
Gazeteci Faruk Balıkçı’ya konuşan Bayık, AKP’nin “diyalogla süreci uzatıp basit hesaplara oynadığını” söyleyerek savaşı isteyenin kendileri değil, AKP olduğuna işaret etti.
Geliştirilen sürecin Güney Afrika’da barış müzakerelerine başlamadan önceki süreci andırdığına işaret eden Bayık, “Güney Afrika’da barış görüşmeleri çıkmaza girmişti. Öyle bir noktaya gelmişti ya kapsamlı müzakere ya da iç savaş gelişecekti. Mandela ve örgütü müzakereler yönünde çaba gösterdi. Rejim de bunu kabul etti. O çıkmaz, müzakereye dönüştü. Aksi takdirde korkunç bir savaşa gidecekti. Türkiye’de yaşanan da buna benziyor” dedi.
Diyalogla yapılacaklar bitti
Diyalog sürecinin uzun bir süre devam ettiğini, artık diyalogla yapılacak bir şeyin kalmadığını; konuşulacak her şeyin konuşulduğunu hatırlatan Bayık, “Daha da diyalogu sürdürmek gevezelik olacaktı. 1 Haziran’da müzakereye geçilmesi gerekiyordu. Karşı tarafın heyeti de bunu böyle kabul etmişti. Ama 1 Haziran’a geldiğinde AKP ayak sürümeye başladı. Müzakereye geçmedi. Hiçbir uyarımızı dikkate almadılar. Gelinen aşamada süreç bitmiştir. Bu süreci bitiren AKP’nin kendisi oldu” dedi.
Savaşı Rojava’ya kaydırdı
AKP’nin hiçbir zaman Kürt sorununun siyasal ve demokratik çözümünü benimsemediğini; eğer amacında Kürt sorununu çözmek olsaydı PKK olarak gerekli zeminleri fazlasıyla oluşturduklarını vurgulayan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, şöyle devam etti: “Biz gerillayı mevzilerinden geri çekerken, AKP savaş hazırlıklarını yürüttü. Biz savaşı durdurduk; AKP ise savaşın yönünü değiştirdi. Eskiden Kuzey’de savaşırken, şimdi de savaşın yönünü Rojava Kürdistan’ı dediğimiz Kürdistan’a çevirdiler. El Nusra ve Irak İslam Şam Devleti örgütüne her türlü desteği vererek bu örgütleri Kürt halkına karşı savaştırdı. Rojava’da savaşı yürüten AKP’nin kendisidir. Biz savaşı durdurduk, AKP savaşı sürdürdü.”
Eşit koşullar sağlanmalı
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, İmralı’ya giden BDP heyetine dönük müdahalelere de tepki göstererek, sürecin devamı için eşit koşulların oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Cemil Bayık, şunları hatırlattı: “Önder Apo’ya karşı tutumlarından en ufak bir değişiklik olmadı. Mesela BDP heyeti üç kişiyle başladı, iki kişiye indi. Sürekli heyetler değiştirildi. Önce Ahmet Türk heyetten çıkartıldı. Sürekli heyette değişiklikler yapıldı. Sırrı Süreyya Önder heyetten çıkartıldı. Şimdi de Selahattin Demirtaş BDP Eşbaşkanı olarak heyetten çıkartıldı. Bunlar neden çıkartıldı? Bazı eleştiriler yaptıkları için. Dünyanın neresinde görülmüştür bir sorunu çözmek isteyenin karşı heyeti de kendileri oluşturmuş? Bu, yapılanları ciddiye almamaktır. Heyeti yok saymaktır. Hem kendi heyetini belirliyor hem karşı tarafın heyetini kendisi belirleyecek. Bu eşitliğe aykırıdır. Neden karşı tarafa doğru düzgün ne yapmak istedikleri ile ilgili bilgi vermiyorlar. Yol haritalarını ortaya koymuyorlar. Akil insanları kendileri oluşturdular. Kendilerinin oluşturduğu bu insanlar emek harcadılar. Rapor hazırladılar, raporlar sundular. Erdoğan rapor aldıktan sonra yol haritalarını açıklayacaklarını söyledi. Rapor aldı