Kuzey Kürdistan’ın en önemli petrol üretim merkezlerinden Batman’da çıkan petrolden yılda 1 milyar 800 milyon dolar gelir elde edilirken şehirde halkın yüzde 70’i açlık sınırında yaşamını idame ettirmeye çalışıyor.

Amed Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, El Cezire Türkçe muhabiri Mahmut Bozarslan’ın sorularını yanıtlarken, bölgede üretilen enerjiden yerel yönetimin de pay alması gerektiğini söyleyerek, yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Enerji Bakanı Taner Yıldız, "Bu mümkün değil" derken, çoğu aydın da konuyu özerklik çerçevesinde olması gereken bir tartışma olarak gündemde tutmaya çalışıyor. 

Kışanak’ın demeci ile Amed'in petrol üretim miktarı merak konusu oldu. Gazeteci Merve Erdil, Türkiye’nin petrol ihtiyacının ne kadarının bu şehirden karşılandığını inceledi. Amed, Batman’dan sonra Türkiye’de en fazla petrol üretilen ikinci il konumunda. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) üretiminin, yaklaşık yüzde 20’si Amed ilindeki 201 kuyudan karşılanıyor. Amed'de üretim yapan Perenco, Güney Yıldızı gibi diğer şirketlerin de üretimleri dikkate alındığında, Türkiye’de petrol üretiminin yaklaşık yüzde 25 ila 27’si Amed'den elde ediliyor.


Türkiye'nin tüketimi

Gazeteci Erdil'in Hürriyet'teki haberine göre Türkiye’de günlük 550-600 bin varil civarında petrol tüketiliyor. Yerli üretim ise günlük 45-50 bin varil civarında. Yani petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 8’i yerli üretimden karşılanıyor. Geri kalan yüzde 92-93’lük bölümü ise ithal ediliyor. Petrol sektörü uzmanları,  “Son 10 yılda yaklaşık 27 milyon ton petrol bulundu. Önümüzdeki dönemde 27 milyon tondan daha fazla petrol üretmek için özellikle denizler ve Güneydoğu Anadolu’da arama yapılmalı. Güneydoğu Anadolu ve Trakya’da kaya gazı potansiyeli de var” şeklinde konuştu.


Batman ilk sırada



En fazla petrol üreten şehirler sırasıyla Batman, Amed, Adıyaman, Mardin ve Urfa. Batman Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı Mustafa Tekik, konuyla ilgili ANF’ye konuştu. Tekik'in verdiği rakamlar, daha yüksek. Tekik şunları söyledi: “Kürdistan’da üretilen petrol, Türkiye’de petrol ihtiyacının beşte birini karşılıyor. Türkiye’nin petrol ihtiyacı 700 bin varil iken, kamu sektörü eliyle Batman’da yaklaşık 100 bin varil üretilmektedir. Mevsime ve tekniki koşullara göre değişiyor. Bir kısmı Midyat, Adıyaman ve Amed'de petrol üretimi söz konudur. Bu petrol ülke ekonomisine büyük bir katkıdır; cari açığı engelleyen önemli bir üretim serisidir. Kürdistan ekonomisine şuana kadar pozitif bir kazancı olmamıştır. Bu konuda Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın da dile getirdiğini biz yıllardır dile getiriyoruz. Kürdistan’da petrol gelirinin bir bölümünün halka ulaşabilmesi için yerel yönetimlere devredilmesini talebimiz söz konusudur. Maalesef katı merkeziyetçi devlet yapısı bunu duymak istemiyordur.”


Petrol halka devredilmeli

Batman’da üretilen petrol ile iş istihdamı yaratma olanaklarını devletin bilinçli olarak engellediğinin altını çizen Tekik, halkın buna karşı itirazlarının yükseldiğini şu sözlerle belirtti: “Bizim de en büyük hedefimiz Batman özelinde Kürdistan coğrafyasında üretilen petrolün başta Kürt halkı olmak üzere ülkedeki halkın hizmetine sokulmasıdır. Günde yüz bin varil çok büyük paraya tekabül ediyor. Batman’da istihdam politikalarına geri dönüşü yok. Yüz işçiden 50 işçi alınıyorsa bu kente katkı olarak algılanmamalıdır. Eğer bugün eko-kimya tesisi yoksa, araba lastikleri üreten fabrikalar yoksa ve bölge insanları petrol türevlerini fabrikasyona geçirmeyip istihdam edilmiyorsa bu ciddi bir sorundur ve buna itirazlar yükselmeye başlayacaktır.”


