Güney Kürdistan’da Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) saldırıları nedeniyle insani kriz ve büyük bir trajedi yaşanıyor. Ancak ABD ile Fransa, Almanya, İngiltere gibi ülkeler önceliği peşmergeyi silah ve askeri teçhizatla donatmaya veriyor. Batı medyasında IŞİD’i havadan vurduğu için ‘’kurtarıcı’’ olarak lanse edilen ABD ise can havliyle Şengal Dağı’na sığınan Êzîdîlerin kurtarılmasına gerek görmüyor.


ABD böyle buyurdu!

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Şengal (Sincar) Dağı’na sığınan binlerce kişiyi kurtarmak için bir operasyon düzenlenmesinin düşük olasılık olduğunu duyurdu. Gerekçesini ise şöyle açıklamakta da beis görmedi: ‘’Sincar (Şengal) Dağı’nda mahsur kalan Êzîdîlerin sayısı korkulduğu kadar fazla değil. Binlercesi neredeyse her gece helikopterlerle düzenlenen tahliye operasyonlarıyla kurtarılmış durumda. Hala dağda bulunanların sağlık durumu ise iyi. Havadan atılan insani yardımlara düzenli olarak erişebiliyorlar.’’  

Tahliye yarılandı öyle gittiler

Pentagon’un bu açıklaması önceki gün yaklaşık 20 Amerikan özel kuvvet askerinin Şengal Dağı‘na giderek Êzîdîlerin durumunu incelemesinden sonra geldi. Yani açıklama, YPG ve HPG ile peşmergelerin yüz bini aşkın Êzîdî’yi güvenli bölgelere tahliye etmesinden sonra yapıldı.

Êzîdîlerin trajedisi görülmüyor

ABD’nin açıklamalarına rağmen Kürt medyasının olay yerinden geçtiği haberler ve görüntüler, durumun hiç de öyle güllük gülistanlık olmadığını ortaya koyuyor. Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) saldırılarından kaçan Êzîdîlerin tradejisi sürüyor. YPG ve HPG gerillaları, peşmergenin de yardımıyla açtıkları güvenlik koridorlarıyla 100 bini aşkın Êzîdî’yi Rojava’ya ulaştırmayı başarsa da hala sığındıkları Şengal Dağı’nda kurtarılmayı bekleyen çok sayıda sivil bulunuyor. Gerillaların sayesinde canlarını kurtarabilen Êzîdîler, güvenli bölgeler olan Rojava’ya da Güney Kürdistan’ın kentleri Hewlêr, Duhok ve Zaho’ya gidebilmek için 50 dereceyi bulan sıcaklık altında çölü geçmek zorunda.

ANF’nin görüntülerini izleyin!

ANF ile ANHA muhabirlerinin Êzîdîlerin kaçış yolunda çektiği fotoğraflar ile görüntülerdeki Êzîdîlerin hali yürek sızlatıyor. Bu zorlu kaçış yolculuğunu kimisi parçalanmış lastik terliğini çaputa sararak yapmak zorunda kalmış. Yaşlıların ise artık yorgunluktan ve susuzluktan yürümeye takati kalmamış, ancak yardım alarak güçlükle yürüyebildikleri görülüyor. Çocukların hali ise daha da perişan. ANF’nin çektiği görüntülerin birinde annesini kaybeden yaralı bir kız çocuğunun, ‘’Ka diyamin-Hani annem’’ diye dakikalarca inlediği görülüyor. Başka bir görüntüde ise sığındıkları bir yerde kalabalığın içinden yaşlı bir Êzîdî kadının, ‘’Em rezîl bûn. Em birçî man, bê av man. Ti kesî alîkariya me nekir. Tenê gerila hat em xelas kirin’’ sözleri duyuluyor.

Kürtler yardımlaşıyor

Kuzey Kürdistan’a varabilenlere BDP’li belediyeler ile sivil toplum örgütleri barınacak yer ve sıcak yemek sağlıyor; ancak Türk devleti sınır kapılarından geçmeye çalışan Êzîdîlere zorluk çıkarıyor. 2 yaşındaki bebeğin pasaportu yok diye sınırdan geçirilmediği haberi Kürt basınındaki haberlere de yansıdı. Güney Kürdistan’a kaçan Êzîdîler ise çoluk çocuk parklarda kalıyor.

Ama imkanlar çok kısıtlı

Duhok’ta Kürt yetkililer, evlerini terk etmek zorunda kalanlardan 150 bininin bölgeye geldiğini, bu mültecilerin gıda gereksinimini karşılamakta zorlandığını söylüyor. Mülteciler için kamplar kurulmaya başlandı; ancak bu geçici bir çözüm olacağı için Êzîdîleri buralarda da zorlu bir yaşam mücadelesi bekliyor. Ancak Avrupa ve dört parçadaki Kürtler yekvücut olarak Êzîdîlere el uzatıyor.

