
Bir diriliş öyküsü: PKK 2. Bölüm
PKK, 36’ncı yıl dönümünde, önüne koyduğu planlamaları yerine getiriyor ve hareketin kadına biçtiği misyon günden güne artıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Kürdistan sömürgedir” tezinin ardından hareketin kuruluş çalışmaları başlamıştı. 6 kişiyle kurulan PKK hareketi, günümüzde binleri bulan bir kadroya ve milyonları bulan bir kitleye sahip.
PKK’nin kuruluşunun 36’ncı yıldönümünde, özgür yaşam ve toplum felsefesine dayanan kadın ideolojisi evrensel boyutlara kavuşturularak zirveleşmiştir. Ortadoğu başta olmak üzere dünya kadınların özgürlüğünü savunan PKK’nin kadına yaklaşımını, Kürt kadınının özgürleşme yolunda verdiği mücadeleyi herkes biliyor. Kadınlar, bu mücadelenin anlam bulması için önderlerinin perspektifi doğrultusunda hareket ediyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, daha çocuk yaşta kendi toplumsallığını koruma mücadelesine girerken kadına bu toplumsallıktaki misyonunun özne olmak olduğunu söyledi.
Genelde Ortadoğu, özelde Kürt gerçeğinde kadın konusunun en sanal alan olduğunu belirten Başkanlık Konseyi Üyesi Elif Ronahî, genelde Tanrıçaların toprağında gelişen karşı devrim ve peşi sıra gelişen cins kırılmalarının en fazla bu alanda etkili olduğunu söyledi. Kadının köleliği ile ‘uygarlığın’ gelişiminin senkronik (eş zamanlı) bir ilişki içerisinde günümüze kadar ulaştığını ifade eden Ronahî, Kürt kadınının devlet kurumlarıyla ilişkilerinin sınırlı olduğu için özgür kimliksel özelliklerini daha güçlü bir şekilde günümüze kadar getirebildiğinin altını çizdi. Ronahî, kadının aile kurumu içerisinde devletin ve iktidarın prototipi olan erkekle de hep ilişki ve çelişki içinde olduğunu ve birlikte yaşadığını, “Kürdistan sömürgedir” tespiti temelinde mayalanan Özgürlük Hareketi’nin kadını kapsamasınınsa tarihi koşullar içerisinde geliştiğini söyledi.
‘Yürüyüş, Sara ile başlayıp Arîn Mîrkan ile zirveleşmiştir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yürüyüşünün başlangıcında kadınla ilgili olduğu kadar verili kadının kimliği karşısında da temkinli yaklaştığını, kadınla yoldaşlık isteminin çocukluk yıllarında başlayıp günümüze kadar derinleşerek sınıfsal, ulusal boyutları da aşarak evrensel bir kapsam kazandığını belirten Ronahî, son tahlilde kadını kendi başına bir ulus, “son sömürge ulus” kapsamında ele aldığı değerlendirmelere ulaştığını vurguladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Özgürlük Mücadelesi içerisinde yaşam felsefesinin temel köşe taşı olarak kadınla eşit ve özgür koşullarda özgür ülkeye yürüyüşü esas aldığını, Kürt Halk Önderi ile bu özgürlük yürüyüşünde ölümsüzleşenlerin olduğunu, binlercesinin de şuan önderlikleriyle özgürlük yürüyüşüne devam ettiğini dile getirdi. Ronahî, bu yürüyüşün Sakine Cansız (Sara) ve Bese Anuş’la başlayıp Arîn Mîrkan’la zirveleştiğini ifade etti.
