PKK'nin resmi kuruluşu üzerinden 37 yıl geçti. Ancak Önder Apo'nun düşünesinde oluşması ve ilk grup aşaması açısından ise 43 yıl geçmiş bulunmaktadır. PKK kuruluşundan bugüne her gün büyümüş ve manasını derinleştirmiştir. PKK'yi her özelliğinden önce bir mana olarak görmek gerekir; hem de dinlerde görülebilecek bir mana derinliğine sahiptir. Hatta insanlık tarihindeki bütün dinlerin, felsefelerin, inançlar ve kültürlerin manalarını içselleştirdiği için belki de PKK'ye manaların manası da denilebilir. Yıkılmaz gücünü de, çekiciliğini de buradan almaktadır. PKK'ye katılanların gözlerinin ışıldaması bundan ileri gelmektedir.
PKK hakkında çok şey yazılmış ve çizilmiştir. PKK'nin örgüt ve mücadele karakteri öne çıkmıştır. Dünyada herkes PKK'de bir farklılığın olduğunu anlamış ve görmüştür. PKK'de bir sır var, ama bu nedir diye soru soranlar çok olmuştur. Bu tabii ki PKK'yi çekici ve merak konusu haline getirmiştir. Kuşkusuz bu sırrı çözemediğinde PKK bir muamma olarak kaldığında bazıları için ise hem ürküntülü bir merak ya da bir uzak durma durumu ortaya çıkarmıştır.
Yunus Emre “Bir ben vardır benden içerü” demiştir. Bu tanımlama tam da PKK gerçeğini ifade etmektedir. Bir PKK vardır PKK'den içerü! Bu PKK anlaşılmadığında hayal kırıklıkları oluşmaktadır. En büyük hayal kırıklığını 37 yıldır Türk devleti yaşamaktadır. Bugün yenilir, yarın yenilir dedikçe sürekli hayal kırıklığı yaşamaktadır. Çünkü PKK'den içeri olan PKK'yi anlamamıştır. Mana yoğunluğu olan PKK'yi anlamamıştır. Sadece gözüyle gördüğü PKK ile savaştığından sonunda mana yoğunluğu olan PKK karşısında her defasında kaybetmiştir.
PKK topluluğu, partisi, örgütü esas olarak bir manadır. Hangi aile, hangi aşiret, hangi tarikat, hangi sosyal topluluk ya da hangi inanç topluluğu PKK kadar bir mana ve ruh haline gelebilmiştir? Herhalde her örgütün ya da toplumun bir tüzüğü vardır, yazılı ya da sözlü. PKK'de yaşama yön veren yazılı ya da sözlü tüzük olmamıştır. Ne bir tüzük hareketi olarak ortaya çıkmış, ne de tüzük hareketi olarak gelişmiştir. Sonraları bazı tüzükler yazılsa da PKK'de işleyişi ve yaşamı bu tüzüğe göre yürümemiştir. Önder Apo ilk önce kendisini bir anlam kişiliği haline getirmiş, ondan sonra bu anlamı toplumsallaştırmıştır. Daha doğrusu kendisinde oluşturduğu toplumsal anlamı arkadaşları ve tüm toplumla paylaşmış ve yaşamın her anında bu anlamı derinleştirerek hem kendisini, hem örgütünü, hem de halkını mana yoğunluğu haline getirmiştir.
Bazen PKK'deki ilişki yoğunluğunu ve anlamını ifade etmek için “PKK bir aile gibidir” denir. Aslında bu PKK'yi ifade etmede çok çok yetersiz bir kavramdır. PKK, dinlerin ilk oluşumundaki sahabe, havari, müminler, inanç kardeşleri gibi bir mana ifade eden toplumsallıklarla karşılaştırılabilir. Ancak mücadelesinin zorluğu, yoğunluğu, amaç büyüklüğü, mana yoğunluğu dışında yaşam bulmasının imkansızlığı nedeniyle PKK'deki mana yoğunluğu sürekli kapsamlılaşmış ve derinleşmiştir. Öyle ki Önder Apo zaman zaman “Ben de PKK'li olmaya çalışıyorum” demiştir. Hiçbir PKK'li yanılgıya kapılmasın, PKK manasına ulaştığını sanmasın diye “PKK şehitler partisidir; gerçek PKK’liler de şehitlerdir” demiştir. Bunu derken sadece onlar en iyi mücadele verdi, en iyi başarıları onlar elde etti, PKK'yi en iyi onlar temsil etti anlamında söylemiyor. Kuşkusuz bunları da içeriyor; ancak Önder Apo hem şehidin kendisi mana haline geldiği için böyle söylüyor; hem de PKK'deki mananın derinliğini, kapsamını ve sürekli ulaşılması gereken bir mana yoğunluğu olduğunu belirtmek için PKK'yi böyle tanımlıyor.
