Paşinyan kimin adamı?

Meral ÇİÇEK yazdı —

28 Eylül 2022 Çarşamba - 08:00

  • Uzaktan bakınca şaşırtıcı gelebilir. Ancak 2018'den beri iktidarda olan Nikol Paşinyan yönetiminin TC ile kurduğu ilişki tarzına bakıldığında çok da şaşırtmıyor. Zira Paşinyan Ermenistan'ın yönünü Moskova'dan ziyade Ankara'ya vermesini savunuyor. 

Ermenistan devletinin iki HPG'liyi faşist TC'ye teslim etmesine sadece Kürtler değil, çok sayıda Ermeni de tepki gösterdi. Hatta parlamenter Gegham Manukyan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda olayı ihanet olarak isimlendirip Kürt halkından özür diledi. 

Atilla Çiçek ve Hüseyin Yıldırım adlı gerillaların bir yıl boyunca önce esir tutulup sonrasında da TC'ye teslim edilmelerinin zamanlaması manidar. Zira HPG'liler, tam da Azerbaycan'ın Ermenistan topraklarına yönelik yeni bir saldırı başlatmaya hazırlandığı dönemde teslim edilmiş. Azerbaycan'ın 12 Eylül'de başlattığı saldırılara en fazla destek sunan devlet TC'dir. Erdoğan saldırılar başlar başlamaz Azerbaycan'a destek ilanında bulunup, Erivan'ı da "sürekli saldırgan tavır sergileyen Ermenistan tarafı için bu tutumun elbette sonuçları olacaktır" sözleriyle tehdit etti. 

Bu gerçeğe rağmen Ermeni devleti, Türk faşizm ve işgalciliğinde karşı direnen gerillaları soykırımcı rejime teslim etti. 
Uzaktan bakınca şaşırtıcı gelebilir. Ancak 2018'den beri iktidarda olan Nikol Paşinyan yönetiminin TC ile kurduğu ilişki tarzına bakıldığında çok da şaşırtmıyor. Zira Paşinyan Ermenistan'ın yönünü Moskova'dan ziyade Ankara'ya vermesini savunuyor. ABD'den aldığı desteğin arka planında bu boyut göz ardı edilmemeli. 

Bununla birlikte Güney Kafkasya alanı, Üçüncü Dünya Savaşı bağlamında yeniden çizilen nakliye güzergahları üzerindeki konumu nedeniyle önem kazanıyor. Bölgede tasarlanan yeni bir nakliye güzergahının adı Zengezur Koridoru. Ermenistan'ın güneyine düşen, Nahçıvan ile Azerbaycan arasında kalan bölgenin Ermenice adı Syunik, Azeriler ise Zengezur ismini kullanıyor. Burası aynı zamanda Ermenistan'ın İran ile olan sınırı. Koridor projesi, dar anlamda Azerbaycan'ı doğrudan Nahçıvan'a, geniş anlamda Azerbaycan'ı doğrudan Türkiye'ye bağlamayı amaçlıyor. Daha da geniş anlamda ise Rusya'yı baypas edecek biricik Avrupa-Asya ticaret yolundaki eksik halkanın doldurulması öngörülüyor. Bu yönüyle bakıldığında mesele salt Türkiye ve Azerbaycan için değil, Batı Avrupa için stratejik öneme sahip. Zira Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ya da Güney Gaz Koridoru boru hatları gibi, son yıllarda TC, Azerbaycan ve Gürcistan arasında oluşturulan yeni bağlantılar Rusya'ya yönelik blokaj nedeniyle daha da önem kazandı. Ki Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte eski Sovyet cumhuriyetleri olan Kazakistan ve Özbekistan da Rusya yerine Azerbaycan üzerinden yakıt nakletmeye başladı. 

Ermenistan koridoru açma konusunda pek gönüllü olmazsa da 2020'deki 2. Dağlık Karabağ Savaşı sonrasında imza attığı ateşkes anlaşmasının 9. maddesi Nahçıvan ile Azerbaycan arasındaki ulaşım yollarının açılmasını öngörüyor. İran'ın kesin bir dille karşı çıktığı koridor meselesi Azerbaycan tarafından yeni saldırılar için zemin olarak kullanılıyor. 

Ermenistan hükümetinin bunun karşısındaki tutumu ise son derece zayıf, hatta deyim yerindeyse ezik. Azerbaycan ile imzalanan 2020 ateşkes anlaşması Ermeni toplumunun önemli bir kesimi tarafından teslimiyet olarak görüldüğü gibi, birçok muhalif Paşinyan'ın Batı'nın kuklası olduğunu belirtiyor. Dikkat çekilen temel bir tehlike ise Ermenistan'ın bu gidişle tamamen TC'nin etkisinin altına gireceği yöndeki kaygı. 

Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin 'normalleşmesi' elbette ki önemli. Ancak normalleşme, yani TC'nin Ermenistan'a yönelik düşmanca tavırlarını bırakıp demokratik bir ilişki tarzının içine girmesi, geçmişle hesaplaşmaya bağlı. Ortada soykırım gibi devasa bir insanlık suçu dururken geçmişin üzerine öylesine çizgi çekilemez. 

Aynı şekilde Azerbaycan ile ilişkiler, barışçı ve iyi komşuluk ilişkileri inşa temelli geliştirilirse kalıcılaşır. Ama Batı hegemonik güçlerinin planları doğrultusunda Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisini kırma üzerinden bir anlaşma barıştan ziyade çelişki ve çatışma dinamiğini kaydırıp derinleştirir. 

Soykırımcı ve faşist rejimler karşısında ancak onurlu ve başı dik duruşlar etki edebilir. Gerçek anlamda demokratik bir ülke isteyen Ermenilerin Paşinyan ve onun başbakanlığındaki yönetiminden istediği de budur.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.