Berlin Kürt Veliler Birliği (YEKMAL), 20 yıldan beri Kürt ebeveynlere çeşitli çalşmları ile hizmette bulunuyor. YEKMAL, Kürtçe-Almanca iki dilli PİYA adlı çocuk yuvasını açarak Berlin’de yaşayan Kürdistanlılar için önemli bir proje gerçekleştirdi. Uzun süreden beri bu çalışma üzerinde yoğunlaştıkları ifade eden YEKMAL Sorumlu Müdürü Pedagog Günay Darıcı, “Bu çalışma ileride bir Kürtçe-Almanca Avrupa Okulu’nun alt yapısını oluşturacak” diyor. YEKMAL’e gelen ailelerin şanslı olacaklarının belirten Darıcı, “Çok dillilik, çok kültürlülük! Bu bir insan için servettir, hazinedir” diyor.
Günay Darıcı, 1988-1996 yıllarında Türkiye’de felsefe öğretmenliği yaptı. 1996 yılında politik göçmen olarak Almanya’ya geldi. 2004-2008 yılları arasında Almanya’da Diplomalı Pedagog alanında eğitim aldı. 2009 yılından beri Kürdistanlı Veliler Birliği’nde (YEKMAL) Sosyal Pedagog olarak aile ve eğitim danışmanı ve müdür olarak çalışıyor. Bunun dışında çeşitli aile ve eğitim projelerinin koordinatörlüğünü yapıyor. Evli ve 2 çocuk annesi. Darıcı ile çalışmaları üzerine görüştük.

Kürdistanlı Veliler Birliği (YEKMAL) geçen sene 20. kuruluş yıldönümü kutladı. Bu sene de çocuk yuvası PİYA projesini gerçekleştirdiniz. Hangi düşünceler sizi böylesine önemli bir projeye yönlendirdi?

Öncelikle, gazetenizi yanımızda görmek bizim için onur verici bir durumdur. Kürdistanlı Veliler Birliği (YEKMAL) 1993 yılında kuruldu. YEKMAL bir aile çalışmasıdır. Ailelerin öncelikli olarak çocuklarıyla birlikte bizimle ilişki kuracakları somut bir kurum ve kuruluşlar oluşturmak istedik. Kuruma bir yuvanın açılmasını hedefledik. 2012 yılı sonunda yuva çalışması için gönüllü bir grup oluşturarak yola koyulduk. Bu da meyvesini verdi. Bu çalışma çok emek ve zamanımızı aldı. Bu bizim büyüdüğümüzü, güçlendiğimizi; aynı zamanda bizi destekleyen ailelere, kurum ve kuruluşlara iyi bir çalışma yaptığımızın somut bir örneği oldu. Bu somut örnekle insanların karşısına çıkmak gurur verici bir durum.

Ne gibi zorluklar ve sıkıntılar yaşadınız?

Çok ciddi sıkıntılar yaşadık. Bundan dolayı bazı gecikmeler oldu. Ekip olarak çok fazla bir potansiyelimiz olmamasına rağmen, bir ekip oluşturduk. Bunlar gönüllü çalışan arkadaşlardı. Halen de hepimiz gönüllü olarak çalışıyoruz. Yer bulmada sorun yaşadık. Bir yıla yakın yer aradık. Bize yeri veren arkadaşa sonsuz teşekkür ediyorum. Ama aynı zamanda kolay olmayan sorunlu bir yerdi.
Bizim işimizi kolaylaştıran Senato’nun projemizi seçmesi ve destek olmasıydı. Yoksa biz kurum olarak bunun altından kalkamazdık. Kurumu var edebilmemiz diyebilirim ki, o destekle oldu. Yasal olarak hiçbir sorun yaşamadık. Son zamanlarda çok büyük destek aldık. Örneğin Senato’nun açılış için izin vermesi; birlikte çalışmaya değer verme bazında memnunluk vericidir. Zorlukların çoğunu aştık. Şu an Berlin’de, Avrupa çapında Kürtçe-Almanca eğitim veren deneyim alacağımız bir yuva yok. Şu an bizim için her şey çok yeni. Kendimiz oluşturuyoruz. 2010 yılında Kürtçe-Almanca iki dilli kitaplar çıkardık. Onlar aslında yuvanın alt yapısını oluşturdu. Umarım bu yuvada bir sonraki ilkokulun temelini oluşturur. Öyle gözüküyor.