‘Sosyolojik gerçekliğin ilk çıkış noktası kadınların Önderlikleriyle buluşmasıdır’
PKK’nin kuruluşundan günümüze kadar kadının PKK’de önemli bir rol oynadığını söyleyen Ronahî, devamla şunları söyledi: “Önderliğimizi ve PKK’yi farklı kılan temel, ilkesel yönlerden biri de kadına ve özgürlük sorununa yaklaşımdır. Bu, önderliksel gelişim çizgisinin her aşamasında ortaya çıkmıştır. PKK’nin kuruluş bildirisinde Kürt kadınının statüsünden söz edilmiş ve kadının mevcut statüsünün değişimi için mücadelenin önemine dikkat çekilmiştir. Önderliğimizin ve grubun kadın katılımlarına açık olması, Kürt kadını için tarihi özgürlük adımlarının atılmasında önemli bir fırsat ve zemin sunmuştur. Özellikle Önderliğimizin Kürdistan’da yaptığı toplantılar serisine katılan kadınların ilgisi ve katılımı dikkat çekicidir. Başta Sara arkadaş olmak üzere birçok kadın arkadaşın yer alması ve de kadın örgütlenmesinin başlaması, ilk yıllara dayanır.”
Kürdistan’da hakim olan geri geleneksel zihniyet ve yaşam kalıplarının toplumda büyük bir deprem yarattığını, PKK’ye ilk katılan kadınların ise mevcut aile gerçeğini ve sistemin dayattığı yaşam tarzını reddederek örgüte adım attıklarını belirten Ronahî, Kürt toplumu içerisinde toplumsal değişimde demokratik bir devrim niteliğinde olan sosyolojik gerçekliğin ilk çıkış noktasının, kadınların Özgür Önderlikle buluşma noktası olduğunu söyledi. Kadın katılımlarıyla birlikte ilk ortak yaşam kültürünün geliştiğini, ilk askeri-ideolojik çalışmalara katılan, ilk mermiyi sıkan, ilk bombayı atan, ilk eğitimleri veren kadınların şu anda sıralanamayacak kadar birçok ilkleri başardığını dile getiren Ronahî, onların “Nasıl yaşadık, nasıl yaşıyoruz ve nasıl yaşamalıyız” sorularına cevap aradığını söyledi. Ronahî, “Kendi halinden memnun olan, hiçbir şeyi sorgulamadan kabul eden kadından, özgürlük arayışı olan kadın gerçeği gelişti. En önemlisi de kendisini ideolojik kimliğe kavuşturdu. PKK’ye katıldığımızda bizlerde bilinç düzeyi açığa çıktıkça tarihte de günümüzde de erkeğin insafına bırakılan kadının nasıl kaybettiğini ve kaybettirildiğini iliklerimize kadar hissettik. Önderliğimizden aldığımız güçle ilk reflekslerimizi geliştirdik. Egemen erkek ve köle kadın gerçekliğine karşı reflekslerimiz gelişti” şeklinde konuştu.
‘Kadın her alanda özne oldu’
Ronahî, sözlerini şöyle sürdürdü: “PKK’de ilk dönemlerden itibaren başta savaş ve toplumsal alan olmak üzere tüm mücadele sahalarında yer alan kadın, bilinç düzeyinin yanı sıra önemli tecrübeler de kazandı. Kadının PKK’ye katılmasıyla toplumda önemli değişim ve dönüşümler sağlandı. Önderliğimizin hayat felsefesi; özde köklü bir değişim ve dönüştürmeyi esas alır. Kadın Özgürlük Hareketi’ne katıldıkça sadece toplumda değişim-dönüşüm yaratmamış, PKK’de de önemli değişimler yaratmada ve geliştirmede önemli bir rol oynamıştır. Askeri, siyasi, sosyal, kültürel alandaki gelişim düzeyinde açığa çıkan düzeyde, erkeği değiştirme ve dönüştürmede, özgür yaşamın ahlaki, estetik yönünü geliştirmede özne olmuştur. Elbette ki bunlar, Önderliğimizin kadına dair geliştirmiş olduğu kapsamlı çözümlemeler ve özgür yaşam ilkelerinin yaşamda somutlaşması için verilen mücadeleye bağlı olarak gelişmiştir. Önderliğimiz kadına dair geliştirmiş olduğu kapsamlı çözümlemeleri 8 Mart 1987’de “Köle kadınla devrim olmaz” tarihi tespitiyle başlatmıştır. Daha sonraki yıllarda, kadın özgürlük sorunu kapsamında kadın, aile ve cins çelişkisi temelinde eleştiri, analiz, perspektif ve kadına bakış felsefesini çok güçlü bir şekilde geliştirdi. Örgütlenmek, örgütlü bir iradi gücün sahibi olmak kadının özgürlüğe ulaşmasındaki en önemli basamaklardan biri olarak ortaya kondu ve kadın bu esaslar üzerinden ilk göz ağrısı olan YJWK örgütlenmesini geliştirdi.”
