Yok, seçimde sandıklar kaçırıldı, oylar yakıldı filan demiyorum. Buna ihtiyaç yoktu zaten. Hakkıyla Colorado partisi, sağ kazandı. Sağ kazandı diyoruz ama seçimde belki diyalektiğe aykırı olacak ama sol yoktu. Bir önceki seçimin galibi Hıristiyan devrimci papaz Fernando Lugo, bir Monsanto darbesiyle devrilmişti zaten. İlginç öyküler bunlar.
Monsanto’yu biliyor musunuz? Sadece bir tohum şirketi. Çalışkan adamlar, genetik mühendisliği filan yapıyorlar. Bilgili, okumuş adamlar yani. Lugo 2008’de seçimi kazandıktan hemen sonra 2009’da bir kere denemişlerdi. O sırada başaramamışlardı. Bu darbe için ABD elçiliğinde Monsanto’nun katıldığı darbe toplantıları herkesin malumuydu. Adamlar haklı sayılır yatırımlarının engellenebilme riski vardı. Onlar Paraguay’ı bir GDO’lu soya çiftliği olarak görüyorlardı. Babalarının çiftliğininin ucundan yoksul köylülere dağıtabilme olasılığı vardı başkan Lugo’nun. Eh tabi ki buna müsaade edilemez. Çünkü demokrasi var.
Ha bu arada söylemeyi unutmayım Paraguay’ın ekilebilir toprağının yüzde 77’si sadece nüfusun yüzde 1’nin elinde, yazı ile bir. İşte seçimsel demokrasinin güzelliği burada, kurt ile kuzu yan yana kim kimi yerse. Onlarda kendi iradeleriyle topraklarını Monsanto’ya kiralamışlardı.
Sonra yerli halk Guarani’lerin son topraklarını da almaya kalktılar. Yerliler direndi. Paralı askerleri yerlilere saldırdı. 17 kişiyi öldürdü. Bunun üzerine seçilmiş başkan Lugo görevinden azledildi. Bakın her şey gittikçe daha ilginçleşiyor. Monsanto, adamlar işi biliyorlar. Ne yaparsan yap yollar Monsanto’ya çıkıyor. Başkan Lugo’nun yardımcısı, şu an ki devlet başkanı Federico Franco defalarca ABD elçiliğinde Monsanto ile gizli toplantılara katılmıştı. Paraguay’da bir toplantı salonu eksiği olduğu kesin, kim olsa ABD elçiliğinde toplantı yapıyor. Bir önceki seçimi kazanan Lugo’nun koalisyonundaki en büyük partiydi Liberal parti.
17 köylünün öldürüldüğü saldırıdan çok üzülüp Lugo’yu azlatmişlerdi. Bu seçimlere de katılıp yüzde 37 aldılar. Biraz karışık geldi değil mi? Hiç kafanız karışmasın sonuç şu; Hangi taşı kaldırsan altından GDO’lu soya ve mısır yani Monsanto çıkıyor. Monsanto bir tohum şirketi. Kendisinin o bölgede toplamında Paraguay’dan, Arjantin’den ve hatta Brezilya’dan daha büyük toprağı var. Her yer Monsanto’nun soyasının, mısırının işgali altında. Yatırımcı onlar, çalışkan mühendis adamlar…
Bu arada bu öyküde saldırılan Guaraniler, Paraguay’ın azınlıkları değil. Nüfusun yüzde 98 Guarani, geri kalanlar da başka yerliler, biraz beyaz da vardır ama tesadüf olarak toprak sahibidirler onlar. Bir başka zamana bırakmak istiyorum Paraguay’ın hazin tarihini ancak şu kadarını söylemeliyim 1864’te Brezilya, Arjantin ve Uruguay’ın birleşip saldırdıklarında bütün Paraguay yetişkin erkeklerinin yüzde 90’ı hunharca öldürüldü. Sadece 30000 erkek sağ kalmıştı. Bu saldırı aynı zamanda Guarani komün topraklarının yağması, belki de başkent de devlet olsa da son İndian komün federasyonunun ortadan kaldırılmasıydı.
Katliamlar, kıyımlar, soya ve mısır… Ne güzel şey demokrasi...
Paraguay ve Monsanto
Paraguay’da seçimleri sağ kazandı. Ülkeyi 61 yıl yöneten muhafazakar partinin adayı Horacia Cartes seçimlere yüzde 63 katılımın yüzde 47’sini alarak devlet başkanı seçildi. Bayılıyorum bu karikatür demokrasiye. Beş yılda bir filan gidip, bir kağıdı tahta ya da mukavva sandığa atıp geri dönüyorsun. Adil bir yarış olmuştur mutlaka. 300 kadar uluslararası gözlemci katılmış. AB ve Unasur’dan gözlemciler şimdi raporlarını yazarlar. Belki de hazırlık olsun diye daha önce yazmışlardır. Honduras’ta cuntanın yaptığı seçimlerde, yanlışlıkla beni gözlemcilerle bir araya koymuşlardı. Bir gün sonra olacak seçimin ne kadar transparan-şeffaf olduğunu, açıklamak için toplantı saati belirlemişlerdi. Çok iyi gözlemciydiler, bir gün sonrayı görebiliyorlardı. Benim yanımda yazdıkları gözlem raporunu uluslararası televizyon kanallarında dinlerken deja vu gibi geliyor her şey insana.