DAİŞ barbarlığına karşı direnen bir halk için yapılan etkinliğin belediyeleri açısından önemine vurgu yapan Vauglin, “Barbarlığa karşı direnişi ve insanlık mücadelesini sahiplenmek önemli. Böylesi bir konu için belediyemiz bünyesinde yapılan etkinlik bize onur verir” ifadesini kullandı.
Belediye Başkanı Vauglin’nin kısa konuşmasının ardından 11. Paris Belediye Meclis üyesi Marine Malberg, Kürt Kadın Hareketi Temsilcisi Nursel Kılıç, Fransa Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı Syvie Jan ve Gazeteci Stephane Aubouard konuşmacı olarak panelde yerlerini aldı.
11. Paris Belediye Meclis üyesi Marine Malberg panele katılan konuşmacıları tanıtarak sözlerine başladı. Ardından Kobanê’de yaşanan direniş ve kısaca Türkiye’de bulunan savaş mağdurlarının durumuna değinerek sözü panelistlere bıraktı.
Kürt Kadın Hareketi Temsilcisi Nursel Kılıç, Ortadoğu’daki gelişmelere ve DAİŞ’i yaratan koşullara değinerek sözlerine başladı. Kılıç, Kürt savaşçıların sadece Kürtleri değil insanlığı kapsayan mücadele anlayışına sahip olduğunu belirtti.

30 kişilik gerilla grubu

Kürt Kadın Hareketi’nin 40 yıllık mücadele birikimini ve geçirdiği evreleri, kurumsal yapılanmasını anlatan Kılıç, Sakine Cansız gibi bu mücadelenin somutlaştığı Kürt kadınının ise Paris’te katledildiğini belirtti. Tıpkı Sakine Cansız’a yönelen zihniyetin aynı paralellikte Kobanê’ye yöneldiğini ifade etti.
Kılıç’ın konuşmasının ardından kısa bir süre önce hem Irak hem de Suruç’ta bulunan Gazeteci Stephane Aubouard söz aldı. Aubouard, sözlerine Şengal’in DAİŞ çeteleri tarafından işgal edilmesi üzerine 30 kişilik bir PKK kadın gerillası tarafından oluşturulan insani koridor tarafından 90 bin Êzîdî Kürt’ün kurtarılma sürecini anlattı. Böylesi bir tarihsel sürece tanıklık ederken, PKK gerillalarının hem siyasi birikimleri hem ekonomi alanındaki bilgileri karşısında dehşete düştüğünü ifade eden Aubourad, “Keleşle attıkları her mermi isabet etmesi gerekiyor. Çünkü onlar bir merminin 1 Euro değerinde olduğunu biliyorlar. Bu ekonomiyi de hesaplayarak hareket ediyorlar” dedi.
Suruç’ta yaralılar, gelen savaşzadelerin durumuna dikkat çeken Aubouard, Türkiye’nin baskıcı ve sınırda yaptığı katliamlara da değindi. Hastahanelerde bulunan yaralı direnişçilerin yaralarının ağırlığına bakmaksızın yeniden savaşmaya gitmek istediğini aktaran Aubouard, “Kurmak istedikleri bir sistem var. Onlar orada direnirken yaşam için bir idealleri var” diyerek Kobanê direnişinin sadece barbarlığa karşı bir direniş olmadığını, aynı zamanda yeni bir sistem kurmanın savaşımı olduğunu vurguladı.

Türkiye gelen yardımları vermiyor
Son olarak sözü Fransa Kürdistan Dayanışma Derneği Başkanı Sylvie Jan aldı. Jan, Şengal’den ilk gruplar Türkiye’ye giriş yaptığında Mardin’de olduğunu o gün gördüklerinin daha bir başlangıç olduğunu ifade etti. Ardından ikinci kez Kobanê sınırına gittiğini ve gelen savaş mağdurlarının durumuna yakından tanıklık ettiğini ifade eden Jan, Türkiye’nin gelen göçmenleri tanımaması nedeniyle uluslararası bir yardımın da yapılamadığına dikkat çekti. Tüm gelenlerle DBP’li belediyelerin ilgilendiğini ifade eden Jan, Dernek olarak savaşzadeler için kampanya başlattıklarını söyledi. “Kürtler hem Rojava’da hem de diğer parçalarda kendi çizgileri, renkleri, demokrasi, özgürlük, ekolojik ve kadın çizgilerinde sistemlerini inşaa ediyorlar. Bütün baskı ve savaş haline rağmen bugün Kobanê şahsında bu sistem için verilen direnişle biz başka bir şeyi daha görüyoruz. Kürtlerin bütün savaşlara yanıtı, barış ve özgürlük oluyor” diyerek Fransa’nın Türkiye ile kurduğu ilişkilere değindi.

Fransa’nın utancı

Fransa’nın barbarlık karşısında direnen bir gücü yok sayıp Türkiye ile ekonomik ilişkilerini esas almasının utanç olduğunu vurgulayan Jan, PKK’nin derhal ‘terör örgütleri’ listesinden çekilip Türkiye ile Fransa arasındaki Kürtler üzerine yapılan bütün anlaşmaların iptal edilmesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmaların ardından salonda bulunanlar Kobanê direnişi üzerine kısa değerlendirmelerde bulundu. Panel saat 21:00’da son buldu.


SELMA AKKAYA/PARİS