Batman asfalt bile bulamıyor

Kürdistan’da halkın kendi sistemini inşa edeceğini ifade eden Tekik, 3-5 işçi alımının petrol karşılığı sayılamayacağını kaydederek şöyle konuştu: “Demokratik Özerklik projesi ile bölgenin diğer meslek örgütleri, siyasi kurumları ve diğer dinamiklerin talepleri yakıcı hale gelecektir. Batman petrolü karşılığında 3-5 işçi alarak devlet aygıtı ‘biz size hizmet ediyoruz’ diyemez. Buradan çıkan petrol ağırlıklı olarak Kırıkale Rafinerisi'ne tren vagonları ile gönderilir. Batman vergisinden yararlanmaz, Ankara Vergi Dairesi alır, Tüpraş vergisini ise Kocaeli Vergi Dairesi alır. Dolayısıyla Batman vergi Dairesi, Batman Belediyesi ve Batman halkı bu rafineden yararlanmıyor. Açık söylemek gerekirse Rafine yollarını bile yapan belediyeye alsfat dahi verilmiyor. Petrolü biz üretiyoruz ama imkansızlıktan dolayı yollarımız göz önündedir. Açık bir şekilde dile getiriyoruz bu petrolün geliri direk halka verilmelidir.”


Türk illerine milyar dolarlar

Batman petrolünden yıllık 1.800 milyar dolar kazanç elde edildiğini ifade eden Tekik,  “Günlük Batman petrol üretimi 50.000 varil olarak hesapladığımızda bir varil petrol 100 dolar, günlük gelir 5 milyon dolar, aylık 150 milyon dolar, yıllık ise 1.800 milyar dolar para ediliyor. Kürdistan’da günlük 100.000 varil üretilmektedir. Kürdistan illerine bir katkısı yok bu petrolün” dedi.


Petrol kentinde yoksulluk

Milyar dolarlarla petrolünün satıldığı Batman’da, nüfusunun yüzde 70’i açlık sınırında yoksul olduğunu anımsatan Tekik, “Ancak Batman Belediyesine başta olmak üzere yerel yönetimlere bu miktarın beşte biri bile geri dönerse halka bırakılırsa yüz binlerce köylerinden göç ettirilen yurttaşlarımızın konut sorunu ile işsizlik ve istidam sorunu ortadan kalkar. Kürdistan ekonomisinin tamamen izole edilsin demiyoruz ama burada üretilen artı değerin bir bölümünü nüfusunun yüzde 70’nin yoksul olan Batman ve bölge halkına bırakılmasını söylüyorduk, bugünden sonra daha yüksek sesle belirteceğiz” diye konuştu. 


         





Mali özerklik önergesi


BDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın yanıtlaması için verdiği soru önergesinde, yerel yönetimlerin mali özerkliği ve merkezi yönetimin bazı yetkilerinin yerel yönetimlere devrine ilişkin sorular yöneltti.

Milletvekili Adil Zozani verdiği soru önergesinde, yönetimin yerinden sağlanmasının önemine vurgu yapılırken, bu şekilde kamu hizmetlerinin çok daha nitelikli yerine getirileceğine işaret edildi. Zozani, özellikle bu hususta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, özel şirketlere devrettiği dağıtım ve tahsilat yetkisinin, belediyelere aktarılıp aktarılmayacağını sordu. Bakanlığı çeşitli zamanlarda Kürt illerinde elektrik kesintileri başta olmak üzere, enerji ile ilgili yaşanan bütün sıkıntılarda; bölgede enerjinin geri dönüşümüne dair eksiklikler olduğu, yeterince tahsilat yapılmadığı, kaçak kullanımın yaygın olduğu gibi birçok sebep sıralayarak kesintilerin, enerji kayıplarının bu gerekçelerle yaşandığını iddia ettiğini hatırlatan Zozani, şöyle devam etti: "Son dönemde, elektrik dağıtım ve tahsilat birimlerinin özelleştirilmesiyle birlikte, dağıtım ve tahsilat konusunda özel şirketler çok avantajlı bir durum elde etmişlerdir. Özel şirketler, enerji kaynaklarının tahsilatı ve dağıtımında söz sahibiyken, bölgede seçilmiş temsilcilerin, yerel yöneticilerin, bu kaynaklar üzerinde hiçbir tasarruf yetkisi bulunmamaktadır."