Aslında bu karakterini en iyi halk hissediyor. Bu nedenle PKK'ye kutsallık atfediyor. Bu nedenle PKK halkın en büyük moral gücü oluyor. Hem PKK'nin moral gücünü hissediyor, hem de bundan biraz nasiplendiği için, nasiplendirildiği için Önder Apo ve PKK'ye minnet duyuyor. Bir PKK kadrosunun, kendisine PKK’liyim diyen birisinin bir yanlışı olduğunda onu PKK ile bağdaştırmıyor, PKK'ye ait görmüyor. Çünkü mana, somut kişiliklerin yaptıklarından ayrı görülür.
Kürt Halk Önderi PKK'yi çağdaş İbrahimi hareket olarak değerlendirdi. Kuşkusuz burada bir peygamberle karşılaştırma ya da bir din olarak ifade etme maksadı yoktur. Sadece mana yanını anlatmak, insanlık için bir kurtuluş hareketi olduğunu ortaya koymak için bunu söylemiştir. Gerçekten de Kürt gerçeği gibi bitirilmiş bir toplumda, yine kapitalizm gibi toplumsallığın başına bela olmuş bir sistem karşısında insanlara bir kurtuluş yolu göstermek ancak böyle mana yüklü ve insanlık hakikatinin bütün değerlerini yüklenmiş bir topluluk, bir mana yoğunluğuyla olabilirdi.
Önder Apo'nun bir yoldaşlık tanımı vardır. Bu da iki kişide somutlaşmış hakikat olarak tanımlanır. İki yoldaş tüm insanlık ilişki ve dengelerini hem kendilerinde somutlaştıracaklar hem de bu ilişki ve değerlerin tüm insanlığın ilişki ve değerleri olması için mücadele edeceklerdir. Aslında bu tür ilişki biçimi dinlerde ve inançlarda da vardır. Örneğin Alevilerdeki musahiplik kavramı böyledir. PKK'deki yoldaşlık ilişkisi, bilinen iki örgüt üyesi arasındaki ilişki gibi değildir. PKK’li olmak, amiyane deyimle bir kazanda kaynamaktır.
PKK 37 yıldır bir amaca ulaşmak için insanların kendilerini içinde erittiği ve birbirine aktardığı bir toplum ve mana ortaya çıkarmıştır. Bu tabii ki bir iman yaratmaktadır. Bu mana ve iman öyle bir güç oluşturmuştur ki, tüm PKK’liler yok edilse bile yine var olacak ve hükmünü icra edecektir. Çünkü mutlaka bir kişi bu mana ile dolacak ve bunu topluma taşıyacaktır. Bu mana mutlaka kendini çok boyutlu güç haline getirecektir ve toplumsal yaşamın kendisinde somutlaşacaktır.
Kuşkusuz PKK'nin böyle bir mana yoğunluğu haline gelmesinde dinler, inançlar, hakikatler coğrafyasından çıkmasının payı büyüktür. Zaten Önder Apo PKK'yi yarı inanç ve iman yüklü Doğulu özelliği olan bir hareket; yarı da bilimsel düşünen Batılı bir hareket olarak tanımlamıştır. Tabii ki doğunun da ilmi-bilimi vardır. Zaten Batı ilmi-bilimi Doğu ilmi üzerinden şekillenmiştir. Doğunun ilmi olmadan Batının bilimi olamazdı. Dolayısıyla Önder Apo bu belirlemeyi de sadece PKK gerçeğinin karakterini ortaya koymak için söylemiştir.