Kapasite durumunuz ve hedefleriniz konusunda bilgi verir misiniz?

Berlin’de çeşitli Kürt kurumları yuva açmışlar. Bunlar Kürtçe-Almanca eğitim veren kurumlar değil. Zaten bizim yuvanın -PİYA- özelliği ‘Bilinguale’ yani iki dilli, ya da çok dilli olması. Kürtçe-Almanca. İkisi Almanca, 2’si Kürtçe konuşan 4 eğitmenimiz var. İki tane çocuk grubumuz olacak. Gruplar içerisinde iki dil de eşit temsil edilecek. Çocuklarımız her şeyi iki dilli alacaklar. Bütün çalışmalar iki dilli olacak. Bu ileride bir Kürtçe-Almanca Avrupa Okulu’nun alt yapısını oluşturacak. Bunun için önümüz açık. Kapasitemiz yerden kaynaklı olarak 25 çocuktur. 10 tane 1-3 yaş grubu; 15 tane de 3-5/6 yaş grubu olacak. Hedefimiz ilk, orta ve lise düzeyinde bir Kürtçe eğitim sistemini oluşturmaktır. Berlin’de 100 bine varan bir Kürt kitlesi var. Bu kitlenin dilinin temsil edilmemesi acı bir durumdur. Bunun için de biraz çaba sarf etmemiz gerekiyor. Yuvadan giden çocukların mümkünse aynı ilkokula gitmesini sağlamanın koşullarını yaratmalıyız. İlkokullarda da çocukların Kürtçesinin gelişmesinin önünü açmalıyız. Şu an henüz ilkokulumuz yok ama ilerdeki hedeflerimiz arasındadır. Eğitimde devamlılık ve destek gerekiyor. Kurum olarak bu da bizim görevimizdir.

Yuvaya sadece Kürt çocukları mı alınacak?

Yuva herkese açıktır. Hatta şu anda yuvaya kaydolan yabancı kökenli çocuklar var. Arnavut, Araplar var. Almanlar soruyorlar. İçerik olarak şunu bilmeleri gerek: Bu yuvada sadece Kürtçe- Almanca konuşuluyor. Kabul edip gelen herkese kapımız açık.

PİYA’ya kayıt yapan çocukların-ailelerin avantajları olacak mı?

Öncelikli olarak Kürt çocuklar Kürtçe konuşma açısından daha da güçlendirilecekler. Sadece ev ve aile içerisinde değil; eğitim kurumlarında bunun devam etmesi ailelere ve çocuklara büyük bir motivasyon verecektir. Yıllarca ezilmiş, asimile edilmiş;  kendisinden fazlaca söz edilmeyen bir dili eşit düzeye getirmek önemli bir kazanımdır. Bu faaliyetin içinde aile çalışmaları da yapacağız. Örneğin Kürtçe konuşan ailelerin evde çocuklarıyla eğitim alanında daha da güçlendirilmesi için sürekli çaba içinde olacağız. Başta da belirttiğim gibi YEKMAL’in özelliği aile çalışması olmasıdır. Birlikte çok kültürlülüğü tanımak ve yaşamak, YEKMAL’e gelen aileler şanslı olacaklardır. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bir çocuk 5-6 dili hiç problem yaşamadan 12 yaşına kadar birbirine karıştırmadan konuşmayı öğrenebilir. Dolaysıyla bir dili öğrenmek, aynı zamanda o kültürü de öğrenmeyi beraberinde getirir. Çok dillilik, çok kültürlülük! Bu bir insan için servettir, hazinedir.

Eğitim müfredatı, personel ve eğitim materyalleri açısından durum nedir?

