
Katliamın 21.yılına girerken Alevi halkının yaşadığı sorunlar güncelliğini korumakta. Alevi yurttaşların yaşadığı sorunları, Sivas katliamının sebep ve sonuçlarını siyasetçi-yazar Cemal Şerik’e sorduk. Sivaslı bir Alevi ve Türkmen olan Cemal Şerik, Türkmen Alevi halkının yaşadığı acılara, direniş ve beklentilere ilişkin sorularımızı cevaplandırdı.
Sayın Şerik, Sivas Madımak katliamının üzerinden 20 yıl geçti. Bu gün vesilesiyle duygularınızı öğrenebilir miyiz?
Sivas Madımak’ta yaşamını yitiren canlarımızla birlikte, bu canlara klavuz olan Pir Sultan Abdal’ı da saygı ve minnetle anıyoruz. Bir halk önderi, bir halk direnişçisi olması komünal demokratik değerlerin kültürel ve edebi anlamda temsilcisi sözcüsü olması açısından da Pir Sultan Abdal’ın bizlere bıraktığı mirası bir kez daha yaşatmamız gerektiğini burada belirtmek istiyoruz.
Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri vesilesiyle Sivas’a giden canların o gün Madımak Oteli’nde katledilmiş olması aynı zamanda iki tarihsel gerçekliği de birleştirmiş oldu, bu bir yanda Pir Sultan Abdal’ın ‘Hınzır Paşa’ya karşı büyük direnişi, şahadeti göze alarak amacından ideallerinden canı pahasına da olsa vazgeçmemesi, diğer taraftan ise o geleneğin sürdürücüsü olan canların yaşamları uğrunada olsa o geleneğin sürdürücüsü olması, bir kararlılığın ortaya konması açısından önemli bir anlamı ifade ediyor. Bu açıdan Sivas Madımak katliamını değerlendirirken orada yaşamını yitiren canları anarken bu her iki direnişin, iki özelliğini birlikte ele alınması gerektiğini belirtmek istiyorum.
Bu katliama nasıl gelindi? Bu katliamın yaşanmasında sizce kimler rol alıp planladı, kimin böyle bir katliamdan çıkarı olabilir ki?
Sivas Madımak Oteli katliamının yaşandığı 1993’lü yıllarda yoğun özel savaş uygulamalarının derinleştiği, hedef alanının kapsamının genişlediği bir süreçti. O süreçte Kürdistan’da newroz gösterisi yapan Kürt halkı üzerine askerin polisin saldırısıyla onlarca insan yaşamını kaybetmişti. Yine binlerce köy boşaltılıyordu ve faili meçhul katliamlar olanca hızıyla yaşanıyordu. Böylesi bir süreçtede Madımak katliamı bu karanlık güçlerce gerçekleştirildi. Bundan dolayı Madımak katliamını o günkü özel savaş uygulamalarından ayrı düşünmek mümkün değil, onların bir parçası olarak gündeme geldi. Fakat özel savaş uygulamalarının herhangi bir parçası olarak da uygulanmadı, daha kapsamlı hedefleri vardı. Bundan dolayı o günkü gerçekleştiği koşullarda çok büyük bir anlam ifade ediyordu
Bu anlam şuradan geliyordu, Kürdistan’da özgürlük gerillası çok büyük gelişmeler kaydetmişti. Büyük güçlü eylemleri gerçekleştiriyordu, bu durum sömürgecileri alabildiğine korkutmuştu. O nedenle de sömürgeciler Kürdistan’da gelişen özgürlük gerillasının geliştirdiği bu mücadelenin önüne geçerek birçok yönelimi yapmayı, bu mücadeleyi durdurmayı ve en önemlisi de Türkiye cephesine taşmasını engellemek için birçok yöntem ve yönelimi gündemlerine almışlardı. Tabi bunlardan birisi de Madımak katliamının gerçekleştirilmesi oldu.
Aleviler, Türkiye ve Kürdistan’da çok geniş bir coğrafyaya yayılmış durumdalar. Burdan bakarak, neden başka bir şehir ve bir Alevi etkinliği değil de Sivas ve Pir Sultan etkinlikleri seçilmiştir?