Önder Apo toplumu ve insanı metafizik bir oluşum olarak görür. Toplumu ve insanı maddiyatçı ve materyalist bir yaklaşımla tanımlamanın mümkün olmadığını söyler. Zaten Önder Apo'nun felsefesinde madde ruhu ayırımı yoktur. Bu nedenle insanı yeni bir yaklaşımla ele almak gerektiğini vurgular.
PKK gücünü sadece tüzük, program, örgüt ve imkandan alan bir hareket, bir toplum olmamıştır. Eğer büyük ve önemli hedefler bir mana yüklü hale gelmemişse, orada başarılar geçicidir. PKK ise her gün yenilmezliği kendisi yaratan bir harekettir. Çünkü PKK her ürettiğini manalaştırmaktadır. Hiçbir kazanımını maddi olarak ele almamaktadır. Mana haline gelmeyen hiçbir şeyi kazanma olarak görmemektedir. Her PKK’li kazanımları bir mana olarak içselleştirmek durumundadır. Çünkü PKK kazanımları bu hale getirmektedir. Kadrosu da kazanımları bu biçimde içselleştirdiğinde gerçek PKK’li olmaktadır. PKK’nin gücü de bundan ileri gelmektedir.
Önder Apo zindanda da her türlü etkisini göstermektedir. Hatta ben mezara da girsem rolümü oynarım demektedir. Çünkü PKK'deki tüm mana yoğunluğu bu Önderlikte yoğunlaşmış, bu Önderlik de bu mana yoğunluğunu kadrolarına, halka ve dostlarına yansıtmaktadır. Mananın yayılmasını ve etkilemesini hiçbir duvar, hiçbir silah engelleyemez. Nitekim Önder Apo'nun toplum üzerindeki etkisini hiçbir duvar ve tecrit engelleyememektedir. Önder Apo net bir mana gücü, tarz, üslup, yöntem haline gelmiştir. Aslında toplum Önder Apo'nun her konudaki ölçüsünü toplumsal hafıza ile bilmektedir. Aynı şey PKK için de geçerlidir. Nitekim halk “PKK Halktır, Halk Burada” diyerek halkın da PKK’lileştiğini söylemektedir. Çünkü PKK'nin değerleri sadece kadrolara ait değildir, sadece Kürtlere de ait değildir; tüm insanlığa aittir. Bu açıdan halk içindeki PKK'yi söküp atmak mümkün olmadığı gibi, artık insanlık içinden de söküp atmak mümkün değildir.
Somut görünen PKK'den ayrı manevi, moral güç, mana gücü olan bir PKK vardır. Bu; ideolojidir, felsefedir, paradigmadır, kültürdür, toplumsal ilişkiler bütünüdür. İşte yenilmeyen ve yenilmeyecek PKK budur. Bu PKK gerçeğinden daha güçlü mana yüklü başka bir güç ortaya çıkmadan PKK hükmünü icra edecektir ve hiç kimse engelleyemeyecektir.
PKK'nin kadın özgürlüğü de bu mana gücünün önemli bir boyutudur. Zaten sırrı hakikat, doğru yaşamın anlamı, özgür kadına dayalı toplumsal yaşamdır. Bu açıdan PKK yaşamın da, insanlığın da, toplumun da, bireyin de, kadının da, erkeğin de sırrını çözmüştür. Sırrı hakikate varmıştır. Önder Apo hakikatin peşinde koşan peygamberlerin, bilgelerin, dervişlerin, evliyaların, bilim insanlarının, felsefe ve düşünce önderlerinin iyi bir takipçisi ve öğrencisi olarak bu sırrı hakikate varmış ve bunlarla güçlenmiş, bunlarla toplumu güçlendirmiş, Ortadoğu'yu bu temelde güçlendirecek, Ortadoğu'yu yeniden insanlığın beşiği haline getirecek hamleyi başlatmıştır. Önder Apo bunu savunmasında “Kürt teşî’si dönecek ve insanlığı demokratik uygarlık çağına ulaştıracaktır” biçiminde ifade etmiştir.
Kürt teşî’si dönüyor. Önder Apo ve PKK'nin mana yoğunluğu dönüyor, dönüyor tüm insanlığı mayalıyor. Tüm insanlığı bu manada yıkayıp kirini de pasını da arındırıp üryan hale getiriyor. Önder Apo'nun ve PKK'nin manası da amacı da budur.