Akaryakıt zammı/vergisi ve hayat pahalığı nedeniyle Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Hükümeti’ne karşı Sarı Yelekliler bir kez daha hafta sonu sokaklardaydı. Polis ve göstericiler arasında çıkan olayların bilançosu ise oldukça ağır. Cumartesi gününün ilk ışıklarıyla gece geç saatlere kadar süren çatışmalarda çok sayıda gözaltı gerçekleşti. Birçok kişinin yaralandığı gösterilerde, birçok araç ateşe verildi.
Sarı Yelekler, 17 Kasım’da ilk kitlesel gösterilerle 228 bin kişiyle alana inmişti. Ardından Eylem devam etmiş bir sonraki hafta sonu 24 Kasım’da başta Paris’in ünlü caddesi Champs-Elysees olmak üzere 106 bin Sarı Yelekli alanlarda eyleme geçmişti. Elysees’de yaşanan çatışmaların bilançosu, 25 tutuklama, yüzlerce gözaltı, sadece Elysees caddesinde 48 milyonluk zarar! Devlet daha çok 48 milyonluk zararla ilgiliydi. Aynı zamanda eylemleri kendi lehine manipule etmeye çalışan aşırı sağcılar, eylemlerdeki durumdan faydalanmanın derdinde. Eylemlerin ana gövdesini bütün toplumsal kesimler oluştururken, aşırı sol hareketler eylemlerde büyük rol oynuyor. Ama hükümet özellikle Fransız toplumunun aşırı sağ konusundaki hassasiyetini öne çıkarmak için eylemlerin ana gövdesini sağın oluşturduğunu ifade ediyor. Çünkü yaklaşan AB seçimlerinde Le Pen’in yüzde 23 oy alacağı yöndeki anket sonuçları hükümeti tedirgin etmiş gözüküyor.
Eylemleri yürütenlerin temel uzlaşısı: Macron İstifa!
Sarı Yelekliler hafta içi çeşitli talepleri sosyal medya aracılığıyla dile getirdi. Sosyal medya ağı üzerinde örgütlenen eylemler için 8 temsilcinin belirlendiği ifade edilse de birçok bölgedeki eylemci söz konusu temsilcileri tanımadığını ifade etti. Hükümetin her bölgede birimi olduğu ve ilgili valilik ve bölge milletvekilleri aracılığıyla eylem noktalarından seçilen temsilcilerle görüşme yapılabileceği tepkisinde bulundular. Bu nedenle hükümet görüşmesine sadece bir temsilci katılım sağlarken, bu temsilci de Sarı Yelekliler tarafından reddedildi. Söz konusu temsilcilerin internet ortamında kimin ya da kimler tarafından seçildiğini bilmenin mümkün olmayacağını belirten Sarı Yelekliler, halkın taleplerinin dikkate alan bir halk meclisinden ve söz konusu problemlere dair referandum talebinde uzlaştı. Ama bu anlamda henüz bir ilerlemenin yaşanmadığını ifade eden Sarı Yelekliler üzerinde spekülasyonlar devam ediyor.
Hafta boyunca hükümet ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron, zamlar konusunda geri adım atmayacaklarını ifade ederek, dünyada yaşanan krizle birlikte zamların şekillendiğini belirtirken, Sarı Yelekliler bir kez daha kendilerine kapatılan Champs Elysees’de eylemde olacaklarını duyurdu.
Elysees’de 6 bin polis görev yaptı!
Cumartesi günü gerçekleşen eylem öncesinde hükümet Elysees caddesinin eyleme yasaklandığını duyurdu, ardından ancak kimlik kontrolü ve üst aramasıyla alana girilebileceğini açıkladı. Cuma günü cadde üzerinde kaldırım taşları kontrol edilirken, lögar kapakları dahi kaldırıldı. Cumartesi sabah erken saatlerinde ise özellikle otobüslerle şehir dışından gelen eylemciler, polis tarafından eylem alanından çok uzak alanlarda durduruldu. Elysees’i çevreleyen tüm semtlerdeki yollar ve metrolar dahil kapatılırken, birçok caddeye polis araçları ve bariyerlerle barikatlar oluşturuldu.
Elysees’e çıkan tüm yollar kapatıldı
Sabah saatlerinde alana ulaşmayı başaran 500’ün üzerinde insana kimlik kontrolü dayatılırken, bunu kabul eden 100’e yakın Sarı Yelekli alana girdi. Söz konusu yasak ve uygulamaya karşı gelenlere ise gaz bombası ile saldırıldı. İlk saldırılar esnasında 60’ın üzerinde gözaltı yaşandı. Eylem içerisindeki ulusalcılar, polisle çatışan kitleden ayrışıp, ellerine Fransız bayrağı alarak Elysees’deki Meçhul Asker anıtı önünde yanan ateşin etrafında ulusal marş okudu ve kendini diğer eylemcilerden ayırdı.
Eylsees’ye giden tüm caddelerin kontrol altına alındığı Paris sokaklarında bu kez çatışmalar Saint Lazare garının olduğu bölgeye sıçradı. Havada helikopterlerle desteklenen polis saldırısı sırasında parmağı kopan göstericilerin olduğu duyuruldu.
Sendikalar alana çıktı ama umduğunu bulamadı!
