- Paris nüfusunun yüzde 52’sinin kadın olduğunu söyleyen Barbara Gomes, eğitim, kamusal planlama, feminist derneklerin finansmanı ve “erkek egemen söylem”e karşı mücadele yoluyla şehri feminist bir kent haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Paris Konseyi, bağlayıcı olmayan bir karar tasarısıyla (vœu), tüm kentsel planlama projelerinin öncesinde cinsiyete dayalı “kullanım değerlendirmeleri” yapılmasını zorunlu kıldı. Yetkililer, bu adımı “feminist bir şehir” oluşturma ve yükselen “erkek egemen” fikirlere karşı koyma çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.
Karar, her kamusal alan projesinin, farklı toplumsal grupların alanı nasıl kullandığını ve planlanan gelişmelerin güvenlik ile erişilebilirlik konularında cinsiyet eşitsizliklerini yeterince giderip gidermediğini inceleyen bir teşhis çalışmasından geçmesini gerektiriyor. Şehir yetkilileri, daha önce bu tür değerlendirmelerin her projede sistematik olarak uygulanmadığını kabul ediyor. Yeni düzenleme, değerlendirmelerden çıkan önerilerin hayata geçirilmesini de güvence altına almayı hedefliyor. Paris’in halihazırda bu tür teşhisleri içeren bir proje yönetimi destek sözleşmesi bulunuyor.
‘Kamusal alan kadınlar için tasarlanmadı’
Fransız Komünist Partisi’nden (PCF) cinsiyet eşitliğinden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Barbara Gomes, kamusal alanın ne kadınlar için ne de kadınlar tarafından tasarlandığını savundu. Paris nüfusunun yüzde 52’sinin kadın olduğunu hatırlatan Barbara Gomes, eğitim, kamusal planlama, feminist derneklerin finansmanı ve “erkek egemen söylem”e karşı mücadele yoluyla şehri feminist bir kent haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti.
Tüm alanlarda erkek tekelleşmesi
Île-de-France bölgesinde 20-25 yaş arası kadınların yüzde 68’i kamusal alanlarda taciz, cinsiyetçi veya cinsel şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. Fransa’nın ulusal eşitlik konseyi Haut Conseil à l’égalité entre les femmes et les hommes’un araştırmasına göre ise Fransız kadınlarının yüzde 76’sı en az bir kez sokakta takip edildi. Yetkililer, yeni değerlendirmelerin daha geniş kaldırımlar, yeniden tasarlanmış yaya yolları ve mahalle polis kulübelerinin kurulması gibi önlemlere yol açabileceğini söyledi. Kadınların kendilerini en güvensiz hissettikleri yerler arasında toplu taşıma araçları, tren ve metro istasyonlarına giden yollar, otoparklar, yetersiz aydınlatılmış alanlar ve donanım eksikliği olan bölgeler öne çıkıyor. Sosyalist Parti’den Gabrielle Siry-Houari, park ve bahçelerdeki serbest erişimli spor tesislerinin erkekler tarafından tekelleştirildiğine dikkat çekerek, birçok kadının bu alanları kullanmayı meşru görmediğini belirtti.
Bilinçlendirme ve işbirlikleri
Şehir, fiziksel düzenlemelerin yanı sıra hem potansiyel tacizcileri hem de tacize uğrayanları hedefleyen kamuoyu bilinçlendirme kampanyalarını genişletmeyi planlıyor. Londra ve Brüksel’deki benzer kampanyalar incelendi. Siry-Houari, amacın taciz ve sözlü saldırganlığın da suç teşkil eden eylemler olduğu konusunda toplumda farkındalık yaratmak olduğunu vurguladı.