Enerjide geri dönüşümün olmamasının, tahsilatların yapılmamasının, kaynakların yanlış kullanımının önüne geçilmesinin, ancak yönetimin yerinden sağlanmasıyla mümkün olacağı gerçeğine vurgu yapan Zozaniş, "Bunu sağlayacak en temel parametrelerden biri, yerel yönetimlere malî açıdan kendi öz kaynaklarını kullanmasının yolunun açılması ve malî özerkliklerinin sağlanmasıdır" dedi.


Cevap bekleyen sorular

Zozani'nin Bakan'dan yanıtlamasını istediği sorular ise şunlar:

l Bölgedeki yeraltı ve yerüstü enerji kaynakları ile diğer ekonomik kaynaklarının, yerel yönetimlere pay aktarılmak suretiyle, enerji tasarrufunun sağlanabileceği ve kaynakların doğru kullanılmasının mümkün olacağı hususu hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir?

l Mevcut durumda, kamu hizmetinin sağlıklı yapılamıyor oluşu ve yetersiz kaldığı göz önüne alındığında, kendi enerji kaynaklarından, mevcut yasalar haricinde daha fazla bir aktarım yapılması düşünülmekte midir?

l Avrupa Konseyi’nin kabul ettiği ve Türkiye’nin çekince koyarak imzaladığı Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın, yerel yönetimlerin malî özerkliğini genişleten maddeler ile diğer çekince konan maddelerden çekincelerin kaldırılması hususunda Bakanlığınızın ve Hükümetinizin bir çalışması var mıdır?

l Özel sektöre enerji kaynaklarının dağıtım ve tahsilatı hususunda verdiğiniz yetki devri göz önünde bulundurulduğunda, mustarip olduğunuzu belirttiğiniz yetersiz tahsilat ve enerjinin geri dönüşümünü sağlayabilmek açısından, yerel yönetimlere benzer bir yetki devri söz konusu olabilir mi?

l Bu bağlamda Bakanlığınızın, belediyelere elektrik dağıtım ve tahsilatı yapabilmesine olanak sağlayacak bir yetki devri olacak mıdır? Bu konuda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?



Yerel yönetimlere yetki devri


Türkiye’nin 2005’ten itibaren tam üyelik görüşmelerine başladığı ve üyesi olma çabası içinde olduğu Avrupa Birliği ve 1949’dan bu yana üyesi olduğu Avrupa Konseyi, bugüne kadar yapmış olduğu bütün değerlendirmelerde, Türkiye’nin katı merkeziyetçi yapısını eleştirmekte ve özellikle yerellik ile yerindenlik (subsidiarity) ilkeleri üzerinden yerel yönetimlere, yetki devrinin yapılmasına dair önemli tespitlerde bulunmaktadır. 1988’de Türkiye tarafından imzalanan ve 1992’de 3723 sayılı yasa ile kanunlaşan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da, yerel yönetimlerin idari ve malî özerkliğine dair maddeleri içermektedir. Şart, 10 maddesine çekince konarak Türkiye tarafından imzalanmıştır. Çekince konan maddeler, özellikle Türkiye’nin katı merkeziyetçi yapısını esnetecek ve yerel yönetimlere malî kaynaklar konusunda bazı yetkilerin devrini içeren maddelerdir.

“Gelir kaynaklarının harcamalardaki ve hizmet maliyetlerindeki artışların izlenmesi”, “Akçal kaynakların yerel yönetimlere dağıtılmasında görüşlerinin alınması”, “Merkezi yönetimin yardımlar yoluyla yerel yönetimler üzerinde bir siyasal denetim kurmaktan kaçınması” gibi sıralanan maddeler, çekince konan ve yerel yönetimlere malî açıdan yetki devrini öngören maddelerdir.

