Paradigmada demokrasinin öznelliği
Forum Haberleri —

Demokrasi
- Peki demokrasi neden bu kadar önemli ve özneyi niteleyen bir konumda? Paradigmanın adı da demokratik modernite olunca iş en başa düşüyor. Demek ki demokrasi asli bir belirleyen ve modernitenin ötesinde kurgulayan bir sözcüktür. Peki ama neden?
DİYAR RÛMET
Merkez olarak Avrupa’da çok önceden başlayan modernleşme hareketi Türkiye’de Tanzimat ve/veya Jön Türk ‘aydın’ları ile başlasa da esas kuramsal ve kurumsal müdahale ve de inşa ulus- devletin kuruluşu ile başlamıştır. Ulus- devlet, ortaçağın din fenomeni ile iktidarlaşmasına benzer nitelikte ‘milliyetçiliğin dinselleştirilmesi’ neticesinde egemen iktidar formu olmuştur. Lakin bu form ulusal olanın çehresine sıkışarak var olan diğer bütün kimlik/inanç gerçekliğini öncelikle zor aygıtları ile bertaraf etmeye çalışırken bir sonraki adım olarak onu ideo – politik evreninde dönüştürmeyi, müdahale etmeyi seçmiştir. Bu müdahale için tarihsel anlamda başka bir maddi uygarlığın tarafına düşse de, demokrasi, cumhuriyet gibi araçları kendisine ortak kılmıştır.
Egemenlerin tarih yazımına karşıt olarak ezilenlerin tarihsel araçlarını, çalınan ateşi onlara geri vermeyi düstur edinen Kurdistan Özgürlük Hareketi, demokrasiyi devletçi uygarlığın klasik burjuva anlamından özgürleştirme edimi ile tarihsel özneleri özneleştirme mücadelesine girişmiştir. Sıklıkla gördüğümüz üzere; demokratik ulus, demokratik kadın hareketi, demokratik gençlik hareketi, demokratik konfederalizm, demokratik cumhuriyet ve demokratik İslam vd. gibi özneleri demokrasi sıfatı ile özneleştiren tanımlamalar ile hemhâl oluyoruz.
Peki demokrasi neden bu kadar önemli ve özneyi niteleyen bir konumda? Paradigmanın adı da demokratik modernite olunca iş en başa düşüyor. Demek ki demokrasi asli bir belirleyen. Peki ama neden?
Devletçi uygarlık beş bin yıllık hegemonya inşasında ezilenlerin tarihinden çalmayı, el koymayı her fırsatta denemiştir. Kavramlara/tanımlara yapılan tahrifatlardan tutalım devrimlerin üstüne çöreklenen, el koyup niteliğini değiştirmesine kadar her yönüyle yasal hırsız rolünü kurnazca oynamaktadır. Alman köylü isyanlarının köylü - komünalist direnişlerinden Fransız devriminin proleter - komünalist direnişlerine değin ortaya çıkan zaferlere çöken, gasp eden egemen güçlerin/sınıfların varlığından söz etmek mümkündür.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin ideolojik ve politik önderi Abdullah Öcalan “Demokrasi geniş anlamda devlet ve iktidarı tanımamış toplulukların kendilerini yönetmesi olarak tanımlanabilir” şeklinde bir belirlemede bulunur. Bu açıdan Özgürlük Hareketi’nin genel anlamıyla Fransız devrimi sonrasında kapitalist modernite ve ulus- devlet içerisinde yasallaşmaya başlayan klasik demokrasi tanımından çok daha farklı bir demokrasi tanımı yaptığı aşikâr.
Demokrasinin devlet, iktidar ve sınıftan uzakta bir yerde olması gerektiğini ve tarihsel anlamda da zaten buna tekabül ettiği yine Kürt Halk Önderi Öcalan tarafından belirtilir. Bu yüzden yukarıda saydığımız kavramları klasik anlamı ile düşünmemek gerekir. Öcalan’ın, ideolojik anlatısını politik anlatısı ile özdeşleşen Prometheus’tan ayrı tutulamaz. Özgür insan ve hakikat arayışını kitlelerden çalınan/gasp edilen kavramları yeniden ve aslına uygun şekilde tanımlayarak var eder.
Dolayısıyla Kurdistan Özgürlük Hareketi’nin yepyeni ve tarihin gizli sırlarını günümüzde aydınlığa kavuşturan bir sözlüğü, grameri olduğunu ifade edebiliriz. Bu bakımdan Demokrasi asli sıfat olarak önüne geldiği her kavramı yeniden içeriklendiren, kapitalist uygarlık ve modernitenin ötesinde kurgulayan bir sözcüktür.
Bir parantez: Demokratik Cumhuriyet
Demokratik Cumhuriyet Kurdistan özelinde mevcut kurumsal sömürgeci ulus devletlerin temsili bir asgarî demokrasi ile tanışmasından ibaret değildir. Tam tersine öz yönetim ile merkezi yapısının yani iktidarının en basit anlamıyla 81 parçaya bölünmesidir. Bunun ilçe, kasaba ve köy organları ile binlerce parçaya bölünmesi, hareket halinde olan demokrasi güçlerinin hegemonyasını otoriter olmayan yönetim sistemi ile tesis etmesine olanak sağlaması demektir. Yani yalın ifade ile Ortadoğu’nun tek demokratik devrimci gücü olarak Kurdistan Özgürlük Hareketi’nin öz yönetim ile oluşacak gediklerden sızarak ideolojisini inşa etmesine ve demokratik bir yönetimin öncüsü olması ile mevcut kurumsal Türk ulus devletinin parçalanmasına vesile olacağını öngörmeliyiz.