Yardıma siz de katılın

Avrupa ile Kuzey Kürdistan’da Kürt sivil toplum örgütlerinin Êzîdîler için başlattığı yardım kampanyaları sürüyor. Siz de bu kampanyalara katılabilirsiniz.
Çıra TV sürekli olarak yayınlarında maddi yardım için açılan hesap numaralarını verirken, Avrupa’daki Kürdistanlılar, Êzîdîlere yönelik saldırıları protesto etmeye devam ediyor. Cumartesi günü Almanya’nın Hannover kentinde büyük bir gösteri hazırlığı var.

BM acil durum ilan etti

Kürtler kısıtlı imkanlarla mağdurlara ulaşmaya çalışıyor; ancak bu konuda uluslararası kuruluşlara da büyük görevler düşüyor.
Birleşmiş Milletler (BM), ABD’nin aksi yöndeki söylemlerine rağmen IŞİD’in saldırılarının ardından oluşan insani kriz nedeniyle Irak’ta acil durum ilan etti. BM’nin ilan ettiği acil durum seviyesi şu anda iç savaşın yaşandığı Suriye, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde uygulanıyor. BM’nin ‘’3. derece acil durum’’ olarak tanımlanan bu en yüksek alarm seviyesi, zorla evlerinden ayrılmak zorunda kalanların insani yardım gereksinimlerinin ek kaynak ve yardım malzemeleriyle giderilmesine olanak sağlıyor.

Mahsur kalanlar zor durumda

BM özel temsilcilerinden Nickolay Mladenov, ABD’nin aksine Şengal Dağı’na sığınmış olanların çok zor durumda olduklarını söyledi. BM tahminlerine göre Şengal Dağı’nda halen acil yardıma ihtiyaç duyan çoğunluğu Êzîdî Kürtler olmak üzere onbinlerce insan bulunuyor. BM’ye göre IŞİD saldırıları sonucu Irak’ta 1 milyon 200 binin üzerinde insan iç göçe maruz kaldı. Birleşmiş Milletler, daha önce de mahsur Êzîdîlerin yiyecek ve su dahil en temel insani ihtiyaçlardan dahi mahrum olduğunu belirterek, ‘’İnsani bir kriz yaşanıyor’’ açıklamasını yapmıştı.

Batı’nın riyakarlığı

Bir başka dikkat çeken nokta da Batı medyasının Güney Kürdistan’daki sıcak gelişmeleri verirkenki tavrı. Şengal, Mexmûr ve Rabia’ya kadar geniş bir alanda PKK ve YPG gerillaları IŞİD’le savaştığı halde, Batı basını bunları görmezden geliyor. Oysa Kürt Özgürlük Hareketi’nin Ortadoğu’daki varlığının halkların güvencesi olduğu, bu dönemde bir kez daha teyit edildi. ‘’Hawar’’ diyen Êzîdîlerin yardımına ilk koşanların Rojava’da cihadist örgütleri püskürten YPG ile Kuzey Kürdistan’da yıllardır özgürlük ve eşitlik mücadelesi veren HPG olması, tabii ki tesadüf değil. Son yıllarda PKK gibi siyasallaşmış, tüm ülkelerde neredeyse örgütlenme ağı bulunan ve kadın özgürlük paradigmasıyla her kesime yeni bir yaşam vaat eden bir örgütün ‘terör’ örgütleri listesinde yer almasının artık abesle iştigal olduğu bilinmeli. IŞİD saldırıları karşısında verdiği mücadele ile dikkatleri yeniden üzerine çeken PKK’nin ‘terör’ örgütleri listesinden çıkarılması için başlatılan kampanyalar, her gün daha fazla kesimden destek görüyor.

Bumerang etkisi
Tüm bunlar yaşanırken Kürt gerillaların askeri hamlesiyle Mexmûr ve Şengal’de darbe alan IŞİD, bu kez Türkiye sınırına dayandı. Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep yakınlarında şu sıralar IŞİD ile Esad karşıtı silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Öyle görünüyor ki Türkiye ile ABD’nin besleyip can verdiği IŞİD’in terörü kendilerine dönüyor. Zira en son, IŞİD komutanı olarak tanıtılan Ebu Yusuf’un, Amerikan Washington Post gazetesine yaptığı, ‘’Ankara’nın kendilerini erzak, teçhizat ve hastane noktasında desteklediği’’ yönündeki açıklamaları da bu desteği bir kez daha gözler önüne serdi. Gazetecilerin soruları üzerine Türk İçişişleri Bakanı Beşir Atalay’ın IŞİD’in açıklamalarını yalanlamayarak Türkiye’nin müstakbel başbakan adayı olarak görülen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu işaret ederek, ‘’Ona sorun’’ demesi de ayrıca dikkat çekici. 

HABER MERKEZİ