Almanya Gündemi

Almanya'da PEGIDA sorunu her geçen gün biraz daha çetrefilleşiyor. Özellikle 7 Ocak tarihinde Paris'te kara mizah dergisi Charlie Hebdo'ya yapılan saldırının ardından tartışmanın boyutu biraz daha genişledi, çünkü; PEGIDA, Charlie Hebdo'ya yapılan saldırıyı kendi argümanlarıyla yorumlayarak, kamuoyuna ne kadar haklı olduklarını ispatlamaya çalıştı. Katılımcı sayısı her geçen gün artan hareket, temsiliyet açısından da her geçen gün yenileniyor.
Nitekim bugüne kadar Lutz Bachmann tarafından yapılan açıklamalara aşina olduğumuz hareket, bir kadın yüzü ile temsiliyet boyutunu genişletti ve kamuoyu Kathrin Oertel'i tanıdı. Bu standart 'mavi gözlü', 'sarı saçlı' Alman kadın aynı zamanda bir talkshow'a katılarak PEGIDA'nın kısa tarihinde bir ilki gerçekleştirdi, zira kendileri medyayla pek de barışık değildi. Ünlü moderatör Günther Jauch'un programına katılan üç çocuk annesi Oertel kendini, 'Dresden'den halkın arasından gelen çok normal bir kadın' olarak tanımladı ve aynı zamanda hiçbir partiye bağlı olmadığını belirtti. Oertel'in konuşmasında PEGIDA'nın aslında hangi gelişmeler karşısında örgütlemeye karar verdiğini de birinci ağızdan öğrenmiş olduk.
PEGIDA'nın çıkış nedenine Oertel, Almanya'da baş gösteren huzurlukları gerekçe gösterdi. Oertel'in açıklamalarına göre özellikle Kobanê eylemleri sırasında, Celle'de (ki Hamburg'ta da vardı) radikal İslamcılar ve Kürtler arasında meydana gelen çatışmalar PEGIDA hareketini tetikledi. Aynı zamanda Alman devletinin Kürtler'e (Oertel PKK olarak belirtti) silah yardımı yapması karşısında 'artık birşeyler yapmanın zamanı geldi' diye düşünmüşler. Bu kararın ardından örgütlenen hareket Nazilerle kendileri arasında fark olduğunu teorik olarak hep dile getirdi, fakat pratik anlamda sergiledikleri, aralarında çok da mesafe olmadığı yönündeydi.
Gösterilerilerine katılınların artık 20 binin üzerine çıkması ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde de örgütlenmeye başlamaları üzerine, harekete karşı kaygılar giderek daha da artıyor. Özellikle Başbakan Merkel açıklamalarında PEGIDA eylemlerine destek verilmemesi ve karşıtı gösterilerin giderek artması gerektiğini savunuyor.
Charlie Hebdo olayı her ne kadar PEGIDA tarafından kullanılsa da, gösterilerinin gidişatını tam tersi yönünde de etkiledi. Nitekim radikal İslamcıların Dresden'de saldırı yapma eğilimde olduğu ve sözcüsü Lutz Bachmann'ın (daha geniş anlamıyla organizatörlerine karşı) hedefte olduğu istihbaratı PEGIDA eylemlerine de yansıdı. PEGIDA'nın bu haftaki gösterileri yasaklandı, aynı zamanda karşıt gösteriler de yasaktan payını aldı. Yasağın ardından bir basın açıklaması yapan Bachmann ve Oertel ifade özgürlüklerinin ellerinden alınmasını istemediklerini, fakat sorumluluk gereği, gösterilerini yapmacaklarını duyurdu.
PEGIDA adına ilk defa yapılan bu açıklama aslında, hareketin bundan sonraki izleyeceği yolun işaretlerini de veriyor. Zira bugüne kadar onlar için medya yalan söyleyen, abartan bir araç konumundaydı. Oertel, PEGIDA adına yaptığı açıklamada bir adım daha ileri giderek, siyasilerle gelecek günlerde görüşmeler olabileceğini belirtti. Fakat isim anmadı, bu da gelecek günlerde stratejileri açısından sinyaller içeriyor.
PEGIDA'nın diyalog çağrısına en sert tepki SPD Genel Sekreteri Yasmin Fahimi'den geldi. Fahimi böyle bir diyaloğun Almanya'da yaşayan Müslümanlar, göçmenler, aynı zamanda açık ve toleranslı bir Almanya isteyen topluma karşı 'yanlış bir sinyal' verebileceğini söyledi. Fahimi ayrıca PEGIDA taraftarlarından aldığı küfürlü ve tehdit içerikli mektupları paylaştı, ki bir yabancı (babası İranlı, annesi Alman) olduğu için de PEGIDA'nın hedefindeydi.
PEGIDA hareketi Almanya kadar yoğun katılımlı olmasa da giderek İsveç, Norveç, Avusturya ve Danimarka gibi diğer Avrupa ülkelerine de sıçrıyor ve artık kendilerini saklama gereği de duymuyorlar. Göçmen karşıtı olan hareket, nitelikli göçü savunurken, ki aslında toptan göçe karşı, başvuruları kabul edilmeyen mültecilerin daha çabuk sınırdışı edilmesini istiyor. Kalan 'azınlığın' ise entegrasyonunun hızlandırılmasını talep ediyor. Aslında hareket bir nevi asimilasyondan yana. Özellikle radikal İslamcıların sınırdışı edilmesi ve bir daha Almanya'ya alınmaması konusu da talepleri arasında. 
PEGIDA şu haliyle bir çıkmaz olarak Almanya'nın karşısında duruyor. Öyle ki, PEGIDA'nın ortaya attığı fikirleri benimseyen Almanların oranı oldukça yüksek. Gelecek günlerdeki manevralar hareketin nereye gittiği konusunda bize daha net bilgi verecek. Zira şu anki tablo pek parlak görünmüyor.