UTAMARA’nın yıl boyunca yaptığı çalışmalar, düzenlenen konferansla masaya yatırıldı. Merkez yöneticileri, kadının örgütlü bir güce kavuşmasına yönelik projelerini sürdüreceklerini söyledi.
NİZAM BARAN / LINZ AM RHEIN
Almanya’nın Linz Am Rhein kasabasında yaklaşık 14 yıldır hizmet veren UTAMARA Kadın Buluşma Merkezi, yıllık konferansını 100’e yakın üyesinin katılımıyla gerçekleştirdi. Konferans öncesi UTAMARA saz grubu mini bir konser verdi.
Konferans, divan seçiminin ardından bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından Kürt kadın aktivisti Şükran Sincar açılış konuşmasını yaptı.
Ataerkil sistemin kadın politikalarından söz eden Sincar, kadına yönelik psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddetin uygulama alanlarının günden güne yeni yöntemlerle daha da genişletildiğini vurguladı. Sincar’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:
Sistem şiddeti teşvik ediyor
“Anti toplum, anti doğa ve anti kadın olan sistem, kendisine farklı mecralarda farklı araçlarla yaşam alanı yaratırken toplumun yaşam alanlarını kurutuyor. Televizyon, telefon ve farklı sanal ortamlarla insanları ruhsuz ve duygusuz dar alanlara mahkum ediyor. Bu yöntemlerle öldürmeyi, şiddeti normalleştirirken ihanet, kandırma senaryoları ile kadını kadına karşı güvensiz, erkeği de kadına güvensiz kılıyor, kıskançlık adı altında şiddetle donanmış bir zihniyet dünyası yaratıyor. Sosyal medya üzerinden sanal bir topluluk yaratırken bireyi yalnızlaştırarak, maneviyatını yok ederek yaşamı anlamsızlaştırdığı, sorunlara karşı çaresizleştirdiği çemberde tutuyor. Kendi sorunlarını çözemeyen kadın toplumsal destekten de mahrum olunca ya yaşadığı şiddete boyun eğiyor ya da intiharı çözüm olarak görüyor.
Kadına yönelik şiddet beraberinde kadın katliamını getiriyor. Araştırmalara göre kadınların yüzde 90’ı en yakınındaki erkek tarafından katledildi. Kadının güvendiği, sözde sevdiği ve yaşamını beraber geçirdiği kişiler tarafından katledilmesi de kapitalist sistemin en büyük paradokslarından biri. Erkek için kadına yönelik şiddet o kadar olağan bir duruma getirilmiştir ki şiddete karşı çıkan kadınlar olduğunda da aynı akibete uğruyor, katlediliyor. Başta Almanya olmak üzere bir çok ülkede şiddete uğrayan kadınların sayısı gün geçtikçe artıyor.
Kadınlar yeteri desteği alamıyor
Kadınlar boşanmak istediğinde veya boşandığında da şiddet ve öldürülme riski ortadan kalkmıyor. Kadının bu süreçte başvurduğu kurumlar da yasalar da kadını korumaya yetmiyor. Boşanma süreci ve sonrası çocuklar için ayrıca psikolojik, ekonomik ve fiziksel şiddetin ağır olduğu dönemlerdir. Boşanma sürecinde olan kadınların doğru ve yeterli destek ve danışmanlık hizmetleri alamamaları durumunda kadınlar çocuklarını kaybetme riski ile karşı karşıya kalıyor.
Kadın ve çocuklara saldırı küresel düzeyde
Şiddetin bu kadar yoğun yaşanmasının ve toplumda kabul görülmesinin ya da şiddete karşı çıkmanın bile ağır bedellerinin olmasının en önemli nedenlerinden biri, egemenlerin yürüttüğü savaştır. Savaşların bedelini de kadınlar, çocuklar ve halklar ödüyor. Savaş sürecinde yaşanan taciz, tecavüz, kültürel soykırım ve zorunlu göç, kadına ve çocuklara saldırıyı da küresel bir düzeye taşıyor. Tüm bu yaşananlar karşısında kadınlar şiddetin her türlüsünü tanımlayamıyor ve topyekün direnişle karşı çıkmayı istenilen düzeyde yürütemiyor. Çocuklara ve halklara karşı geliştirilen fiziki ve kültürel soykırımlara karşı çıkarak kadının örgütlü bir güce kavuşmasını esas almalıyız.”
Yabancı olduğumuz hissettirilmiyor
Sincar’ın konuşmasının ardından kongre yıllık çalışma raporu okunup değerlendirildi.
Zengin tartışmalara sahne olan konferansta kadınlar görüşlerini dile getirdi. Daha önce değişik halklara mensup kadınları bu kadar yakından tanıma fırsatı bulamadıklarını, UTAMARA’da bulunmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyduklarını dile getirdi.
UTAMARA’da Arapça-Almanca tercümanlık yaptığını söyleyen bir kadın ise şunları ifade etti: “Burada kendimizi evimizdeymişiz gibi hissediyoruz. Herkes çok içten davranıyor. Onları kardeşlerim gibi seviyorum. Bize yabancı olduğumuzu unutturuyorlar. Kadın ve çocukların özgürlüğü için elimizden geleni yapacağız. Aranızda olmaktan çok mutluyuz“ diye konuştu.
