
FEHMİ KATAR / BERLİN
Postgöçmen Tiyatrosu Ballhaus Naunynstrasse, Almanya’nın başkenti Berlin’de, göçmenlerin yaşadıklarını, mücadelelerini konu alan farklı oyunları ile tiyatro severleri bekliyor.
Tiyatronun Şubat ayındaki ilk oyunu, “Sesperado - Renklerin (Postgöçmenlerin) Devrimi” oldu. Tiyatro uzmanları Murat Dikenci ve Murat H. Taşkın tarafından Murat Ergün’ün “Kara Günlük - Sesperado’nun Gizli Günlüğü” isimli romanından uyarlanan oyun, 12 Şubat’a kadar izlenebilecek. Oyunda genç göçmen oyuncular, seyircileri dans, müzik ve video ile kendi devrim patikalarında dolaştırıyor.
Gösterim programı
Tiyatronun gösterim programındaki diğer oyunlar ve haklarında kısa bilgiler ise şöyle:
* 12-20 Şubat - Part Of You (Senden Bir Parça): Bıraktığımız dijital izler, hayatımızın eksiksiz biçimde bilinmesine yol açıyor. Son olarak ortaya çıkan istihbarat belgeleriyle beraber yaşamımızın artık sadece bir kurum ile sınırlı olmayan bir kontrol sistemince takip edildiğini biliyoruz. Part Of You oyununda Grupo Oito Tiyatrosu, bu mekanizmayı ele alıyor; onun vücudumuz ve alan algımız üzerindeki etkisi üzerinde duruyor.
* 24 Şubat - Mahallenin Aylık Bülteni - Kotti Yanıyor: Kotti is Burning, geçen yıllarda medyada “Almanya’nın en tehlikeli yeri” olarak yansıtılan Kotti’yi işliyor.
* 25-28 Şubat - Vorhaut (Sünnet Derisi): Mindît filminin yönetmeni Miraz Bezar’ın yönettiği oyun, yıllardır Almanya’da tartışılan sünneti konu ediyor, kültür klişelerini anlatıyor.
Postgöçmen tiyatrosu nedir
Postgöçmenlik kavramı, ilk olarak İngiltere’deki akademik çevrelerce, ebeveyni göçmen kökenli olanları tanımlamak için kullanıldı. Nüfusunun dörtte biri göçmen ya da göçmen biriyle akraba olan Almanya’da ise 2000’li yıllardan sonra kullanılmaya başlandı.
Sosyal bilimlerin farklı disiplinleri tarafından da kullanılan “postgöçmenlik” kavramı, sanata da yansıdı. Kökleri itibarıyla göçmen olan ama bulundukları ülkede doğup büyüdüğü, kültürel kimlik kazandığı için “yerleşik” de olan insanların ürettiği sanatsal çalışmalar, bu kavramla birlikte anılmaya başlandı.
Almanya’nın başkenti Berlin’deki Ballhaus Naunynstrasse Tiyatrosu ise “postgöçmen tiyatrosu” ekolünü başlattı. O ekol, bugün Gorki Tiyatrosu gibi ülkenin çok tanınmış salonlarında da kendine yer buluyor.
Daha çok “göçmen kökenlilerin” yaşamını ve mücadelelerine konu alan postgöçmen tiyatrosu, hep başkaları tarafından anlatılan göçmenlere kendi hikayelerinin kahramanı olma fırsatı tanıyor. Öte yandan bu oyunların çoğu, çoğunluk toplumuna, “beyaz Almanlara” eleştiri getiriyor.
Almanya’da uzun yıllardır yaşamalarına rağmen toplumun asil öğeleri olarak görülmeyenlerin; sadece ismi, deri rengi ya da inançlarından dolayı dışlananların itirazını ifade eden postgöçmen tiyatro, birçok tiyatro, sanatçı ve biliminsanı tarafından toplumsallaştırılmaya çalışılıyor. Kavramı tiyatroya ilk uyarlayan Ballhaus Naunynstrasse Tiyatrosu ise bu konuda öncülük etmeyi sürdürüyor.