Türkiye’de merkezi yönetimin yerel yönetimlere pay aktarması, Belediye ve İl Özel İdaresi Kanunları gibi bazı yasalar kapsamında ve çok kısmî gerçekleşmektedir. Oysaki yerel yönetimlerin; yerelin yeraltı ve yerüstü ve diğer bütün ekonomik kaynaklarından, yani kendi öz kaynaklarından pay alması gerekmektedir. Bu durum, yerelde kamu hizmetlerinin çok daha düzenli ve sağlıklı işlemesine, bütün kaynakların yereldeki ihtiyaçlar gözetilerek kullanılmasıyla sağlanabilir. 



Hurdalar halka, mülkler devlete


Yeniden düzenlenen Belediye Yasası kapsamında, Büyükşehir olan illerdeki İl Özel İdare'sine ait menkul ve gayrimenkullerin tamamı belediyelere devredilirken, AKP kaybettiği büyükşehirlerdeki İl Özel İdaresi'ndeki tüm mal varlıklarını Belediyeye değil Valiliğe devretti.

Büyükşehir Belediye Yasası'nın yürürlüğe girmesi ardından, AKP kazanamadığı büyükşehirlerdeki İl Özel İdaresi'ne ait tüm mal varlıklarını Valilik hizmetine verirken, personelleri ve atıl durumdaki araçları ise Büyükşehir Belediyeleri'ne bıraktı. AKP kazandığı Antep, Urfa, İstanbul gibi büyükşehirlerdeki İl Özel İdaresi'nin tüm mal varlıklarını ise kendi belediyelerine devretti.

Yeni yasal düzenlemenin ardından Büyükşehirlerde İl Valilikleri bünyesinde kurulan ve hükümetin atadığı yerel kurul temsilcilerinden oluşan Devir-Tasfiye-Paylaştırma Komisyonu, İl Özel İdaresi'ne ait tüm menkul ve gayrimenkullerini belediyelere ve ihtiyacı olan kurumlara devretmesi gerekirken, Mardin'in ardından Amed'de de bunun tersi yapıldı.

Komisyon, Amed İl Özel İdaresi'ne ait olan ve aralarında 2 öğretmen evi, lojman, misafirhane, İl Özel İdaresinin Yenişehir semtinde bulunan yönetim ve Ergani yolu üzerinde bulunan idari binası, atölyeler, havaalanı yakınındaki 55 bin 900 metrekarelik arazi gibi milyonlarca lira değerindeki araziler ile grayder, kepçe, TIR, kamyon, jeep, ambulans gibi araçları Valiliğe verirken, Amed Büyükşehir Belediyesi'ne ise birkaç hurda araç ve 608 işçi ve memuru verdi.


Kendi yasalarını bile çiğnediler

Büyükşehir Yasası'nın geçici 1. Maddesi'nin 3, 5, 6 ve 8'inci bendlerine göre köy, kapatılan belediye ve İl Özel İdarelerinin tahsisli olmayan taşınmazlarının ilçe belediyelerine, Büyükşehir ve bağlı kuruluşlarına verilmesi gerekirken başta Amed olmak üzere AKP kaybettiği tüm büyükşehirlerdeki İl Özel İdaresi'nin menkul ve gayrimenkullarını Valiliklere ve Hazine'ye devretti.

Değeri yüz milyonlar ifade edilen değerli araziler Hazine'ye verilirken, kentin merkezi yerinde bulunan ve değeri epey yüksek olan gayri menkuller ise Valilik tasarrufuna bırakıldı.

Aynı şekilde yasaya göre, İl Özel İdaresi bünyesinde bulunan memur ve işçilerin diğer kamu kurumlarına dağıtılmalarının ne şekilde olduğunun belirtilmesine rağmen, Valilik bünyesinde kurulan Devir-Tasfiye-Paylaştırma Komisyonu ise tüm kadroyu Büyükşehir Belediyesi'ne vererek bunların maaş ve özlük haklarının Belediyece karşılanmasına karar verdi.

30 Mart tarihinde yapılan bu haksız paylaşımın ardından Amed Büyükşehir Belediyesi'nin dava açacağı öğrenildi.



Şırnak niye kömürden pay almasın?



BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Kuzey Kürdistan'dan üretilen kaynaklardan pay isteminin arkasında durduklarını söyledi. 

Şırnak'ın HDP ve BDP'li milletvekilleri Selma Irmak, Faysal Sarıyıldız ve Hasip Kaplan, BDP İl Eşbaşkanı Baki Katar ile birlikte 30 Mart yerel seçimlerinde gösterdikleri başarı nedeniyle Şırnak Belediyesi Eşbaşkanı Serhat Kadırhan ile Balveren, Kumçatı belde belediyelerini ziyaret etti. Makamında vekilleri karşılayan Kadırhan, kent için ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını ifade ederek, "Halkın iradesiyle seçimden hep beraber zaferle çıktık bundan sonra da el ele vererek çalışmalarımızı devam edeceğiz" dedi. 

Ziyarette konuşan Kaplan ise, BDP Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın, 'Bölgeden çıkarılan enerji kaynakları gelirlerinden pay istiyoruz' açıklamasının arkasında olduklarını söyledi. İl Özel İdareleri'nin yerine Büyükşehir Meclisleri'nin kurulduğunu anımsatan Kaplan, "Burada devlet payının yüzde 50'si İl Özel İdareleri'ne verilir ki hizmet yapılsın diye. Şimdi İl Özel İdareleri kapatılınca bu yüzde 50 hak bir kere otomatikman büyükşehirlere geçiyor. Ancak merkezi hükümet bunu kesmek istiyor. Büyükşehir Belediyesi'ni bütün ekonomik olanaklarını yine merkezi hükümete devrettiler. Mardin, Van ve Amed'de bunu yapıyorlar. Şimdi Şırnak'ta kömür çıkıyor. Yüzde 23.5 redevans vergisi ödeniyor. Burada termik santraller var. 4 ünite ile çalışan santral var. Bunun dışında 6-7 tane santral başvurusu var. 2-3 tanesi geçti. Bunların hepsi vergi ödüyorlar" diye konuştu. 

Kaplan, mevcut yasalar bakımından belediyelere verilmeyen, gasp edilen bir hakkın olduğunu dile getirerek, "Meclis'te onaylanan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na göre, Avrupa Birliği'nin yine yerel yönetimlerin yerelden vergi ve bu tür gelir kaynaklarını elde etme, çevre kirliğine trafikte, ulaşıma, sağlığa, eğitime hizmet etmesi gerekir" dedi. Kaplan, Türk Hükümeti'nin bunu görmezlikten geldiğini belirterek, Kışanak'ın konuşmalarının da çarpıtıldığını savundu.


Ankara'dan yönetilemez

"77 milyon insanı Ankara'da yönetmek mümkün değildir" diyen Kaplan, Demokratik Özerkliğin tüm bölgelerde uygulanması gerektiğini dile getirdi. Kaplan, şöyle örneklendirdi: "Antalya'daya milyonlarca turist gidiyor; tatil yapıyor. Elbette oradan da pay bırakması lazım. Aynı şeyi İzmir/Ege, Trakya, Karadeniz için de gereklidir. Yani bizim projemiz sadece bir noktaya özgü değildir. Demokratik Özerklik, 21. yy projesidir birleştiricidir, ayrıştırıcı değildir." 


Ekonomik kaynak gerekli

Şırnak il sınırlarında kömür ve petrolün çıktığını hatırlatan Kaplan, "Petrol boru hattı buradan geçiyor. Habur sınır kapısı var. Bütün bu hengame içinde buradaki yerel yönetimlerimiz, Silopi Belediyesi, Cizre Belediyesi kömür ocakları ile dolu. Şırnak Belediyesi'ni etrafında toz duman içerisinde bir rüzgar esiyor. Toz duman sulara karışıyor. Çevreyi kirletiyor. Şırnak Belediyesi, bundan pay alamadığı zaman nasıl hizmet edecek. Halka hizmet için ekonomik kaynak lazım. Temiz bir çevre, vatandaşın sağlıklı yaşaması için bunlar gerek" diye konuştu. 


FERHAT ASLAN / ANF/BATMAN