PKK’nin 42. yıldönümü

Forum Haberleri —

27 Kasım 2020 Cuma - 21:00

  • Kürdistan tarihinde aralıksız kırk yıl sürmüş bir direniş yoktur. Türkiye dünyayı arkasına almasına rağmen istediği sonucu alamıyor. Kürt halkı direndiği ve birliğini sağladığı sürece Türk faşizmi daha fazla deşifre olacak ve kaybedecektir. 43. Yıl görüldüğü gibi büyük gelişmelere gebedir.

ZEKİ AKIL

 

PKK’nin kuruluşunun üzerinden kırk iki yıl geçti. Partinin düşüncesini oluşturan, ona ruh veren ve irade olmasını sağlayan Önder Apo’yu büyük bir minnet ve saygıyla selamlıyorum. Ayrıca PKK’nin söz ve iddia olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmesi için yaşamlarını feda eden ve tarihe girişini sağlayan Haki Karer, Mazlum Doğan, Kemal Pir, M. Hayri Durmuş ve Sakine Cansız şahsında şehitlerimizi sadakatle anıyoruz. Bu uzun ve zorlu yıllarda Kürdistan halkı ve dostları ağrı bedeller ödedi. Milyonlarca insanın emeği ve fedakarlığı hareketi yenilmez kıldı. Önder Apo’nun varlığı ve halkın militanlaşması Kürdistan tarihinde birçok ilke imzasını attı.

Kürt halkı gerçek anlamda bir soykırım politikası altındaydı. 1940’lara kadar fiziki imha ve göçlerle soykırım açıktan uygulandı. Sonrasında da Türkleştirme ve tarihten silme bir devlet projesi olarak sektirilmeden sürdürüldü. Ermeniler, Asuriler ve Rumlar nasıl ki, temizlenmişse aynısı Kürtlere de dayatılmıştı. Tek millet, tek devlet kurgusuna Türkiye sınırları içinde kalan halklar kurban edilecekti. Kürtler de 1960’lara kadar devlet tarafında her yönüyle denetime alınmış ve halk olmaktan çıkarılma noktasına getirilmişti. Afrika dahil bütün dünyada ulusal kurtuluş hareketleri yükselmiş ve klasik sömürgecilik büyük oranda aşılmıştı. Ama Kürdistan’da deyim yerindeyse bir yaprak dahi yerinden kımıldamıyordu. Kürtlerin baş aşağı gidişi sürüyordu. Önder Apo’nun çıkışı ve PKK’nin kuruluşu bu tarihi gidişe bir müdahale oldu.

Kürdistan’da ilk defa bir önderlik ideolojik ve teorik olarak dünyayı analiz ediyor ve çağdaş bir program ve strateji oluşturuyordu. Bunu yaşama geçirecek kadroları hazırlamaya ve örgütlenmeye girişiyordu. Bir avuç aydın genci önderlik etrafında toplayarak, eğiterek Kürdistan’da çalışmaları başlattı. Bu kadrolar beyinlerini ve yüreklerini ortaya koyarak yola çıktılar. Arkalarında hiçbir maddi olanak, herhangi bir güç ve destek yoktu. Savaş ve mücadele deneyimleri de yoktu.

1977 Mayıs’ında Haki Karer Antep’te katledildi. Grubun kafasına silah dayatılmıştı. Devlet kan dökmeye başlamıştı. Bu koşullarda yola devam etmek hiç de kolay değildi. Ancak önder Apo Haki’nin anısına partileşerek, mücadeleyi yükselterek cevap olmaya karar verdi. Kürdistan’da sömürgeciliğin bütün komplolarına, provokasyon ve zorbalığına karşı geri çekilme ve sinme değil hep devrimci bir yöntemle karşılık vermeyi esas aldı. 12 Eylül’ün toplumu dozer gibi ezip geçtiği yıllarda Diyarbakır zindanında Kemaller, Mazlum ve Hayriler PKK’nin tasfiye edilemeyeceğini en zor ölümü seçerek ortaya koydular. Bütün saldırı dalgalarına ve en ağır koşullarda devrime bağlılık esas alındı ve bu PKK’de bir kültüre ve çizgiye dönüştü.

