İsviçre Gündemi


İsviçre basını da üç Kürt kadınının katledilmesine geniş yer verdi. NZZ “PKK ile görüşmeler baltalanmak isteniyor”, 20 Minute “PKK Fransa’yı cinayeti aydınlatmaya çağırdı“, Tagezenzeiger ve Der Bund “Kürtler, Türkiye’yi suçluyor”, vs. vs…
Seni kimse yazmıyor Paris.
Paris Cumartesi günü Amed oldu, Serhildan’a kalktı.
100 bini aşkın Kürdistanlı Sakine, Fidan, Leyla oldu.
Üçü de kadındı, anaçtı.
Üç alınan can sadece Paris’de yüz bin, Kürdistanla milyonlar verdi.
Kadındı 3’ü de.
Masumiyetin, adaletin, özgürlüğün simgesiydiler.
Bütün dünya bu çirkin cinayeti ibretle izledi.
Aşkların kenti, şatafatanın kenti Paris kana bulandı, çirkinleşti, kirlendi.
Kürtler için artık özgürlük şehri değil Paris.
Aşk kenti asla değil.
Üç fidan şahsında Kürdistan halkının katillerinin yuvası.
Belki de katilin kendisi…!
Tarihini kirletin Paris.
Kadını düşüren, şatafatanın mezesi yapan Paris, kadını özgürleştiren kadını katletti.
Paris aşkı ve kadını vurdu.
Paris kendisini vurdu.
Paris Kürdistanı vurdu.
Paris… Paris.
Sana şiirler yazılırdı…
Şimdi lanet okunuyor Paris.
Kürt gençleri öfkeli,
Kadınlar kızgın,
Çocuklar dip not düştü seni hafızalarına.
Unutma bizi Paris.
Fransız Devrimi’ni, Bastille zindanına ve kalesine saldırarak, Paris’in yoksulları olan baldırıçıplaklar (sans-culottes) başlattı.
Krallığa, feodalitenin ve kilisenin saltanatına onlar son verdiler.
Versailles Sarayı’na onlar yürüdüler.
Cumhuriyet uğruna, “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” uğruna onlar öldüler.
1789 Devrim Şarkıları onları anlatıyor;
“Uyanın kulak verip sesimize…
Kurtulun karanlığından gecenin...
Dört elle sarılın haklarınıza...
Güneşin ışığı hepimiz için.”
Paris… Paris
Onlar zindanların direnenleriydi.
Onlar özgürlüktü,
Onlar eşitlikti,
Onlar kardeşlikti.
Seni sen yapanlardı...
Kendini vurdun Paris…