Çalışmalarımız karşılık buldu
14 yıldır kadınlara eğitim, hukuk, sosyal alanlarında danışmanlık hizmeti veren UTAMARA Kadın Buluşma Merkezi, 2019 yılında geliştirdiği projelerle birçok çalışmaya imza attı.
Merkez’in yönetiminde yer alan Sevim Polat ve Naile Menteşe yürüttükleri projeler hakkında gazetemize bilgi verdi.
Kadınlar Demokrasiyi Geliştiriyor projesi
2015 yılında radikal İslamın faşizan ideolojisine karşı alternatif yaratmak, kadınların toplum ve ailede güçlenmesi için cins bilincini yükseltmek ve demokratik kültürünü güçlendirmek amacıyla ‘Kadınlar Demokrasiyi Güçlendiriyor’ projesi başlatıldı. Sevim Polat, söz konusu projenin 2019 yılı içerisinde geliştirilen en uzun çalışma olduğunu ve başarıyla sonuçlandığını söyledi. Proje kapsamında cami ve dergahlardan gelen kadın ve çocuklara yönelik Almanya çapında onlarca etkinlik ve genç kadınlara yönelik kamplar düzenlendiğini belirten Polat, şunları söyledi: “2019’da Ortadoğu’da DAİŞ‘in askeri olarak yenilmesi ve ideolojik olarak olarak Avrupa’daki gençler arasında DAİŞ‘e yönelik ilginin azalmış olmasına rağmen tehlike henüz bertaraf edilmiş değil. UTAMARA için demokratik aile modeli ve özgür eğitim kültürü önemli bir konudur. Birçok genç kadın cinsiyetinden dolayı kimlikler ve kültürel arası çelişki-çatışmalarla karşı karşıya kalıyor. Genç kadınların zorluklar ve sorunlarla mücadele sürecinde kendilerini ifade edememesi aile içerisinde çözümü zorlaştırıyor. Bundan sonra sorunlara cevap olabilmek, bilinç yükseltmek ve çözüm odaklı çalışmalar geliştirmek amacıyla çeşitli aktivite ve projelere ağırlık vermeyi planlıyoruz.”
Kadınların Dünyası
Naile Menteşe de 2018’de başlatılan, birçok kültürden kadınları buluşturan ve kadınların hikayelerini ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli gündemler ile buluşturmayı hedefleyen ‘Kadınların Dünyası’ adlı projede yer alıyor.
Menteşe, proje çerçevesinde ayda bir mobil ve ayda bir Linz Am Rhein bölgesinde olmak üzere ayda 2 defa kadın kafeteryasında buluşma gerçekleştirdiklerini, kadın tarihi, kadın ve çocuk hakları, sağlığı gibi konularda seminerler verdiklerini ve her ülkenin dans ve halayları ile müzik dinletileri yaptıklarını söyledi. Menteşe, “Tüm çalışmalar sonucunda toplamda 215 kadının hikayelerinin buluşması, sorunların tartışılması ve çözümün de ortak paydada bulunmasının zemini açığa çıktı. Bu projemiz 2020’de de devam edecek” diye konuştu.
Nûjîn projesi
Menteşe ayrıca, DAİŞ’in esaretinden kurtulduktan sonra ‘daha güvenlikli ve güzel bir yaşam” umuduyla Almanya’ya gelen Êzîdî kadınlara yönelik Êzîdî kadın çatı örgütü ile ‘Nûjîn’ (Yeni yaşam) adıyla ortak bir proje hazırladıklarını, projeyle kadınların göçten kaynaklı ve esaret süreci ve sonrasında yaşanan sorunları bir nebze de olsa aşmalarını sağlamak ve travmayı aşma sürecini hızlandırmak için konunun uzmanlarına yönlendirmeyi hedeflediklerini aktardı.
Kurslar
Yıl içerisinde iki farklı konuda 4 kurs da düzenlediklerini belirten Menteşe, demokratik kültür ile çocuk yetiştirme, barış dili, sağlıklı yaşam, travma ve stres ile mücadele, şiddet ve göçün kadın üzerindeki etkileri konularında birer haftalık eğitimlerin verildiğini dile getirdi.
Diğer bir kursun da göçmenlere yönelik dil eğitimi konusunda gerçekleştirildiğini söyleyen Menteşe, bu kurs ile kadınların günlük ihtiyaçlarını karşılamaları ve bir sonraki aşamaya temel oluşturacak düzeyde öğrenmelerinin amaçlandığını kaydetti.
Çocuklara yönelik ‘Çocukluk Hayallerimi Kirletmeyin’ şiarıyla her yıl organize ettikleri Uluslararası Gökkuşağı Çocuk Festivaline ilişkin bilgi veren Naile Menteşe, “Çocukların çocukluklarını yaşayabilecekleri, ayrımcılık ve şiddetten uzak, kendi kimliklerini, becerilerini ifade edebilecekleri bu etkinliği de sürdüreceğiz” dedi.