Açıklamada, 2012 yılında Türkiye'de tırmanan savaş ve şiddet ortamının 2013 yılının ilk ayında da aynı hızla devam ettiğine işaret edilerek, "Lügatinde barış kelimesi bulunmayan bu hükümet, barış kelimesi yerine savaş kelimesini rahatlıkla kullanabilmektedir. Bu savaş ve şiddet dili sadece halklar arasında değil toplumun bütün kesimleri arasında bir şiddet ortamının yaratılmasına neden olmaktadır" denildi.

Türkiye'de günde ortalama 5 kadının öldürülmesinin tesadüf olmadığına işaret edilen açıklamada, hükümetin uluslararası bir siyasi suikastı, ciddiyetten uzak bir şekilde sıradan bir kadın cinayetine indirgemeye çalışarak kendini sıyırma yöntemini seçtiği belirtildi. Açıklamada, "Paris'teki saldırının Kürt halkının direncini kırmaya yönelik uluslararası ve son derece siyasi olduğunu herkesten çok AKP hükümeti bilmektedir" denildi. 


Suç toplumsal erkeklikte
Açıklamada, "Eril hukuk sistemi eril katillerle, erkek işbirliği yaparak bu konudaki geleneğinden taviz vermeden kadınlar aleyhine kararlar almaya devam etti. Kadın cinayetlerinde 'namus' adı altında ceza indirimine gidildi. Yine taciz ve tecavüz davalarında kadınların beyanı değil, erkeklerin beyanı esas alınarak suçlu korundu, mağdur cezalandırıldı. Bu kararların verdiği destek ile kadın katliamları ve kadınlara yönelik cinsel şiddet son hızla devam etmektedir" denildi. N.Ç. davasına atıf yapılan açıklamada, şunlar belirtildi: "Cinsiyetçilikle malum hukuk sistemi N.Ç.'nin beyanını değil, tecavüzcülerin 'kendi rızasıyla yaptı' beyanını esas alarak, suçlulara alt sınırdan ceza vererek hukukun eril karakterini bir kere daha gözler önüne serdi. AKP hükümetinin savaş ve şiddet politikası sürdükçe, bundan beslenen kadın cinayetleri ve cinsel şiddet de sürecektir. Suçu toplumsal erkeklikte değil, kadında arayan zihniyetin söylemleri, kadınları katleden zihniyeti de meşrulaştırmaktadır. BDP Kadın Meclisi olarak, kadın cinayetlerinin ve kadınlara yönelik cinsel şiddetin mevcut savaş ve şiddet ortamından beslendiğini, bu ülkeye barış gelmedikçe bu cinayetlerin son bulamayacağını herkesin bilmesini istiyoruz."

  DİHA/ANKARA