ama yol haritalarını açıklamadılar. Bütün bunlar neden yapılıyor. Çünkü sorunu çözme amaçları yok. Önder Apo’nun yanına giden heyeti değiştiriyorlar. Bir taraftan devlet bütün heyetiyle oturtup tartışıyor, diğer taraftan tek başına Önder Apo. Hiçbir eşit şart yok. Bu sorun çözülmek isteniyorsa eşit koşulların yaratılması gerekiyor. Ve üçüncü tarafın gözetiminde oluşturulmalı. Ne üçüncü tarafa izin veriliyor ne de Önder Apo’nun koşullarında bir değişiklik oluyor. Bir ağır mahkum muamelesiyle sorun güya çözülmek isteniyor. Bu saygısızlıktır. Kürtler onurludur. Kürtler onursuzluğu kabul etmez. Bu tutumlarından vazgeçmeleri gerekiyor. Vazgeçmezlerse müzakere sürecine geçilemez. Müzakere sürecine geçilmesi için; Önder Apo’nun şartları değiştirilmeli, yasalarda değişiklik yapılmalı ve üçüncü tarafın gözetiminde görüşmeler ve müzakerelerin yapılması gerekiyor.
Bunlar kabul edilirse o zaman süreç tekrar başlayabilir. Müzakereler tekrar geliştirilebilir. Eğer bunlar kabul edilmezse süreç AKP tarafından bitirilmiştir. Süreç devam ediyor gibi sözler seçim yatırımıdır, propaganda amaçlıdır.”
PKK savaş istiyor propagandası
AKP ve çevresindekilerin, tamamen savaş merkezlerinin geliştirdiği “PKK tekrar savaşa sarılmak istiyor” şeklinde propaganda yaptığının altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, şöyle izah etti: “Biz eğer savaşı sürdürmek isteseydik tek taraflı ateşkes ilan etmezdik. Savaşı durdurmazdık. Esirleri tek taraflı bırakmazdık. Gerillanın tek taraflı Kuzey’den Güney’e geçmesini başlatmazdık. Newroz’da Önder Apo tarihi açıklamayı milyonların şahitliğinde yapmazdı. Eğer biz savaşı sürdürmek isteseydik sürdürürdük. Kürt sorununun demokratik çözümüne inandığımız için bu adımları attık… Sorunu çözmek değil de nasıl çözümsüzlüğe götürebilirler, inisiyatifi nasıl ellerine alırlar gibi hesapları yaparak seçimlere gitmek istediler. AKP seçimlere gitmek isteyebilir, iktidarını sürdürmek isteyebilir ama bizim attığımız adımları kendi seçim malzemesine dönüştürmesine asla izin vermeyiz. AKP zaman kazansın diye biz bu adımları atmadık. AKP’nin Rojava’daki halkımıza yönelik savaşı sürdürmesi için bu adımları atmadık. Biz her şeyi yaptık kendi açımızdan. Yapmayan AKP oldu. Hem Rojava’da savaşı yürüttü. Önderliğin avukatları iki yıldan beridir görüşemiyor. Çetecileri güçlendiriyor. Barajlar yapıyor. Suriye sınırında duvarlar örüyor. Heyetlere yaklaşımı ortada. Tehdit ediyor. Kürtlere karşı irade kırma savaşıdır. Yıllar önce yıkılan duvarları AKP yeniden örüyor. Antep’te ve Nusaybin’de duvarları örerek Kürtleri bir birinden koparmaya çalışıyor. Çeteleri Kürtlere karşı savaştırarak mı sorun çözülür? Attığımız adımlar karşısında silahlar sussun diyen bir başbakanın içerde rehin tuttuğu binlerce siyasetçiyi bırakması gerekiyordu. Cezaevinde hasta tutsaklar var, öldükten sonra ailelerine teslim ediyor. Güven vermek için bu adımları atabilirdi. AKP’nin yaptıkları siyasetin önünü açmak değil savaş yürütmektir. Kürtler sadece iradelerine saygı istedi. Ama AKP savaş dışında hiçbir adım atmadı. Israrla demokratik siyasetin önünü kapatmaya çalışarak Kürtlerin iradelerini kırmak istedi.”
