Planlı yıkımı durdurun!

Rojava için eylem
- Kuzey Kürdistan ve Türkiye'de Rojava için yapılan eylemlerde, Rojava'da uluslararası ve bölgesel güçlerin çıkar hesapları doğrultusunda şekillenen planlı bir yıkım sürecinin dayatıldığı belirtilerek, bunun durdurulması istendi.
Rojava'ya saldırılara karşı Kuzey Kürdistan ve Türkiye'deki yürüyüş ve protestolar da devam ediyor.
Sêrt’tin Misircê (Kurtalan) ilçesinde, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarına karşı yürüyüş gerçekleştirildi. DEM Parti İlçe Örgütü önünde başlayan yürüyüş, Misircê Belediyesi’ne kadar sürdü. “Xwedî derketina Rojava, xwedî derketina mîrovahiyê ye. Rojava vicdandır, özgürlüktür, direniştir. Teslim alınamaz” pankartının açıldığı yürüyüşte “Rojava Rojhilat e, Kurdistan yek welat e”, “Rojava rûmeta me ye” ve “Bijî berxwedana Rojava” sloganları atıldı. Yürüyüşten sonra konuşan DBP İlçe Eşbaşkanı Necmettin Özdemir, “Bu saldırılarda çocuk, kadın, yaşlı demeden siviller katledilmektedir. Sivilleri hedef alan bu saldırılar, Kürt halkının geleceğine kasteden açık bir düşmanlıktır” dedi.
KERBORAN
Protesto eylemlerinin devam ettiği Mêrdîn'de Demokratik Kurumlar Platformu'nun çağrısıyla Kerboran'da (Dargeçit) yüzlerce kişi yürüdü. Kent merkezinde bir araya gelen kitle, sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti. Kitle, Miradê Kîne Meydanı'na kadar yürüdü. Burada konuşan DEM Parti Milletvekili Saliha Aydeniz, Kürtlerin kendi birliğini kuracağını ve tüm saldırıları bertaraf edeceğini vurguladı. Kürtlerin Kobanê'de olduğu gibi saldırılara karşı tek vücut olduklarını belirten Saliha Aydeniz, şunları söyledi: "Bizler Rojava'yı, Rojava halkını asla yalnız bırakmayacağız. Ne İskender ne de Timur, Kürtleri özgürlüğünden edemedi. Bundan sonra da kimse edemeyecek."
AGIRÎ
Agirî’de DEM Parti ve DBP yöneticileri ve gençlerin de içerisinde yer aldığı bir grup, Cumhuriyet Caddesi’nde Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin duyarlılık için halka çağrı yaptı. Bu sırada polisler tarafından önleri kesilen gruba saldırıldı. Polisin saldırısı sonucu birçok kişi yaralanırken, esnaf ve halk da “Bijî Berxwedana Rojava” sloganlarıyla destek verdi. DEM Parti Agirî İl Eşbaşkanı Serhat Yılmaz Köroğlu ile birlikte yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Bu duruma tepki gösteren halk sloganlarla DEM Parti il binasına kadar yürüdü.
MÛŞ
Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde Tîl (Korkut) ilçesinde bir araya gelen kitle, saldırıları protesto etti. DEM Parti İlçe Örgütü önünde buluşan yurttaşlar, açıklamanın yapıldığı alana sloganlarla yürüdü. Burada konuşan DEM Parti Tîl İlçe Eşbaşkanı Mahmut Yüksel, Kürt halkının saldırılara karşı duracağını belirtti. DEM Parti Mûş Milletvekili Sümeyye Boz, Kobanê ve Rojava'nın diğer kentlerindeki ablukaya dikkat çekerek, “Kobanê, Rojava özgür olmadan Kürt halkı özgür olmayacaktır" dedi. Açıklama, "Bijî berxwedana Rojava" sloganıyla son buldu.
DENİZLİ
DEM Parti Denizli İl Örgütü de Merkezefendi ilçesi Esenetepe kapalı pazar yanında basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında "Rojava direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz" pankartı açıldı. Basın metnini DEM Parti Denizli Örgütleme Eşsözcüsü Esma Kaya okudu. Türkiye'nin cihadist grupların saldırılarıyla Kürtsüz bir Suriye hedeflediğini belirten Esma Kaya, "Suruç sınır kapısı açılarak insani yardım koridorunun oluşturulması için gereken tüm tedbirler alınmalıdır. Kobanê’ye yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Kobanê’deki kuşatma kaldırılarak Kürtlerin hakları garanti altına alınmalıdır" diye konuştu. Konuşmanın ardından kitle alanda bir süre oturma nöbeti yaptıktan sonra eylemlerini sonlandırdı.
