AKP’nin Rojava ve Kürt düşmanlığı, yeni hükümet tartışmalarını gölgede bıraktı. 

Uzatmalı hükümet bir yandan gayri meşru icraatlarını sürdürüyor, kadrolaşmaya tam gaz devam ediyor öte yandan dış siyasetini hiçbir şey olmamış gibi sürdürüyor.

Dış siyaset dediğimize bakmayın! 

Türk devletinin tek bir dış siyaseti var: Kürt düşmanlığı!

Nerede Kürtler yükselişteyse hemen karşısına dikiliyorlar.

Geçmişte "Kuzey Irak’ta bir Kürt oluşumuna asla izin vermeyiz" diyen zihniyet şimdi de kuzey Suriye yani Rojava için aynı nakaratı tekrarlıyor...

Sanki her şey onların elindeymiş gibi...  

Hala önemli bir aktörlermiş gibi...

Ortadoğu siyaseti çökmemiş de tıkır tıkır işliyormuş gibi...

Ahkam kesiyorlar. 

Türk devleti uluslararası bağlantılarını, batıyla olan ilişkilerini ve bölgedeki dostlarını bir bir kaybetme pahasına Kürt düşmanı siyasetinden bir adım geri atmıyor. 

Türk devleti, Kürt karşıtı/düşmanı politikasıyla bölgesel hatta uluslararası bir soruna dönüşmüş durumda. Kabağın yakında Türkiye’nin başına patlama olasılığı çok yüksek...

Çünkü dışarıda yalnızlaşan AKP iktidarı içte de toplumun yüzde 60’ını kendisine düşmanlaştırmış durumda. 

Türkiye her an patlayabilir. 

Türkiye toplumu 7 Haziran’da artık eskisi gibi yönetilmek istemediğini gösterdi. Bu tabloyu görmezden gelen siyasi partiler, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını ıskalıyorlar. 

İşte Erdoğan’ın "ne pahasına olursa olsun" dediği şeyin ülkeyi felakete sürüklemek olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yok. 

Türkiye bir yol ayırımında; ya yeni bir Türkiye oluşacak ya da Türkiye’de yeni bir altüst oluş süreci başlayacak!

Ya yeni Meclis Cumhuriyetin kuruluş sürecinde olduğu gibi "kurucu meclis" rolünü oynayacak ya da bir "savaş hükümeti" kurulacak ve bu hükümet Türkiye’yi Suriyeleştirecek!

Hal bu iken, Türk siyaseti içler acısı bir durumda. 

"Eski Türkiye" siyaseti kaybetti yeni Türkiye ise siyasetçilerin gündeminde yok. 

Türkiye’nin çıkmazı bu. 

Sonuç olarak devlet krizde... 

Yapılan açıklamalardan şunu anlıyoruz: Türkiye’nin yeniden kuruluş sürecine en hazırlıklı parti PKK!

Türk sömürgeciliğini düstur edinen partiler iktidarları için eski Türkiye’yi sürdürme arayışındayken PKK, yeni Türkiye’nin programını sunuyor. 

Özgür, demokratik bir Türkiye’ye odaklanıyor.

Kürtlerin, kadınların, Alevilerin içerisinde "gerçek anlamda" yer aldığı bir Türkiye... Farklı inanç ve etnik yapıların haklarının anayasal güvenceye kavuşturulduğu bir Türkiye...

Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün olduğu bir Türkiye...

PKK, Türkiye’nin demokrasi, eşitlik ve özgürlük standartlarının yükseltilmesini talep ediyor, hatta dayatıyor. 

Yeni Türkiye’nin ne reformlarla ne de restorasyonla oluşmayacağını söylüyor. 

PKK’ye göre Türkiye’nin kurtuluşu "yeniden kuruluş" ile mümkün...

PKK, Türk devletine krizden çıkışın yolunu gösteriyor. Aksi durumda ise Ortadoğu bataklığına saplanan Türkiye’nin bir iç savaşa sürüklenme olasılığına dikkat çekiyor. 

Ancak AKP, dış desteklerini ve içeride halk desteğini kaybettiğinin hala ayırdında değil. 

Hükümeti devretmek istemiyor. İktidarı paylaşmayı aklının ucundan bile geçirmiyor. Muhalefette kalma olasılığını ise bitişi olarak görüyor. 

Bütün bunlar AKP iktidarının Rojava düşmanı siyasetinin siyasal sonuçları...

Olası bir Rojava müdahalesinin değişik biçimde söyleyecek olursak Rakka’yı kurtarma operasyonunun toplumsal, psikolojik, insan kaybı ve ekonomik sonuçları ise çok ağır olacaktır. 

"DAİŞ’in hamisi" böyle bir olasılığı göze alabilir mi?

Erdoğan göze almışa benziyor. 

Ancak PKK’nin de tutumu net. 

PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan, Türkiye’nin artık istediği gibi at koşturamayacağını net sözlerle ifade etti. 

"Türkiye Suriye’ye döner" dedi ve 6-8 Ekim’i hatırlattı. 

"Müdahale ederlerse biz de onlara müdahale ederiz" dedi.  

Buyurun bakalım!

Reste rest!

Türkiye’de başlayacak bir savaşın yalnızca Kürtlerin savaşı olmayacağını hatırlatmakta fayda var. Eğer AKP böyle bir maceraya atılırsa, karşısında yalnızca ayaklanmış Kürtleri değil, Türkiye toplumunun bütün dinamiklerini bulacaktır. Yani nasıl ki eski Türkiye, eski tarz siyaset bittiyse, eski tarz savaşı da beklememek gerekir.