Kurtuluş ideolojisi ivme kazandı
1990’larda PKK’nin özgürlük düşüncelerinin toplumsallaşması sonucu Kürdistan’da 1989’da Binevş Agal öncülüğünde gelişen serhildanlara kadının öncülük ettiğini belirten Ronahî, 1990’lı yıllar ve sonrasında hem nitelik hem de nicelik olarak kadın katılımlarında bir patlama olduğunu, bunun da birçok boyutuyla nitel bir birikim yarattığını söyledi. Ronahî, kadın özgürlük çizgisinin gelişim diyalektiği içerisinde kadın ordulaşmasına ilişkin çözümlemeler ışığında ordulaşmanın pratikleşmesi sürecine girildiğini, kadın ordulaşmasının gelişmesiyle erkeğe ait görülen birçok mücadele alanına Kürt kadınının girdiğini ve sağladığı başarılı yürüyüşün kadına büyük bir özgüven kazandırdığını ifade etti. Erkeğin dolayısıyla Kürt toplumunun zihniyetinde, yaşamında, toplumsal yapılanmasında özgürleşme ve demokratikleşmede devrim için devrim niteliğinde değişim dönüşümler yarattığını vurgulayan Ronahî, 1995’te yeni bir aşamayı ifade eden YAJK örgütlenmesiyle kadın ordulaşmasında tümüyle özgün örgütlenme kararlaşmasının geliştirildiğini belirtti.
Ronahî, şunları kaydetti: “Önderlik öncülüğünde 1995 sonrası cins bilinci ve mücadelesinde önemli bir aşama kat edilerek 5000 yıllık erkek egemenlikli ideoloji sorgulamaya tabi tutulmuştur. Buna karşı kadın kurtuluş ideolojisini geliştirilmiş ve dört stratejik proje öngörülmüştür. Kopuş teorisi, erkeği dönüştürme projesi, toplumsal sözleşme ve her iki cins örgütlüğünü ifade eden özgür yaşam projesi... Kadın ideolojisi ile özgürlük sorunu ve çözümünde evrensel bir boyut kazanılmıştır. Önemli bir özgürlük bilincine ulaşan kadın 1998’de partileşmeyle mücadelesini Önderliğimize yönelik geliştirilen uluslararası komployu boşa çıkarmak ve Önderliğe doğru kadın yoldaşlığını geliştirmek temelinde ele almıştır. 21. yüzyıldaki cins çelişkisini görünür kılmak için radikal ve bilimsel bir mücadele de bizler açısından daha zorunlu olmuştur.”
Paradigmayla insanlık özgürleşir
2005’te kadın hareketi Koma Jinen Bilind (KJB) ile konfederal örgüt modelini geliştirdiklerini, demokratik, ekolojik, dadın özgürlükçü paradigmayla sadece Kürt kadının özgürlüğünü değil, insanlığın ve tüm halkların özgür geleceğini ifade ettiklerini belirten Ronahî, devamla kapitalist moderniteye karşı demokratik ulus, demokratik modernite alternatifini kullandıklarını söyledi. Ronahî, partileşme adımının tarihi olduğunu, mahkum edilen kadından özgür kadına doğru yürüyen büyük bir yürüyüşün olduğunu da ifade etti.
YJWK ile başlayıp KJK aşamasına gelen kadın mücadelesinde önemli bariyerleri aştıklarını ve Ortadoğu kadınının umudu olma niteliği taşıdıklarını söyleyen Ronahî, “Ortadoğu’da DAİŞ’in kadına yaptığı, dayattığı tüm insanlık dışı yaklaşımlar, Ortadoğu’da radikal özgürlük çıkışının yapılmasını tetiklemiştir. Gelişmeler, Ortadoğu’daki tüm kadınlarla ortak örgütlenmelere gitmeyi ve ortak savunma geliştirmeyi zorunlu kılıyor” diye belirtti.