Aslında bir eğitim sistemi var. Bu sistemin içerisinde çocuklar ne öğrenecekler? Bir müfredat vardır. Bunun içerisinde belirli alanlar var. Dil, hareket, kreatif çalışma, müzik vs. gibi alanlarda çocukları güçlendirmek gerekiyor. Genel bir planlama var. Her kurum içeriğini kendi koşullarına göre dolduruyor. Biz yaklaşık iki yılı bizimle çalışacak arkadaşların yetiştirilmesi için büyük emek harcadık. Senato üzerinden bir kurumla beraber bir proje aldık. Bu projenin tüm çalışmasını yuvada görev yapacak eğitmenlerin “Yuvada nasıl çalışacaklar? Nasıl verimli olacaklar?” konusuna verdik. Projeyi bir Rus kurumu olan MİTRA e.V. ile birlikte yürüttük. Bu kurumun şu an Berlin’de 7 tane yuvası, 2 tane de devlet tarafından desteklenen özel okulları var. Bu konuda onlar bize büyük bir deneyim verdi.  Şimdiye kadar içerik olarak onlardan çok şey öğrendik. Tabii Onlar da bizden “ailelerle birlikte çalışma” konusunda çok şey öğrendiler. Şu an en büyük sıkıntımızdan biri, halen Kürtçe kısmının materyal bakımından biraz eksik olmasıdır. Az da olsa Kürtçe kitaplar var. Dikkatimizi oraya verip, o kısmı güçlendirmek istiyoruz. Ne yazık ki, hazıra konamıyoruz. Avrupa çapında örnek alacağımız bir yuva yok. Dolaysıyla deneyim ve içeriğini yaparak, yaşayarak kendimiz oluşturuyoruz. İyi bir ekibimiz var. Öğretmenlikten gelen, Kürtçesi kitap yazabilecek düzeyde iyi olan arkadaşlarımız var. Bundan sonra yuvanın içeriğini iyi bir şekilde dolduracaklarına inanıyoruz.
Kapılara “Hun xer hatin” yazmak çocukları çok dilli, çok kültürlü yapmıyor. Bu da saygı duyduğum bir çalışma ama Kürtçe-Almanca bir yuva yok. Bu temelde kendi çabamızla yaptığımız her çalışmayı iki dilli götürüyoruz. Yasal olarak sözleşme yapmışız. Çocuklarla sadece Kürtçe, Almanca konuşulacak.

Yuvanın ismini nasıl belirlediniz?

PİYA Kirmanckî bir isim. Kelime olarak “birlikte, beraber” anlamındadır. Bir arkadaştan iki öneri geldi: PİYA ve Rengîn. PİYA söylem, içerik olarak çok hoş geldi. Onu seçtik. Şunu belirtmeliyim ki; konseptimizi iki dilli, iki lehçe üzerine kurduk: Kurmancî/Kirmanckî-Almanca olarak. Koşulların zorlamasından kaynaklı Kîrmanckî değil, Kurmancî olarak karar alındı. İleride Kirmanckî (Dimîlî) bir yuva açmak hedeflerimiz içindedir.

Kürt halkı için oldukça değerli bir projeyi yaşama geçirdiniz. Bundan sonrası için Kürdistanlılara bir mesajınız var mı?

Yuvayı Kürt aileler için bir kazanım olarak görüyorum. Sadece ailelerin ilgi gösterip çocuklarını yuvaya getirmeleri gerekir. 25 çocuk alınacak. Çok uzun bir listemiz vardı. Gecikmeler olunca çoğu haklı olarak gitti. Şimdi çocuklara ihtiyacımız var. 17 Kasım’da başlıyoruz. Şu anda ne kadar aile çocuklarını getirerek buna katkı sunarsa iyi olur. Çocuklarını getirmekte yetmeyecek. Biz onlarla birlikte kolektif bir çalışma yapacağız. Eğitim alanında ciddi sorunlar yaşanıyor. Bugün yabancı gençlerin yüzde 20’si hiçbir belge almadan okulları terk ediyorsa bu acı bir durumdur. Bunun altında çocuk yaşta aldığı eğitim ve alışkanlıklar yatıyor. Bizimle birlikte iyi çalışacaklar ve başaracaklardır. Biz bu konuda iddialıyız. Bizden giden çocuk dil sorunu yaşamayacak. Modern bir proje olarak ortaya çıktık. Üniversitelerle birlikte çalıştık, çalışıyoruz. Hatalarımızı gidermede, doğrularımızı güçlendirmede bize bilimsel destek sunacaklar.


HIDIR ATEŞ/BERLİN