İZMİR
İzmir'de de DEM Parti Foça İlçe Örgütü, Foça ilçesi Bağarası Pazar Yerinden Bağarası Mahalle meydanına kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüşte "Rojava, umuttur, direniştir", "Rojava'da kadın özgürlüğüne sahip çıkıyoruz" ve "Cihatçı HTŞ ve DAİŞ Türkiye içinde tehdit" dövizleri taşınırken, basın metnini parti üyesi Özgül Turunçoğlu okudu. Özgül Turunçoğlu, şunları dile getirdi: "Rojava'da yaşananlar yerel bir çatışmanın sonucu değil, uluslararası ve bölgesel güçlerin çıkar hesapları doğrultusunda şekillenen planlı bir yıkım sürecidir. Kürt halkının hedef alınmasının nedeni çok açıktır. Rojava'da ortaya çıkan irade emperyalist planlara boyun eğmeyen yönlendirilemeyen ve teslim alınamayan bir halk gerçekliğini temsil etmektedir. Rojava deneyimi, Ortadoğu'da savaşın, mezhepçiliğin ve erkek egemenliğinin kader olmadığını göstermiştir. Tam da bu nedenle Rojava sadece askeri değil, ideolojik olarak da hedef alınmaktadır." HABER MERKEZİ
* * *
Din alimlerinden İslam dünyasına tepki
Rojava'ya yönelik saldırılara tepki gösteren din alimleri, Türkiye’nin HTŞ adına Kürtlere “teslim olun” çağrısı yapmasına ve İslam dünyasının sessizliğine tepki gösterdi.
Ankara Din Alimleri Derneği (DİADER), dün basın toplantısı düzenledi. Demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşan DİADER üyesi Diyadin Fırat, Rojava'ya yönelik saldırıların soykırıma varacak düzeye ulaştığını belirterek katliam, şiddet ve saldırıları kınadıklarını ifade etti. Abluka altında olan Kobanê kentinde yaşananlara dikkat çeken Fırat, şunları söyledi: “Kobanê’de elektrik yok, su yok, gaz yok ve çocuklar soğuk nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye, HTŞ adına Kürtlere adeta ‘teslim olun’ çağrısı yaparak Rojava’daki soykırım girişiminin sorumluluğunu fiilen üstlenmekte ve bir insanlık suçuna ortak olmaktadır. Suriye’de İslam’ın adını kirleterek tekbir sesleri eşliğinde katliam yapan, kadınların ve erkeklerin bedenlerinden parçalar koparan DAİŞ zihniyeti, asla İslam’ı temsil edemez. Hz. Ali’nin ifadesiyle ‘tersten giydirilmiş bir din elbisesiyle’ silah kuşanılarak, ‘fetih’ adı altında katliam yapılırken, İslam dünyası ne yazık ki bu vahşeti sessizlikle izlemektedir."
Ayetlerle izah etti
Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyan Fırat, Hucurât Suresi’nin 9’uncu ayetinde yer alan ‘Eğer müminlerden iki topluluk birbiriyle savaşırsa, aralarını düzeltin’ emri gereği, kendisine Müslüman diyen herkesin sorumluluk almak zorunda olduğunu kaydetti. Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü: "Unutulmamalıdır ki İslam anlayışına göre bir insanı yaşatan bütün insanlığı yaşatmış olur; bir insanı öldüren ise bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Müslüman bir toplum ya da kişi, kendisi için istediğini kardeşi için istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş sayılmaz. Daha önce Enfal Suresi ve Fetih Suresi ile Kürtlere yönelik soykırım ve katliamlar meşrulaştırılmaya çalışılmış, bugün ise ‘Furkan Günleri’ adı altında adeta mızrakların ucuna Kur’an ayetleri takılarak Kürtlere yönelik yeni soykırım ve katliam girişimleri meşrulaştırılmak istenmektedir.”