Eylem devam ederken CGT’nin öncülük ettiği ve kendilerini Kırmızı Yelekliler olarak adlandıran 5 sendika konfederasyonu Republique Meydanı’nda bir araya gelerek asgari ücretin düşüklüğü ve hayat pahalılığına karşı eyleme geçti. Sarı Yeleklilerin eylemlerini aşırı sağ ve solun eylemi olarak niteleyen sendikal hareket, eylemlere kayıtsız kalmaları karşısında tabandan gelen baskıya dayanamayıp alanlara çıksa da istedikleri kitleyi arkalarında bulamadı.
Eylem Paris’in tüm lüks caddelerine yayıldı!
Öğlen saatlerinde gözaltı sayısı 150’yi bulurken, Facebook’tan yapılan çağrılarla Paris’in birçok sokağında Sarı Yelekliler toplanarak çatışmanın olduğu alana doğru yürüyüşe geçti. Toplanan gruplara polis tarafından gaz ve tazyikli su ile saldırılırken Polis, öğlen saatlerinde Paris üzerinde çok sayıda noktada 6 binden fazla Sarı Yeleklinin eylemde olduğunu duyurdu.
Eylemciler ”Macron İstifa” derken aynı zamanda siyasilere tepkilerini dile getiriyordu. ”Siyasiler nerede, Melenchon nerede, biz sadece insanca yaşayabileceğimiz bir ücret istiyoruz” diye bağırırken, eyleme katılacağını söyleyen Boyun Eğmeyenler Hareketi Lideri Melenchon da dahil birçok siyasetçi eylem alanına gelmedi. Akşam saatlerinde çatışmalar, Louvre Müzesine doğru kaydı. Bu saatlerde yoksul semtlerdeki gençlerin Paris’e indiği ifade edildi. Öğleden sonra İçişleri Bakanlığında kriz masası oluşturulurken, çatışmaların tüm cadde ve sokaklara yayılmasından kaynaklı yanan araçlara müdahale sürecinin uzadığı, tarihi bir çok bina ve müzenin zarar gördüğü açıklandı. Hükümet bu açıklamayı yaparken Rivoli Caddesi üzerinde bulunan birçok aracın yangın nedeniyle çalan alarmları caddeyi doldurdu.
Medya, hükümetin sorumluluğunu gizleyemedi
Aynı anda televizyon ekranlarına çıkan birçok ünlü isim, tarihçi, sosyal hareket uzmanı, söz konusu tablodan hükümetin de sorumlu olduğunu gizleyemedi. Üç haftadır sokağa yansıyan bir öfkenin olduğunu ama hükümetin bunu görmezden geldiği ve dinlemediğini ifade eden uzmanlar, halkın referandum talebinin hükümet tarafından dinlenmesi gerektiğini ve bunun verili devlet yapısına zarar verecek bir sonuç doğurmayacağının altını çizdi.
Sarı Yelekliler son yılların birikmiş öfkesi!
Peki var olan sol partilerin ve sendikaların ihtiyatlı yaklaştığı, aşırı sağın üzerinde oynamak istediği ve Fransa’da yapılan anketlerde toplumun yüzde 60’tan fazlasının destek verdiği Sarı Yelekliler kim?
Eylem ilk olarak akaryakıt zamlarıyla gündeme gelse de aslında son birkaç yıldır çalışma yasası, işten çıkarmalar, demiryollarının tasfiyesi vb süreçlerinde örgütlendi. Bir önceki hükümet döneminde başlayıp birbirini izleyen yeni yasalar ve yönetmelikler, zamlar gibi süreçlerde yapılan eylemlerin sonuçsuz kalması, seçim sürecinde seçmenlerin yarısının sandığa gitmemesi şeklinde yansıdı. Ardından yeni gelen Macron hükümeti tüm yasaları ve vergileri patronların lehine çevirecek rüzgarı daha da hızlandırınca yeniden sokağa çıkan eylemcilerde belirgin bir ayrışma kendisini gösterdi. Daha önceki eylemlerde, sendikaların mesafeli durduğu anarşist grupların dahil olduğu üç-beş yüz kişilik eylemciler onbinleri bularak polislerle çatışmaya başladı. Geçtiğimiz Temmuz ayına kadar süren demiryolları eylemleri tam da bu sürecin mayalandığını gösteriyordu. Yine çevre katliamına karşı havalimanı yapımının söz konusu olduğu alandaki ZAP direnişi de bunun ikinci bir göstergesiydi. Devamında sendikal hareketlerin hükümetle uzlaşması ve sendikaların yapmış olduğu eylemlerden sonuç çıkmaması sosyal medya ağı üzerinde yeni örgütlenme modelleri yarattı. 17 Kasım’da bu birikim kendisini Sarı Yelekliler olarak sokağa taşıdı.
Eylemi boğmak için itfaiye görevi sendikalara verildi!
Hükümetin söz konusu hareketi boğmak için önümüzdeki günlerde daha büyük tedbirlerle Sarı Yeleklilere yöneleceği açık. Aynı zamanda sol gruplara operasyonların yoğunlaşması da muhtemel. Cumartesi günü televizyon ekranlarında yer alan hükümete yakın birçok ismin açıklamalarından, sendikalardan Sarı Yeleklilerin eylemlerinin giderek sertleşen dilini kırmak için harekete öncülük etmeleri amacıyla görüşmeler yapıldığı anlaşılıyor. Kısacası sendikalardan tepkileri dindirme, bir yönüyle radikalleşmenin önüne geçen bir itfaiye görevi görmesi bekleniyor. CGT ve 5 sendikanın örgütlediği Kırmızı Yelekliler Republique eyleminin de aynı güne denk gelmesinin bir tesadüf olmadığı böylelikle anlaşılıyor.