Sivas Kürdistan Özgürlük mücadelesinde Koçgiri eyaletinin de merkezi durumunda olan bir kent. Bu kentin Kürdistan’ı Türkiye’ye bağlama gibi bir özelliği var. Aynı zamanda Kürdistan özgürlük gerillasını Karadeniz’e, iç Anadolu’ya hatta Güneybatı’ya yani Nurhaklara, Engizeklere açma potansiyelini içerisinde taşıyordu. O nedenle böylesi bir bölgede özgürlük gerillasının gelişmesi Türk özel savaşını oldukça endişelendirdi. Bölgedeki gelişme özel savaş rejimine çok büyük bir darbe anlamına geliyordu ve aynı zamanda gerillanın da Türkiyelileşmesi anlamına da geliyordu. Bu Kürdistan ve Türkiye halklarının birbirine yakınlaşmasında derin bağların derin köprülerin oluşması anlamına geliyordu. Böylesi koşullarda Madımak katliamı özel savaş güçlerince gerçekleştirildi. O nedenle Madımak katliamını ele alırken o günkü gelişen siyasal koşullardan, özgürlük gerillasının mücadelesinden ayrı düşünmek mümkün değil. Bundan dolayı sömürgeciler Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’yle Türkiye demokrasi mücadelesini dolayısıyla da Türkiye ve Kürdistan halklarının birlikteliğini birlikte mücadelesini engellemek için böylesi bir katliamı gerçekleştirdiler. Bu katliam sonrasında da 35 insan yaşamını kaybetti.
Bu katliamda yaşamını yitiren insanları biraz tanımlayabilir misiniz? Türkiye toplumu içerisinde yerleri neydi?
Bu insanların büyük çoğunluğu, Pir Sultan Abdal anma etkinlikleri için Sivas’a gelenlerdi. Sivas’a gelen bu kişilerin özgünlükleri de vardı. Bunu iyi değerlendirip anlamladırmak gerekiyor. Alevi toplumu içerisinde, Türkiye’deki aydın kesimler içerisinde önemli yerleri olan şahsiyetlerdi, sanat-edebiyat alanında da öyleydi. Kültürel aydınlanmacı bir misyonu temsil eden kesimlerdi. Bu nedenlerle özel savaş bu kenti ve bu etkinlikleri katliam için çok biliçli seçti. Böylelikle hem Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin Türkiye’ye taşmasını engellemek hem de Alevi toplumu için Türkiye halkları için büyük değer taşıyan aydın, sanatçı kesimleri de ortadan kaldırmayı hedefledi. Çünkü bir toplumun aydınları bir toplumun sanatçıları, edebiyatçıları o toplumun ruhunu, hislerini temsil ediyorlar. O toplumun geleceğinin belirlenmesinde önemli yer ediniyorlar. O nedenlede orada aydın sanatçı ve edebiyatçıların katledilmesi toplumun geleceğininde karartılması anlamına geliyordu. Çünkü orada katledilen canlar, Türkiye halkının demokrasi mücadelesine Kürdistan halkının özgürlük mücadelesine önemli katılımlar sağlayacak, önemli katkıları olacak kesimlerdi. Bu yüzden bu katliam bilinçli yapılmış bir katliamdır, bu katliamdaki kişiler bilinçli olarak hedeflenmişlerdi, bunun için yapılan bir provokasyonla bu kültür emekçilerimizin ortadan kaldırılmasına ortam böylece hazırlanmış oldu. Sivas Madımak katliamını böyle bütünlüklü olarak ele alırsak doğru sonuçlara ancak böyle ulaşmış oluruz.
Günümüzdeki siyasal tablo göz önüne alındığında sizce benzer trajik olaylar tekrar yaşanabilir mi? Devletin Alevi politikasında o yıllara göre bir değişimden söz edilebilir mi?
Bu katliamın bu gün açısından da bizlere öğrettiği ve kazandırdığı birçok şey ve sonuç var. Özellikle de siyasal gelişmelerle birlikte Türk devletinin yönelimlerini tespit ve görmekte mümkündür. Bu anlamda Sivas Madımak katliamının bugünler açısından bizlere bıraktığı bir tecrübe anlamına da gerliyor. Madımak katliamını gerçekleştiği koşullar Kürdistan devrimi açısından da çok önemli bir sürecin yaşanıldığı yıllardı. O Kürdistan devriminin Türkiye’ye taşırılmasını içeriyordu. Bu gelişmelerin önünü almak için egemenler böylesi bir katliama başvurmuşlardı. Günümüzde yaşanılan koşulları bunlardan ayrı olduğunu düşünmek mümkün değil.
Bugün Sivas Madımak’ta yaşanılan gibi yeni bir katliamın gerçekleşmesi için koşullar fazla mümkün görünmüyor. Fakat egemenlerin ve iktidarcı güçlerin ve sömürgeci özel savaş güçlerinin Alevilere yönelik politikaları bitmiş değildir. Yeni planlar-senaryolar uygulamaya koyuyorlar. O yüzden günümüzde uygulanmaya çalışılan planların gerçekleştirilmek istenilen senaryolarında o gün ki Sivas Madımak katliamının gerçekleştiği koşullardan farkı yok.