Öfke patlaması yaratabilir
Abdullah Öcalan’ın Newroz’da ilan ettiği sürecin arkasında olduklarını ve bunu uygulamak istediklerini kaydeden Bayık, ancak savaşın dayatılması durumunda kendisini savunacağını söyledi. Bayık, “PKK’yi ne ezebilirler ne de teslim alabilirler. PKK daha başında teslimiyet ve ihanete karşı dur demek için kurulmuştur. En zor şartlarda mücadelesini kazanmış bir harekettir. Artık hiç kimse PKK’siz ve Kürtlersiz siyaset yürütemez. O nedenle Kürtlere saygılı davranmaları gerekiyor. Kürtlere saygısızca yaklaşımları Kürtlerde bilinç ve öfke patlaması yaratabilir. PKK çözümü kendinde arayan ve yaratan bir harekettir…” dedi.
Eşitliğe dayalı demokratik bir çözüm ve bunun anayasal sabitlenmesini istediklerini, bunun da Kürtlerin doğal haklarının gaspından feragat olduğunu kaydeden Bayık, demokratik ulus yaklaşımlarının da bu çözüme olanak tanıdığını belirterek, “Çocuk yerine konulmayı hak etmiyoruz. Onur kırıcı bir yaklaşım gelişirse PKK’nin yapamayacağı şey yoktur. Bundan ötesi de teslim olmaktır” diye vurguladı.
Seçimler stratejik önemde
Mart ayında gerçekleşecek olan yerel seçimlerin hem Kürtler hem de AKP açısından stratejik önem taşıdığını kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, “Bundan sonraki seçimlerin kazanımları AKP için bu seçimde belli olacak. AKP sadece cumhurbaşkanlığı seçimleri için değil Kürdistan’da Kürtlerin oylarını alarak ‘Kürtler AKP’yi istiyor’ diyerek sömürgeciliği geliştirecek. Eğer Kürtler seçimleri kazanırsa sorunun çözümü kaçınılmaz olacak. Seçimleri kazanmak Kürtlerin varlığını doğru anlamaya götürecek. Kürtler açısından doğru anlamaya götürecek. Amed’de Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilk defa bir kadın aday gösterilecek. Bu Kürdistan’daki toplumun özgürleşme düzeyini ortaya koyacak. Bu aynı zamanda Türkiye toplumunu sorgulamaya götürecek. Artık çağımız özgür kadın çağıdır. Kim özgür kadını esas alırsa toplumu o geliştirecek. Kim özgür kadını esas almazsa başarılı olmasını beklemek yanlış olur. Kürt kadınını bu düzeyi demokratikleşmenin düzeyini ortaya koyacak” şeklinde konuştu.
Kimse Kürtleri kandıramaz
PKK en güçlü dönemini yaşıadığını; artık kimsenin Kürtleri kandıramayacağını belirterek, “Bugün Önder Apo, PKK ve Kürt siyasal hareketi bir bütündür kimse bunlara arasına nifak sokamaz. Parçalanmayı geliştiremez” dedikten sonra şunları söyledi: “Türk devleti/hükümeti gerçekten çözüme gelirse Önder Apo’nun şartlarını değiştirecekler, yasal değişiklikler yapacaklar ve üçüncü tarafından gözetiminde müzakerelerin yapılmasını kabul edecekler. Aksi taktirde süreç bitmiştir. Bize dayatılan savaştır. Ya da ezmeyi dayatıyorlar. Ne bu halk ne de bu hareket tasfiyeyi kabul etmeyecek. Sonuna kadar direnecek… Biz ne kendimizi ne halkımızı ne de Türkiye halklarını seçim oyunlarına kurban etmeyeceğiz. Ya onurlu bir müzakere ya da bir direnme olur. Bunun herkesin böyle bilmesi gerekir.”
ANF/BEHDİNAN