Cumhuriyet yıllarında bu yana Türkiye’nin devletler arası sistem içerisinde bu denli kıskaca alındığını muhtemelen görülmemiştir. Hiç şüphe yok zorluklarla Türkiye sıklıkla yüz yüze gelmiştir. Daralmalar yaşamıştır. Kimi zaman kimi güçlerin hedef tahtasına da oturmuştur. Ancak derinliği ve kapsamı bakımında Türkiye’nin adeta dört cephede hedef tahtasına oturtulması, görülmemiştir. 

Türkiye’nin Beka Sorunu dedikleri gerçeklik, budur. “Ya istiklal ya da ölüm” naralarının özü de yine budur. Türkiye’ye kumpas kurulmaktadır dedikleri gerçeklikte sahiden budur. Hatta dile getirilen rövanşlar meselesi de yine bu gerçekliğin ta kendisidir. Özcesi; Türkiye’nin işi hakikaten de zordur. 

Erdoğan ve şürekâsının sıkça ve sıklıkla kuyruğunu basılmış misali bağırmalarını, hödlemelerini, bir pire için yorgan yakmalarını herkes biliyor. Bundandır ki Erdoğan ve çevresinin; sahte krizler üretmeler, senaryolar, mizansenler, alavere dalavere oyunlarına bilenler çokta bu bağırmalara kulak vermiyorlar. Hatta biraz farklı duranlar onca yalan numaradan sonra bu ayak oyunlarına artık inanmıyorlar. İnanmadıkları içindir ki, ciddiye de almıyorlar. 

Ama bu kez işin özü farklıdır. Derindir. Gerçekten de karışık ve çetrefillidir. Bu kez işin içinde sıyrılmak sanıldığı kadar basit ve kolay olmayacaktır. işin bu kadar ciddi olmasının altında gerçekten de, devletler arası güçlerin Erdoğan’ı hedef tahtasına oturtmalarıdır. Poligonda hedef tahtasına oturtulan Erdoğan’a her cepheden-kimi zaman hedef gözeterek, kimi zaman sallayarak ve kimi zaman da karavana- salvolar yapılmaktadır. Karavana atılan atışların bile sonuç itibariyle bir amacı olduğu ise kesindir. Hedef tahtasına isabet etmese bile psikolojisiyle oynayarak, uyutmaz kılıyorlar. Erdoğan’ı poligonda salvolara hedef yapanlar, bu yaptıklarını bir sistem dahilinde hem de sürekli kılarak yapıyorlar. 

Evet, Dart tahtasında dartların hedefi olan bir Erdoğan’ın sürekli oklamayla karşı karşıya olduğu bir ince ve nazik tarihi süreçten geçiyoruz. Devletler arası güçlerin Erdoğan’a bu kadar öfkelenmelerinin elbette bir nedeni vardır. O da şudur; Erdoğan’ı iktidara taşıyanların Erdoğan’la olan mutabakatlarına Erdoğan artık uymamaktadır. Güya Erdoğan’ı iktidara taşıyarak kendilerince Ilımlı İslam diye bilinen İslam’ın yumuşak olanını seçerek, sert olanına karşı tavır alacaklardı. Yine bunu yaparak adım adım oldukça sertleşmiş, ırkçı, dogmatik, despot ulus devleti de yumuşatacaklardı. Ne var ki zaman devletler arası güçlerin İttihattı Terakki geleneğinden gelen Türk İslam Sentezci faşistleri yeterince tanıyamamışlardır. Bu zihniyetin özü itibariyle tam faşizan bir zihnin tezahürü olduklarını ancak zamanla öğrenmişlerdir ki, Erdoğan’ın deyimiyle; Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiştir misali, devletler arası güçlere keleklik yapmıştır. 

İşte devletler arası güçlerin Erdoğan gibi bir despota olan büyük öfkeleri bundandır. Bu öfkeleri ise devletler arası güçlerin kürevi sermayelerini sorunsuz bir şekilde yaymaları için Ortadoğu’nun en katı iki devleti olan İran ve Türkiye’nin ya daraltılması ya da yumuşatılması ile birleşince, süreklilik kazanarak sistemli hale gelmektedir. 

Evet, Erdoğan poligonun tam da ortasında hedef tahtasına oturtulmuştur. Erdoğan sadece NATO’nun tatbikatında hedef tahtasına oturtulmamıştır. Hayır, Katar krizi diye bilinen krizde de, hedef tahtasına oturtulmuştu. En son Suudi’de prenslerin görevde alınmasında da hedef tahtasına oturtulmuştur. Sadeddin Refik Hariri’nin istifası meselesinde de –Türkiye’de bulunan milyarlarca dolar değerindeki yatırımları dikkate alındığında- hedefe oturtulmuştur. Ve tabi Erdoğan ve çevresindeki dalkavuklar çok sevinseler de Barzani’nin götürülmesinde de Erdoğan hedef tahtasında dartların hedefi olmuştur. Derken Avrupa Birliği’nin yardımları kesmesi, doların adım adım kritik eşiğe daha doğrusu Erdoğan eşiğine doğru kaymasıyla da hedef tahtasına oturtulmuştur. 

Uzatmadan belirtelim ki, Erdoğan istediği kadar manevra yapsın, istediği kadar bir kedi misali dört ayağı üzerine düşsün, artık poligonda atılan mermiler, Dart tahtasına yapılan oklamalar adım adım ancak emin atışlarla kenarlardan merkeze doğru isabet oranı yükselerek bir gelişme yaşanmaktadır. Dış kenarlara yapılan atışlar Erdoğan ve çevresini korkuttuğu kesindir. Kalp atışları artık yüksek atmaktadır. Tansiyon ve nabız atışları yükselmektedir. Bağırmalar, çağırmalar bundan. Dil bozuklukları bundan. Ekonomik çöküş yine bundan. Psikolojik buhranlar da bundan. 

Ya hedef tahtasının kenarlarından merkeze doğru atışlar yapılmaya başladığında Türkiye’nin hali daha doğrusu Erdoğan ve çevresinin hali nice olacaktır? 

Bilelim ki, Erdoğanlı bir Türkiye gerçek manada tehlikededir. Gerçek manada Erdoğanlı bir Türkiye’nin Beka Sorunları var demektir. Erdoğanlı bir Türkiye gerçek manada tarihinin en büyük kriziyle yüzleşmesi demektir. 

Özcesi, Erdoğanlı bir Türkiye’nin geleceği yoktur. o zaman yapılması gerekli olan ilk iş; Türkiye’yi Erdoğan’dan kurtararak Türkiye’nin geleceğini garanti altına almaktır.