Kürt halk önderi sayın Öcalan’ın başlatmış olduğu demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa projesine Alevilerin katılımı nasıl olmalı?
Dikkat edilirse günümüzde Kürdistan Özgürlük Mücadelesi yeni bir stratejik süreç başlattı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bunu “demokratik kurtuluş ve özgür yaşamın inşası” süreci olarak değerlendirdi. Demokratik kurtuluş mücadelesinde ve özgür yaşamın inşasında ve mücadelesinde en büyük rol Alevilere düşüyor. Çünkü Alevilerin şöyle bir özgünlüğü var; İktidara fazla bulaşmayan ve egemenlikli sistemle fazla bütünleşmeyen bir topluluk özelliğine sahip. Komünal Demokratik değerlerini en fazla temsil eden kesimlerin başında Aleviler geliyor. Doğal olarak böylesi bir özelliğe sahip olan bir topluluğun günümüz demokratik kurtuluş mücadelesi ve özgür yaşam hamlesinde önemli bir rol oynama olasılığı çok yüksek ve halkta bu potansiyel çok güçlü. Egemenler bunun önüne geçmek istiyor. Bunun önüne geçmek içinde çeşitli siyasal çevrelere verilen görevler var.
Tamda bu noktada CHP’yi sormak istiyorum. Çünkü bu parti cumhuriyetin kuruluşundan beri kendisini Alevilerin partisi olarak yansıtmaktadır. Sizce bu ne kadar doğru? CHP Alevilerin haklarını savunup temsil edebiliyor mu?
Burada devlet en fazla görevi CHP’ye verilmiştir. Çünkü CHP uzun bir zamandır iç sorunlar yaşıyor. Yine bazı çevrelerin desteğini kaybeden bir yapıda bulunuyor. Bunların içerisinde Alevilerin CHP’ye verdiği destek büyük oranda azalmış. Türk egemenleri tekrar Alevileri CHP üzerinden sisteme bağlama yaklaşımları var. Burada Kemal Kılıçdaroğlu’na önemli bir rol verilmiş durumda. Kılıçdaroğlu her ne kadar inkar etse de bir Kürt, Alevi, Dersimli’dir. Bu özellikler Kemal Kılıçdaroğlu’na Aleviler içerisinde ve Alevi Türkmenler, Alevi Kürtler olsun bunlar içerisinde önemli bir yer verilmesine neden oluyor. Aleviler için yeni bir umut kapısı olarak da gösterilmek isteniyor. Bunun etkisi de oldu. İşte 2011 seçimlerinde de bunun etkisi görüldü. Devlet, egemenler Kılıçdaroğlu üzerinden CHP’den bir sonuç alabileceklerini düşündüler ve Alevileri o şekilde yine CHP bağlayabileceklerini sandılar. Fakat sonrası süreçle özellikle CHP Kürt sorunu karşısında inkarcı ve ulusalcı politikasının öne çıkması ve adeta MHP ile aynı düşünceleri ifade etmeleri Aleviler içerisinde büyük bir tepki yarattı. Bu açıdan Alevilerin 2011 seçimlerinde vermiş olduğu destek de azalmaya başladı. Yapılan birçok anket ve kamu yoklamasında da bu açığa çıkıyor. O açıdan da devletin gelinen aşamada özellikle Kürt Halk Önderinin başlatmış olduğu yeni süreçle birlikte umudu iyice CHP’den kesilmiş olan Alevileri, tekrar devlete bağlama çabaları yoğunlaştırdılar.
Alevilerin desteğini alanlar daha sonra en fazla Alevilere yöneldiler. Mesela Maraş katliamı düzenlendiği zaman CHP iktidardaydı. O süreçte CHP’ye en fazla oy veren Alevilerdi. Ama CHP iktidarda olduğu süreçte Alevi katliamlardı gerçekleşti ve Maraş katliamı oldu. Daha sonra ülkenin genelinde sıkı yönetim ilan edildi. Yine aynı şekilde Madımak katliamı da gerçekleştirildiği zaman da ve o zaman ki adıyla SHP koalisyonda yer alıyordu. Başbakan yardımcısı SHP genel başkanıydı. Öylesi bir dönemde Madımak katliamı gerçekleştirildi. Bu açıdan Alevilerin desteğini almaya çalışan partiler ya da iktidar ve hükümetler, Alevilerin desteğini aldıklarında ilk yöneldikleri Aleviler oluyor. Koçgiri isyanı başladığı zaman da Mustafa Kemal, en büyük desteği Alevilerden almıştı. Özellikle de Hacı Bektaşi Veli dergahının M. Kemal’e sunduğu destek biliniyor. Mustafa Kemal, ‘Kurtuluş Savaşı’nı başlattığında Kürtlerle, Türklerin yeni bir rejim ve yeni bir sistem oluşturacağını söylemesine rağmen bundan uzaklaştı. Koçgiri’de büyük bir katliam, baskı uygulandı. İnsanlar katledildi ve sürgünler yaşanıldı. Ama kurtuluş savaşında Alevilerin verdiği destek yine Koçgiri’de Alevilere karşı dönmüş oldu. Daha sonraki süreçlerde de Maraş ve Madımak katliamlarında da bunların tekrarı yaşanıldı. Bundan dolayı da benzer katliam tehlikeleri her zaman vardır sadece bazen halkların direniş koşulları bunu engelleye bilir.