Sol örgütler ve Kürt grupları süreç içinde etkisizleştirildiler, tasfiyeye uğradılar. Ancak Önder Apo yurtdışına çıkışı örgütlenme ve ülkeye dönüş ekseninde değerlendirdi. Kadroları derleyip toparlayarak, eğiterek, hazırlayarak yönlerini ülkeye çevirdi. Ülkeye dönenler dağları tuttular. Bütün yetmezliklere, karşı faaliyetlere ve tasfiye girişimlerine rağmen hareket ayakta kaldı ve 1990’lara geldiğinde Kürdistan serhildanlarla taçlandı. Birkaç kadroyla başlayan ve faşist darbenin elinden kurtulanlarla başlayan gerilla savaşı Kürdistan halkını sarmalamış ve serhildanlar başlamıştı. Kürdistan devrimi etkili olmaya başladığında Sovyetler çökmeye başladı. Dünyada sosyalizm güç ve itibar kaybetti. Birçok parti tasfiye oldu. Buna rağmen PKK ayakta kaldı ve mücadelesini sürdürdü.

1998’e gelindiğinde Ortadoğu’daki çelişki ve krizlerden PKK daha fazla yararlanmaya başladı. Bu defa ABD’nin bölgeye kapsamlı müdahalesi gündeme geldi. Devrimin önünü kesmek ve Kürtleri sınırlandırmak ve işbirlikçi çizginin önünü açmak için Önderliği hedeflediler. Sonunda Avrupa’yı da dahil ederek İmralı adasını hazırladılar. Önderliği İmralı’ya kapatmalarına rağmen onu durduramadılar. Önderlik düşünsel alanda derinleşme sağladı ve yeni paradigmayı oluşturdu. Bütün karşı saldırılara rağmen hareket giderek güçlendi ve kitle tabanı genişledi. Kürt halkı daha fazla bilinçlendi ve harekete geçti. Toplumda en alta itilmiş kadınlar toplumsal alanda görünür oldular. Birçok alanda öncülük yapar düzeye ulaştılar.

Arap halklarının despotik rejimlerine karşı başkaldırılarıyla Ortadoğu’da yeni bir süreç başladı. DAİŞ belası ortaya çıktı. Bu ağır kriz ortamında yine Önder Apo’nun yol göstericiliğinde DAİŞ’e karşı PKK ve Kürt halkı büyük bir savaş yürüttü. Şengal katliamı gibi büyük trajediler yaşandı. Bu bedellere karşı Rojava devrimi ortaya çıktı. Kürtler dünyada daha tanınır ve bilinir oldular. Buna karşı Türkiye saldırılarını artırmaya başladı. Bu dünyada Kürtler olmamalıydı, kazanımları ve statüleri ortadan kaldırılmalıydı.

Türkiye NATO üyesi olmasını sonuna kadar kötüye kullandı. ABD ve Avrupa ülkeleri, NATO da başından beri Kürtlere karşı ırkçı ve inkarcı devleti destekledi. PKK’yi terörist ilan ettiler. Türk faşizmi de bunu Kürtlere karşı kullanmaya devam ediyor. Türkiye sınırları içinde Kürtlere nefes aldırılmıyor. Türk işgalcileri Şengal’e ve Güney Kürdistan saldırıyor. Elindeki büyük NATO ordusuna rağmen Kürt halkını teslim alamıyor. Bunun için KDP’yi de yanına alarak, Kürtleri birbirine kırdırarak sonuca gitmeye çalışıyor. ABD bu plana Irak’ı da dahil ederek PKK’yi Güney’den çıkarmaya ve Türkiye’yi rahatlamaya çalışıyor. “Türkiye size sorun çıkarmamı istemiyorsanız PKK’yi etkisizleştirin, tek başıma bunu yapamıyorum’’ diyor. Bunun için her tavizi vermeye ve oyunu oynamaya hazırdır.

Kürdistan tarihinde aralıksız kırk yıl sürmüş bir direniş yoktur. Türkiye dünyayı arkasına almasına rağmen istediği sonucu alamıyor. Kürt halkı direndiği ve birliğini sağladığı sürece Türk faşizmi daha fazla deşifre olacak ve kaybedecektir. 43. Yıl görüldüğü gibi büyük gelişmelere gebedir. Direniş de bu büyüklüğe göre olmak zorundadır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.