
Tazminat parasına ihtiyaçlarının olmadığını belirten aileler, bir an önce akrabalarının gömüldüğü yerin ortaya çıkarılması ve faillerin gerekli cezalara çarptırılmasını istiyor.
Kaybedilen Salih Demirhan'ın eşi Zeynep Demirhan, eşine ait bir mezarın bile bulunmadığını belirterek, bir önce Sayar ve askerlerinin gerekli cezalara çarptırılmasını istedi. Sayar ve ekibinin korkusundan bugüne kadar hukuki yollara başvuramadıklarını ifade eden Demirhan, "İki sene geçtikten sonra eşimin akıbetini ancak sorabildim. Çünkü bu bölgede korkudan hiç kimse sesini çıkaramıyordu. Şırnak'ta bulunan askeri yetkililere eşimin akıbetini sormak için gittiğimizde bize 'evinize gidin yoksa sizleri de aynı yere göndeririz' dediler. Biz de hiçbir şey yapmadan eve geldik. O dönem Mete Sayar ve ekibinin baskı ve korkusundan dolayı hukuki yollara başvuramadık. Eşimin ve arkadaşlarının ölümünden Mete Sayar sorumludur. Eşimi öldüren kendisi ve ekibi yargı önünde hesap vermesini istiyoruz, sonuna kadar kendisinden davacıyım" dedi.
Demirhan, Sayar ve ekibinin 1993 yılında eşini evden aldığını belirterek, o anları şu şekilde dile getirdi: "14 Haziran 1993'te, Mete Sayar ve ona bağlı ekibi köyümüze gelerek, eşimi evden zorla aldı. Aradan 15 dakika geçtikten sonra tekrar gelerek bizi evden çıkartıp, evden hiçbir eşyamızı almamıza izin vermeden ateşe verdiler. Alevler arasında evde bulanan Kuran-ı Kerim'i ancak alabildim. Devlet çocuklarımı hem babasız bıraktı, hem de evsiz."
Eşine ait bir mezarların bile olmadığını, amaçlarının eşinin gömüldüğü yeri öğrenmek olduğunu ifade eden Demirhan, "Mete Sayar ve arkadaşlarının, eşimin nerede olduğu, nereye gömüldüğünü söylemelerini istiyorum. Köydeki tabura götürdüklerini ve bir daha oradan çıkarılmadıkları biliyoruz. 6 çocuğum 21 yıldır babasız ve babalarının bir mezarının olması istiyorlar" dedi.
Türkiye'de hukuk ve adaletin işlemediğini dile getiren Demirhan, "Türkiye'de tüm hukuk mercilerine başvurmamıza rağmen bir sonuç alamadık. Eşimin akıbetinin bize söylemediler. En son iki yıl önce, Silopi Savcılığı'na yaptığımız başvurudan sonra Tabur Komutanlığı'nda yapılan kazının ardından çıkan kemikler, inceleme için Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Fakat bu kemiklerin hayvan kemikleri olduğu söylendi. Adeta bizimle alay ettiler. Ben ve 6 çocuğum bunu hak etmedik. 21 senedir Türkiye'de adalet arıyoruz ve hala bir sonuç almış değiliz. Eğer Türkiye adaletli bir devlet olsaydı bugüne kadar eşimin kemiklerini bulunup bize verilirdi. Eşimin bir mezarı olurdu ve katilleri de cezalandırılırdı" dedi.
Ne devletten ne de AİHM'den para istemediklerini vurgulayan Demirhan, "Hiçbir para eşime ait bir mezara sahip olmamı sağlayamaz. Devlet parasını alsın, başına çalsın, ama bana eşimin kemiklerini versin. Ben ve çocuklarım hiçbir şekilde bu davanın peşini bırakmayacağız. Mete Sayar ve devlet, benim ve binlerce faili meçhulün hesabını vermeden bu davayı kapatmayacağız ve sonuna kadar mücadele edeceğiz" diye konuştu.
Katliamda yaşamını yitiren Demirhan'ın oğlu Yusuf Demirhan ise, babası ve 5 yurttaştan 20 yıldır haber alamadıklarını belirterek, "O dönem babamın akıbetini sorduğumuz için bizi ölümle tehdit ettiler. 2001 yılında Diyarbakır'a giderek avukatlar aracılığıyla dava açtık. Aradan 5 sene geçtikten sonra o dönem karakolda askerlik yapan ve olaya şahit olan bazı görgü tanıklarının ifadelerine göre, babam ve diğer 5 köylümüzün cenazelerinin köydeki karakolun bahçesine gömüldüğünü öğrendik. Kazılan yerden çıkarılan kemikler ATK'ye gönderildi ve o kemiklerin babama ait olmadığını, kemiklerin hayvanlara ait olduğu söylediler. Türkiye'de önce Silopi sonra Diyarbakır ve en son Ankara'da görülen davalardan hiçbir sonuç alamadık" ifadesinde bulundu.
Babasının akıbetinin öğrenilmesi için yaptıkları tüm başvuruların yanıtsız kaldığını dile getiren Demirhan, "Nereye başvurduysak hiçbir sonuç almadık, her mahkemeden boş döndük. Bunun için AİHM başvurduk. AİHM tarafından Türkiye bu konuda suçlu bulundu ve para cezası verildi. Bizim amacımız para almak değildi, biz adalet, hukuk peşindeyiz ve bu olayı gerçekleştiren Mete Sayar ve ekibinin adalet önüne çıkarılarak cezalandırılmasını istiyoruz. Ne Türkiye'nin hukukuna güveniyoruz ne de devletin parasını istiyoruz, tek isteğimiz babamın katillerinin hesap vermesi ve babama ait bir mezarımızın olmasıdır" dedi.
Aynı gün gözaltına alınarak kaybedilen Halit Özdemir'in eşi Fatma Özdemir de, eşinin kaybedildiği günden bu yana köyde çobanlık yaparak geçimini sağladığını ifade ederek, "Hiçbir şeyden haberimizin olmadan sabah erken saatlerde gelip hasta olan eşimi yatağından çıkararak götürdüler. Daha sonra evimizi yaktılar, yanan evimizden sadece canımı ve 6 aylık bebeğimi çıkarabildim. O günden beri tüm aramalarımıza rağmen eşime ne olduğu öğrenemedik. Eşim öldürüldü mü, yaşıyor mu bilmiyoruz. Sadece Mete Sayar ve ekibinin eşimi götürdüğünü biliyorum. Onun cezalandırılmasını istiyoruz. Ben AİHM'in verdiği para cezası yerine eşimi götürüp katledenlerin adalet karşısında cezalandırılmasını istiyorum. Hiçbir para eşime ait bir mezardan daha değerli olamaz. Devletten tek isteğim eşimin cenazesi nerede olduğunu bize söylemesi ve katillerinin adalet önüne çıkarılarak hesap sorulmasıdır" dedi.
VELAT ÖZER / ŞIRNAK (DİHA)