‘PKK demokratik konfederal aşamaya geldi’
Ronahî, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gelinen aşamada PKK önemli bir toplumsallık yaratmıştır. Nasıl ki Zagros ve Toros eteklerinde insanlık tarihinin en büyük devrimi olan neolitik köy devrimi yaşanmışsa günümüzde benzerini geliştirmede de PKK önemli bir rol oynamıştır. Ulus devletin iktidarlı, sınıflı toplum uygarlığını aşmıştır. Ortadoğu halkları için demokratik, ekolojik, kadın özgürlüğünü esas alan çok güçlü bir paradigmaya sahiptir. Demokratik ulus ve özgür yaşamı inşa etme aşamasındadır. Tüm hiyerarşik yapılarda kopuşu hedeflerken en temel kopuş zihniyet alanında yaşanmıştır. PKK’nin üçüncü doğuşu, kapitalist modernitenin zihniyet yapısından kopuşla başlar.”
PKK’nin bugünkü aşamaya gelmesinde kadının öncülük boyutunda rolünün çok önemli olduğunu, aynı zamanda hareketin kendi örgütlenmesinde ve sisteminde demokratik konfederal bir aşamaya geldiğini vurgulayan Ronahî, PKK’ye paralel PAJK, KCK’ye paralel KJK, HPG’ye paralel YJA STAR’ın geliştiğini söyledi. PKK’nin ilk günden günümüze kadar kadın özgürlüğünü sosyalizmin temel ve esas bir ilkesi olarak ele aldığını, burada temel sosyalistin demokratik cins özgürlükçü temel farkının açığa çıkartıldığını belirten Ronahî, son olarak şunları kaydetti: “Eşbaşkanlık sistemini geliştiren Önderliğimiz mutlaka kurumsallaştırmasını öngörmektedir. Eşbaşkanlık Kürdistan’da toplumsal özgürlük mücadelesiyle paralel gelişen kadın özgürlük mücadelesinin kazanımlarının demokratik siyasal kurumsallaşmasıdır. Kadın ve erkeğin özgür ortak iradesini açığa çıkarma, sorumluluk ve yetkiyi eşit düzeyde kullanma açısından önemlidir. En önemlisi de geliştirmek istediğimiz demokratik ulus ve özgür yaşamı inşada, sistemimizi toplumsallaştırmada demokratik bir hamledir. Kölelikli, egemenlikli yönleri aşmada kurumsal ve sistemsel temsiliyet alanıdır. Bu gerçeklik, PKK’nin ve PAJK’ın geldiği aşamayı ve evrensel hedeflerini de ortaya koymaktadır.”
PKK yeni bir nesil yaratıyor
PKK hareketinin kuruluşunun 36’ncı yıldönümünü özgürlük dağlarındaki yeni gerillalar değerlendirdi. Gerillalar, dağlara gelmelerindeki amaçlarının özgür dil ve özgür kimliklerine kavuşmak olduğunu, bunun için de mücadele ettiklerini ifade ettiler.
YJA-Star gerillaları, davaları için sonuna kadar mücadele edeceklerini, kendi kimlikleri, Önderleri, özgürlükleri için PKK’ye katıldıklarını söylediler. YJA-Star gerillaları, özgürlük dağlarında olmaktan büyük bir memnuniyet duyduklarını, Kürdistan özgürleşene kadar kanlarının son damlasına kadar mücadelelerine devam edeceklerini belirttiler.
‘PKK bütün hakları temsil ediyor’
YJA-Star komutanlarından Avîn Arjîn Merîvan, PKK’yi “insanlığın yeniden doğuşu, toplumun yeniden yaratılışı, bir halkı yeniden yaşama bağlama ve bir halka yeniden yaşam güvencesi verme” olarak tanımladı. Merîvan, PKK’nin kurulduğundan beri Kürt halkı üzerinde büyük bir değişim dönüşüm etkisi yarattığını ve halkın güvenini, kendi kendini yönetme iradesini sağladığını dile getirdi. Merîvan, devamla şunları kaydetti: “PKK hareketi, bugün hem gerilla saflarında hem toplum içinde büyük bir etkiye sahip. Bunun birçok nedeni var. PKK sadece Kürtlere dayalı değil, Kürdistan’da yaşayan bütün toplulukları kapsıyor. PKK, bütün halkları temsil eden bir parti haline gelmiş bir konumda. Bugün Ortadoğu’da halkların partisi, örgütü haline gelmiştir. İnsanlık açısından büyük bir partidir PKK.”
