaatlerden farklı kılmaktaydı ve bu sayede onlardan daha fazla üne kavuştular. Cizvitler, Hıristiyanlık’la ilgili araştırmalar ve eğitimle de meşgul oldukları için pek çok sayıda ilim insanı ve düşünür yetiştirdiler. Yoksullarla yatay bir dayanışma içinde olmalarıyla da tanınan Cizvitler, mahallelerde cemaatle bir araya gelme ve onların sorunlarına çözüm geliştirme misyonlarını asla kaybetmediler. Hem bu nedenle hem de kendilerine pusula olarak sadece İsâ’yı seçmelerinden dolayı Cizvitlere bir nevi “devrimci” mualemesi yapılıyor denebilir.

Papa cunta yanlısı mı?

İlk Cizvit papa olan Francis ile ilgili ise, özellikle ülkesinde, hâlâ güncel bir tartışma var: Papanın cunta yanlısı olup olmadığı. 1976 yılında on binlerce insanın yaşamını kaybettiği, binlercesinin ise gözaltında “zorla” kaybedildiği darbe yıllarında Bergoglio, cemaatini koruma güdüsüyle yaptığını söyleyerek uyarılarına “kulak asmayan” iki Cizvit rahibi geçici olarak görevden alıyor. Rahiplerin görevden alındığını öğrenen darbe yönetimi rahipleri yaka paça gözaltına alarak onlara aylarca işkence ediyor. Kardinal Bergoglio yaptığı hatanın farkında olsa da elinden çok bir şey gelmiyor. Bundan sonra tek yapabileceği sendikalı insanları okulun bahçesinde “koruma” altına almak, gecekonduların yıkımını durdurmaya çabalamak ve yoksullara haksız yere açılan davalara müdahil olmak.

Papanın cunta yanlısı ya da ajanı olduğu tartışılmaya dursun, kendisiyle ilgili bazı somut gerçekler de yok değil. Bir övgü ya da yergiden ziyade haberlerden oluşan bir derlemeyle:

  • 2016 yılında Akdeniz’de yaşanan trajediye dikkat çekmek amacıyla mülteci çocuklarla Vatikan’da bir araya geldi Papa Francis. Mültecilerin ‘bir tehlike değil, kendilerinin tehlikede olduğunun’ altını çizen Papa, Akdeniz’deki kurtarma çalışmalarına katılan bir İspanyol görevlinin kendisine verdiği küçük bir can yeleğini göstererek, o görevlinin ne dediğini anlattı: “Ben yapamadım. Dalgaların içerisinde küçük bir kız vardı ancak onu kurtaramadım, elimde sadece can yeleği kaldı. İşte bu da küçük kızdan geriye kalan can yeleği’ dedi. Adı ne, diye sordum bilmediğini söyledi. Bugün gelin, gözlerimizi kapatıp o küçük kızı düşünelim ve ona bir isim verelim.”
  • 2019 yılında 49 mülteci ile yaklaşık 2 haftadır Akdeniz’de yanaşacak liman arayan iki gemi için kapıları açın çağrısında bulundu. Papa Francis, Epifani Bayramı için Aziz Peter Meydanı’ndaki 60 bin kişiye hitaben yaptığı konuşmada, “Bu insanlara somut dayanışma göstermeleri için Avrupa liderlerine yürekten bir çağrı yapıyorum” dedi.
  • Vatikan’daki Pazar ayini sonrası Türkiye’nin başlattığı işgale ilişkin açıklama yaparak, “Harekatın ardından aralarında Hıristiyan ailelerin de olduğu siviller evlerini terk etmek zorunda kaldı” dedi. Ve Papa, etkili olabilecek çözümler üretilmesi için tüm ilgili taraflar ve uluslararası topluma samimiyet, şeffaflık ve dürüstlükle diyalog yoluna girme çağrısı yaptı.
  • Qamışlo’daki Ermeni Katolik Kilisesi’nin rahibi Hovsep Petoyan ve babası Abraham Petoyan Der Zor’daki cemaatin durumunu görmek üzere bu kente giderlerken araçlarına açılan ateş sonucu öldürülmüşlerdi ve saldırıyı DAİŞ üstlenmişti. Rahip Hovsep Petoyan için Papa Francis Twitter hesabından bir mesaj paylaşarak Qamışlo’daki Katolik Ermeni Cemaati’ne yakınlığını ifade ettikten sonra ölenlerin aileleri ve Suriye’deki tüm Hıristiyanlar için dua ettiğini belirtmişti.
  • 2013’teki bir açıklamasında “Bir kişi eşcinselse ve Tanrı’yı arıyorsa, iyi niyetliyse, ben kimim ki onu yargılayayım” dedi.
  • 2018 yılında Vatikan’da görüştüğü birine “Eşcinsel olup olmaman mühim değil. Tanrı seni böyle yaratmış ve seni olduğun gibi seviyor” dedi.
  • 2017 yılında kendisine hediye edilen özel üretim Lamborghini Huracan model aracı açık artırmayla satarak buradan elde edilecek geliri hayır kurumlarına bağışladı.

Özellikle Akdeniz’de yaşanan mülteci kriziyle ilgili çabalarıyla ön plana çıkan Papa, papalık makamının kirini pasını bilmeyen biri için ideal bir ruhani gibi görünebilir. Ancak bu “iyi” haberleri ve gelişmeleri papalık makamını göz ardı ederek okumak/değerlendirmek bizler için ne yazık ki mümkün değil…