Son olarak Alevi yurttaşlara ne söylemek istersiniz? Aleviler Alevliklerini en iyi ve özgür şekilde nasıl ifade etmeli?
Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa süreci, yani hamlesi kırk yıllık bir emeğin ve bir mücadelenin ortaya çıkardığı değerler bütünüdür. Bu değerler bütünü tarihsel bir mirasın sonucudur. Bu miras Şeyh Bedreddinlerden, Hallacı Mansurlardan, Pir Sultanlardan kalmadır. Bundan dolayı Aleviler özleri gereği demokratik ve özgür yaşamda ısrarlıdır. Bu ısrarla ancak yeni katliamların önüne geçilebilir. Bu sağlandığında Madımak’ta yaşamını kaybeden canların anısına gerçekten gereken saygı gösterilmiş olacak. Bu vesileyle Sivas Madımak’ta yaşamlarını kaybeden canlarımızı bir kez daha anıyoruz. Ve yine bu katliamın yaşanılmasında rol alanları nefretle kınıyoruz. Bununla birlikte Pir Sultan geleneğinin yaşatılması ve Pir Sultan’ın düşüncelerinde ifadesini bulan ve onun anısını ne pahasına olursa olsun yaşatan ve onun geleneğinin temsilcisi olanların yolunda gitmek olduğunu bir kez daha belirtmek istiyoruz.
AKP de Alevileri yedeklemek istiyor
On yılı aşkındır, AKP iktidarı Türkiye’de yaşanmakta. AKP, Aleviler açısından ne ifade ediyor?
Özellikle devlet koltuğuna oturan ve devlet koltuğunu iyice sağlamlaştıran AKP iktidardaki gücünü daha güçlendirmek için Alevileri etkileme ve CHP’den uzaklaştırma çabasındadır. Bu anlamda yaptığı planlar var. Bu planlarını son süreçte kamuoyuna da açıkladılar. Alevilere karşı olduğunu gizlemek için ve özellikle de mezhepçi yanını perdelemek için Alevilerin gözüne hoş görünme ve kulağa hoş gelebilecek sözleri ifade etme gibi bir politika da uygulamaya başladılar. Bu anlamda Alevilere yönelik çağrılarda da bulunuyorlar. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım. Geçmişte de böyle yaklaşımları vardı. Kendi mezhepçi yanlarını perdelemek için ve Alevi karşıtı olan özelliklerini kamuoyunun gözlerinden saklamak için Alevileri desteğini alma ve kendilerine yedeklemeye de çalışmışlardır. Bu daha sonra bütün çıplaklığıyla açığa çıkmıştır.
Bu açıdan CHP’nin Aleviler üzerindeki etkinliğinin azalmasıyla birlikte, Alevileri etrafında toplama yaklaşımları bu anlamda dikkat çekici ve tehlikeli bir anlam ifade ediyor. O nedenledir ki Alevilerin geçmişte yaşanılanlardan da sonuç çıkararak CHP ve AKP özgünlüğünde Alevileri yedekleme politikaları karşısında çok duyarlı olmalıdır. Çünkü günümüzde yaşanılan en büyük katliam Dersim katliamıdır. Bu katliamda Dersim’deki Alevilerin kültürlerine ve doğasına karşı gerçekleştirilen bir katliam var. Dersim kutsalları yok edilmek isteniyor. Bunu yapmak isteyen AKP’nin dışında hiç kimse değil. CHP Aleviler üzerindeki etkisinin azaldığı bugünlerde, AKP Aleviler üzerinde etkinlik kurma çalışmalarına kanmamak gerekiyor. Eğer bunlardan doğru sonuçlarda çıkarılırsa, tabiî ki Madımak katliamında da doğru sonuçlar çıkarmış oluruz.
SİNAN DENİZ/BEHDİNAN