‘PKK, bir şehitler partisidir’
PKK’nin bir şehitler partisi olduğuna vurgu yapan Merîvan, şehitlerin kanıyla, emeğiyle, verilmiş bedellerle bugünlere gelindiğini söyledi. PKK’nin özgür yaşama gözlerini açma, özgür yaşamı birlikte yaşama, topluma yayma ve toplumu büyük bir kararlılığa götürme iradesi ve gücü olduğunu söyleyen Merîvan, Önderlik ve Önderlik felsefesiyle PKK’nin insanı yarattığını dile getirdi.
‘PKK, onurlu bir kişilik sahibidir’
PKK’nin aynı zamanda bir insanlık ve değer partisi olduğunu ifade eden Merîvan, son olarak şunları dile getirdi: “PKK, insanı insan yapan, onurluca savaştıran, onurlu bir kişilik sahibi olması için bütün çabayı veren, emeğini sarf eden bir partidir. İnsanları kaba olarak eline silahı verip savaştıran bir parti değildir. Onurluca yaşamayı, onurluca savaşmayı, onurluca şehadete gitmeyi öğretiyor PKK. Onursuz bir yaşam veya kişilik yaratmıyor. Onurlu bir insanı yaratmayı öğretiyor.”
‘Amacımız Önderliğimizin özgürlüğüdür’
“PKK, benim için bir özgürlük partisidir” diyen ve ablası ile birlikte dağlara gelen YJA-Star gerillalarından Madora Ararat ise, PKK’nin 36 yıldır halkların, kadınların özgürlüğü için mücadele verdiğini söyledi. Amaçlarının başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu dile getiren Ararat, sonuna kadar savaşacaklarını ve mevzileri hiçbir zaman terk etmeyeceklerini belirtti.
Kürt halkına yıllardır baskı uygulandığını, katliamlarla yüz yüze gelindiğini, binlerce faili meçhulün olduğunu ve bu durumlara daha fazla göz yumamadığını belirten Ararat, PKK’ye katıldıktan sonra kendisinde gerçekleşen değişimleri ise şöyle anlattı: “Yıllardır baskı ve şiddet görüyoruz. Bu baskı ve şiddete dur demek ve Kürtleri bu seviyeye getiren Önder Apo’nun özgürlüğü, özgür dil ve özgür kimliğe kavuşmak için gerilla saflarına geldim. Burada özgürlüğe bir tutku söz konusu. PKK insana büyük güç veriyor. Bütün kadınları özgürlük saflarına çağırıyorum. Gün gün, adım adım güçlendiğimi fark ediyorum. Bunu PKK içerisinde bulduğum yaşama ve anlama borçluyum. Bu anlamlı yaşam içerisinde yerimi daha erken almalıydım.”
Sistem kadınları köleleştiriyor
Kendileri için tarihi bir gün olan 27 Kasım’ın derin anlamlar ifade ettiğini, PKK deyince aklına gerçek bir yaşam geldiğini dile getiren YJA-Star gerillası Nûjîn Dêrîk ise sistemde yaşadıkları yaşamın doğru bir yaşam olmadığını söyledi. Dêrîk, PKK dışında hiçbir örgütün kadına bu kadar değer vermediğini, kadın iradesine bu kadar önem veren başka bir hareketin olmadığını belirtti. PKK’nin amaçlarından birinin de kadın özgürlüğü olduğuna vurgu yapan Dêrîk kadınları örgütlenmeye ve özgürlük alanlarına akın etmeye çağırdı. YARIN: PKK’deki kadının mücadelesini KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sozdar Avesta değerlendiriyor.
DİCLE ARYA-ÖZGÜR DEVRİM/ANF/BEHDÎNAN