Ortadoğu’da, Rojava’da yeni Enfal’lerin ve yeni kitlesel katliamların yaşanmasını istemediklerini belirten Fırat, şunları ekledi: “Vicdan sahibi olan herkesi; insanlık ve İslam adına, Rojava’da yaşayanların can ve mal güvenliği için DAİŞ zihniyetine karşı Kürt halkının yanında yer almaya ve bu saldırıların durdurulması için sorumluluk almaya çağırıyoruz. İnsani, vicdani ve ahlaki hassasiyet taşıyan başta siyasi partiler olmak üzere tüm kurum ve kuruluşları, devletleri; 2014 yılında Kobanê’de yaşatılan felaketin yeniden tekerrür etmemesi ve insani yardım için koridor açılması amacıyla derhal harekete geçmeye davet ediyoruz."
* * *
Uluslararası kuruluşlara çağrı
ÖHD, Rojava'ya dönük saldırıların durdurulması ve Rojava'nın hukuki ve siyasi statüsünün tanınması talebiyle 300'den fazla kuruluşa acil çağrıda bulundu.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), 300'den fazla uluslararası kuruluşa bir kez daha acil çağrıda bulundu. ÖHD'nin 23 Ocak'ta yaptığı ikinci acil çağrıda, uluslararası mekanizmaların Rojava'ya dönük saldırılar ve iç savaş koşullarına sessiz kalmasının dünyanın gözü önünde bir katliam yaşanmasına neden olacağı belirtildi. Çağrıda, saldırıların DAİŞ tutuklularının tutulduğu yerlerde gerçekleştirildiği, bu saldırılar sırasında birçok DAİŞ üyesinin kaçtığı yahut saldırıların DAİŞ tutukluların salıverilmesi tehlikesini doğurduğunun bölgedeki kaynakların tamamı tarafından aktarıldığı ifade edildi.
Çağrıda, saldırılar sonucu insanlığa karşı suçların işlendiğine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: "Saldırılar sebebiyle tüm dünyaya da yansıdığı üzere siviller öldürülmüş, yüzbinlerce insan göçe zorlanmış, demografik yapı değiştirilmiş, yargısız infazlar yapılmış, en ağır işkence yöntemleri ile insanlar öldürülmüş, katliam fetvaları yayınlanmış, kadınlar ganimet olarak kaçırılmıştır. Diğer taraftan ise yaşam alanlarında elektrik, su, internet kesintileri yaşanmış, altyapı tesisleri, hayati tesis ve yapıların yok edildiği aktarılmış, halkın temel gıdaya, tıbbi malzemeye ulaşamadığı kayıtlara düşmüştür. Saldırının kapsamı ve aktörleri ise bizlere açık bir şekilde Kürtlerin ve Rojava’da yaşayan tüm halkların soykırım tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir."
Uluslararası mekanizmaların, Rojava ve Suriye'deki tüm sivil halk için harekete geçmesi, saldırıların sona erdirilmesi ve Rojava'nın hukuki ve siyasi statüsünün sağlanması talebiyle BM Güvenlik Konseyi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu, BM İnsan Hakları Komitesi, İşkenceye Karşı Komite, Avrupa Konseyi Başkanlığı, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin de bulunduğu 300’den fazla kuruluşa acil çağrıda bulunan ÖHD şu talepleri sıraladı:
* Rojava’ya yönelik saldırıların derhal sonlandırılması ve Rojava’ da yaşayan halkların can güvenliğinin sağlanması için acil müdahalede bulunulması,
* Suriye Geçici Hükümeti’ ne saldırıları derhal sonlandırması için gerekli tepkinin gösterilmesi ve uluslararası toplumun bu konuda harekete geçmesi,
* Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ nin Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk mekanizmasını çalıştırarak suçlara ilişkin soruşturma başlatması için her türlü etkili mekanizmanın işletilmesi,
* Bölgede sivillerin korunması için güvenli bölgeler oluşturulması ve insani yardım koridorlarının açılması,
* Uluslararası hukuka uygun olarak Rojava’ nın hukuki ve siyasi statüsünün uluslararası toplum tarafından tanınması ve korunması konusunda acil çağrıda bulunuyor, ilgili tüm kurumları ve kişileri gerçekleştiğinde tüm Ortadoğu’yu içine alabilecek bu katliamı durdurmak üzere harekete geçmesi hususlarında çağrıda bulunulmuştur.







