PKK 34 yıllık mücadele sürecinde 5 Başbakan, 10 Genelkurmay Başkanı ve onlarca TBMM Başkanı ile İçişleri Bakanını eskitti. Eskitilen bu önemli kurum sorumluların hemen hepsi PKK’nın her hamle düzeyinde ki eylemi sonrası yaptığı açıklamaların devlet ciddiyetinden ne kadar uzak olduğunu 34 yıllık acı pratik bu söz konusu kişilerin suratına bir tokat gibi vurulmasına rağmen ardılları ise bir türlü sonuç çıkarmayı beceremedi. Bunların beceriksizliklerinin cezasını da rahmetli Aziz Nesin’in yüzde 60 diye tanımladığı Türk halkı ile birlikte mazlum Kürt halkı çekti. 3 Cumhurbaşkanı ve milliyetçi duygu yoğunluğunu taşıyan bir o kadar parti genel başkanların hepsi yıllarca bir birine çok yakın hatta kopyası denecek sözler saffettiler. “Üç beş çapulcu, devlet eşkıyaya pabuç bırakmaz. Türk devleti büyüktür. Hainler hüsrana uğrayacaklardı. Terörü doğduğu yerde boğarız. Belini kırdık. Ya bitecek ya bitecek. Teröristler panik içindeler. Diş mihraklıdır” safsata sözlere bir bakalım.
15 Ağustos 1984’te Siirt’in Eruh, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Baskınlarında 1 asker ölüyor 9’u da yaralanıyor. Dönemin Cumhurbaşkanı olayın çok ciddi olmadığı izlemini vermek için Marmaris’teki tatilinden bile vazgeçmiyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Üruğ ise yaptığı açıklamada “Devlet eşkiyaya pabuç bırakmaz, huzurlu olun” sözleri oluyor. Ardından Özal, “İcap ederse, o dağlara giden yolları keser, terörü doğduğu yerde boğarız.” Sözleri artık yeni devlet temsilcileri için bir alışkanlık haline geliyor. Başbakan Tansu Çiller’in “ya bitecek ya bitecek” dediğinde PKK 16 Haziran 1995’te Şemdinli Ortaklar Jandarma Karakolun yaptığı eylemde Türk ordusu resmi rakamlara göre 15 kayıp veriyor.
PKK Kuzey Kürdistan’da silahlı eyleme başladığından beri her eylem sonrası TC yetkilileri tarafından “birkaç çapulcu” gibi söylemlerle Kürt Özgürlük Hareketi hep küçümsendi. Eruh ve Şemdinli baskınları Kürdistan’da ve dışarıda muazzam bir etki yaratmış, dört yıl süren sessizlik patlatılan büyük bir bomba ile yıllar sürecek bir “düğüne” çevrilmişti.
Ne gariptir ki ilk günden bugüne kadar özgürlük hareketinin mücadele azmi değişmediği gibi Türk devlet temsilcilerinin yalan yanlış değerlendirmeleri de değişmedi. Türk devletine karşı Abdullah Öcalan önderliğinde küçük bir grubun başlattığı silahlı eylem giderek askeri, ideolojik ve büyük bir siyasi hareket olarak kendini halka mal etti. Ancak buna karşı şatafatlı megaloman Türk devletinin özel savaş propagandaları da her yönüyle çökmüş durumda. Eruh baskının komutanı Mahsun Korkmaz ilk silahlı eylem değerlendirmesini günlüğüne şu cümlelerle geçiyor: “Eylemimiz amacına ulaşmış, içte ve dışta son derece muazzam yankılar uyandırmış, halkımıza büyük güven, dostlarımıza sevinç vermiş; sömürgeciliği ve reformizmi kahretmiştir. Sömürgeci ordunun aldatıcı görünümü altındaki kofluğunu açığa çıkararak kitlelerin düşmanı olduğu gibi görmesine, ölümü horlamalarına yol açmıştır.”
Şimdi de yaşananlar ne kadar bir birine benziyor. Gerilla eşzamanlı birçok alanda eylem yapıyor. Devrimci halk savaşı taktikleri her yönüyle pratikleşiyor. Kürt halkı coşmuş ayakta yine işbirlikçiler de eylemi kınıyor. Ve 34 yıl aradan sonra TC Başbakanı R.Tayip Erdoğan “PKK ve ipini elinde tutanlara haddini bildireceğiz” diyor.
Yenilen Genel Kurmay Başkanları ise şunlardır; Orgeneral M. Necdet Uruğ, Orgeneral Necip Torumtay, Org. Doğan Güreş, Org. İ. Hakkı Karadayı, Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, Org. Hilmi Özkök, Org. Yaşar Büyükanıt. Org. İlker Başbuğ, Org. Işık Koşaner ve Org. Kimyal Necdet Özel.