Kürt Özgürlük mücadelesi yükseldikçe başına çöreklenmek isteyen papaz Gaponların ve kuklalarının sayısı arttı. Medyanın belli başlı köşelerine yerleşen ya da yerleştirilen bizim papaz Gaponların marifetleri daha doğrusu suç dosyaları ortada. “Kürt kökenli aydın”, “Türk kökenli liberal” gibi kerameti kendinden menkul unvanlarla şişirilen bu kişilerin 24 saat yaptıkları Özgürlük hareketini karalamak ve halkı parçalayıp avlamaktır. Özgürlük hareketi geliştikçe eskileri tarihin çöplüğüne gidiyor ama hemen yenileri piyasaya sürülüyor. Kürt Özgürlük hareketinin yeminli düşmanı olan Gaponlar 24 saat Özgürlük hareketinde mercekle kusur-suç arıyor, bulamazsa kendileri üretiyor. Sonra da emirlerindeki medyaya aydın-uzman vb. şişirilerek çıkarılıyor. Oturdukları yerden ahkamlar kesiyor ve AKP devletinin inkar-imha operasyonlarına çanak tutuyorlar.
Bakın, bunların Kürt halkının lehinde söyledikleri tek söz, yaptıkları tek iş yoktur. Wan depreminde ortaya çıkan örgütlü Kürt ve insanlık düşmanlığına, AKP devletinin kasıtlı ilgisizliğine ve Malatya morgundaki utanç verici manzaraya bile bir şey söyledikleri yoktur. Tam tersine halkı daha büyük katliamlarla tehdit ederek teslimiyete çağırıyorlar. “Madem ki devlete karşı çıkıyorsunuz, enkazı KCK kaldırsın” diyorlar.
Aylardır Sri Lanka senaryosu yazanlar ve “geçmişte görülmemiş kapsamda operasyon” yani geçmişte görülmemiş kapsamda katliam diye sevinenler şimdi de “Gördünüz mü, bizi dinlemezseniz daha kötü olacak” diye tehdit savuruyorlar. Söyledikleri kendi arzularıdır. Medyada kalan bir kaç aykırı ses de başbakan tarafından tehdit edilerek susturulmaya çalışılıyor.
Büşra Ersanlı, Ragıp Zarakolu ve Mustafa Avcı da dahil olmak üzere yapılan son KCK tutuklamaları sadece Kürt halkına değil, demokrasi ve özgürlük diyen herkese verilmek istenen bir gözdağıdır. Papaz Gaponlar bunu heyecanla savunmakta ve böylece “örgütü oksijensiz bırakacaklarını“ söylemektedirler. Oksijensiz kalan organizma boğulur ve ölür. Örgütü yani onun önderliğindeki halkı boğacağız demektedirler. “Elimizde daha ne modern silahlar var haa” diye tehdit etmektedirler. Öcalan’a aylardır uygulanan tecrit, Kandil’in her gün bombalanması, gerillanın kimyasallarla yakılıp parçalanması, KCK operasyonları adı altında Kürt siyasetçilerinin ve tüm demokratların esir alınması, BDP binalarına yönelik faşist saldırılar, linç girişimleri... Hepsinin üstüne yurtdışında tek merkezden yönetilen ırkçı-faşist güruhların Kürtlere ve kurumlarına yönelik saldırıları. Erdoğan’ın bunları bile yetersiz bularak Almanya, Fransa ve diğer devletlere “Kürtleri ya iade edin ya da bizim gibi tutuklayın” çağrıları. Bütün bunlar teröre karşı mücadele adı altında “Kürt halkını öncüsüz-örgütsüz yani oksijensiz bırakma ve boğma” operasyonlarıdır.
Papaz Gaponlar işbaşındadır ve en başta da okyanus ötesinden gönderdiği beddualarla yeniden gündeme gelen sahte peygamber geliyor. Dünyanın her köşesinde böyle savaşlar olduğunda gerçek dindarlar savaşa son vermeye ve barışçı çözüm bulmaya çalışır. Bizim papaz Gaponlar ise kan dökülsün diye talimat veriyor, beddua ediyor ve ellerini ovuşturarak dökülen kanları zevkle seyrediyorlar.
Durumun vahameti, iğrençliği, ciddiyeti ve zorluğu açıktır. Demokratik Özerklik ilanı erken diyenler yanılıyor. Erken değil geç bile kalınmıştır. Bu gecikmeyi telafi etmek için sadece Kürtler değil bütün ezilenler acilen demokratik özerk örgütlenmelerini gerçekleştirmelidir. Sadece öz savunma değil yaşamın bütün alanlarında öz örgütlenmeler gereklidir. Wan depreminde yaşadığımız acılar, ilk yardım ve doğal afetlere karşı yardımlaşma dahil halkın her konuda hazırlıklı olması gerektiğini göstermiştir. Deprem felaketinde bile yardım etmeyen ve gelen dış yardımlara engel olan AKP devletinden ve papaz Gaponlardan medet umamayız. Onlar gölge etmesin yeter. Başka ihsan istemiyoruz. Halka saygıları varsa halkın iradesine saygı göstersinler. Halka saygı duymuyorlarsa halk da onlara saygı duymayacak ve kendi yolunda yürüyecektir.
twitter.com/#!/suatbozkus