
Mitolojiden bahsedince en fazla AKP vekilleri cin çarpmışa dönüyor. Kimsenin dinine, inancına, kültürüne saygıda kusur etmeyiz fakat bu AKP’lilerin derdinin din-inanç olmadığını, tüm kutsallıkları basit çıkarlarına alet ettiklerini herkes biliyor; onları bunca çıldırtan gerçeklik, estirdikleri sınırsız faşist teröre rağmen direnişin azalmaması aksine her geçen gün daha fazla büyümesi, hatta yayılması ve giderek bölge halklarının bağrında kök salmasıdır! Bunlar tarihi etkileyecek olağanüstü gelişmelerdir.
Olağanüstü gelişmeleri anlatabilmek mitolojisiz zor görünüyor.
Bir zamanlar insanlığın dili mitolojikti. Bu dilin tümden yok olduğu belirtilemez fakat değeri her yerde ortaya çıkmıyor. Maddi dünyanın tüm kurumuş diline ve ruhuna rağmen bazen siyasi analizlerin çözmeye yetmediği durumları mitolojinin, sanatın, edebiyatın diliyle çözümlemek daha bir mümkün olabiliyor.
Ne yaşananları doğru analiz eden ne de gelecek hakkında doğru bir öngörüde bulunabilen, sadece günlük çıkarlara endekslenmiş bir akılsızlık hali Türkiye’yi esir almış görünüyor.
Bu anlamda Prometheus ve Epimetheus kardeşlerin isimlerine de kaynaklık yapan yetenekleri, günümüz siyasi dünyasına yol gösterebilir.
İki kardeşin isimlerindeki ortak kelime olan “Metheus” öğrenmek veya düşünmek anlamındaki Math kökeninden gelir. Pro önce gelen, önceden, Epi ise üstüne, üzerine anlamından hareketle sonra gelen, sonradan anlamını taşır.
Kelimelerin ruhu vardır, nasıl bir anlam ifade ettikleri sadece kelime kökleriyle anlaşılmaz. Eylemsel karşılıkları onları daha fazla anlaşılır kılar:
Prometheus, önceden öğrenendir. Epimetheus ise “ben ne yaptım?” diye yaptıkları üzerine düşünendir.
Prometheus geleceği gören, Epimetheus ise geçmişi gören yani olup biteni en iyi şekilde analiz eden, değerlendirendir. İki kardeşin hayat hikayelerinde bu nitelikleri belirgin olarak öne çıkmıştır.
Olup biteni tahlil etmede Epimetheus, ileriyi görmede, öngörüde ise Prometheus…
Bu özelliklerin bir arada bulunması siyasette büyük başarıların önünü açar. İki kardeşin yeteneklerinin toplamı Önderlik özelliğini anlatmaktadır.
Kimisi yaşananları yaşandıktan sonra iyi değerlendirir fakat bunu bir gelecek öngörüsüne dönüştürmede aynı beceriyi gösteremez. Yine de geçmişi değerlendirebilmek büyük bir yetenektir. Fakat geçmişi inkâr etme konusunda uzmanlaşmış olduklarından egemenlik mitolojisinde Epimetheus silik, önemsiz bir kişilik olarak gösterilmiştir.
Kimisi öngörülerde bulunur fakat olasılıkları çok fazladır. Silik olmaktan kurtulamaz. Tercihlerinde net olamaz. Kimisi kesin gözüyle bakacak kadar geleceğe dogmatik yaklaşır. Güne damgasını vursa da tarihin geliştiricisi olamaz. Determinist yaklaşanlar da şablonculuktan hayli etkilenmişlerdir. Tümünde tarih bilincinin çeşitli yönleri eksik kalmıştır. Geçmişi, günü ve geleceği bir arada okuma becerisidir tarih bilinci. O halde bağlantı kurma ve yorumlama yeteneği önem kazanıyor.
Şimdi iki kardeşin yardımıyla dünyaya baktığımızda şunu görürüz: Yaşananlar yaşanıp bitmiş değil, dün dünde kalmış değil; bugün ise dünden daha çok yarının hayalleriyle şekilleniyor!
Öyle olmasa işkencelere nasıl katlanılırdı? Prometheus özgürlüğüne kavuştuğunda ilk yaptığı iş, zincirlendiği kayalıkta her gün ciğerinden bir parça yiyen Zeus’un kartalını yakalayıp ciğerini parçalamak olmuştur. O uzun işkencelere katlanırken yarının nasıl olacağını hayal edebilmişti de ondan bu kadar dirayetli davranmıştı!
Günün benzerliği ve en önemli olayı ise açlık grevleridir. Amacı İmralı tecritliğine son verilmesidir. Tecrit bittiğinde Türkiye’yi bekleyen aydınlık günlerin hayali, canlarını ortaya koymuş olanların motivasyonudur. Bugün soykırım var, faşizm var, tecrit var ve bunlarla birlikte yaşamak utanç verici olarak görülmektedir. Bundan daha açık nasıl ifade edilir ki?
… …
İlginçtir, iki kardeşin diğer bir kardeşlerinin adı da Atlas’tır ve sürekli olarak Gökkubbeyi omuzlarında taşımakla cezalandırılmıştır. Bu kadar da dayanıklı ve güçlüymüş…
Onlar yerin ve göğün çocuklarıdırlar. Kaderleri ateşin ve güneşin çocuklarının kaderine benziyor. Sürekli cezayla, ezayla, katliam ve soykırımla yaşanabilir mi? Hep bu şekilde imhaya maruz kalacak, haksız yere sürekli cezalandırılacak mıyız?
Kul-köle mitolojileriyle değil özgür irade, kahramanlık ve direniş mitolojileriyle büyüyen bir halkın kaderi bu olamaz. Buna son vermek için direnenlerin ortaya koyduğu irade zaten her şeyi anlatmaya yetiyor.
AKP zevatının mitolojilerden neden bu kadar korktuklarının cevabı da açlık grevi direnişleri sayesinde ortaya çıkmıştır: Ancak mitolojilerde görülebilecek kadar inançlı ve azimlidirler; insanüstü bir irade sergiliyorlar ve bu da iktidar sahiplerinin, halkların ve emekçilerin kanıyla şişmiş olan kokuşmuş “ciğerlerini” korkutuyor!
… …
Uzak olmayan bir bağlantı da şudur: Erdoğan şimdi hapiste olan Demirtaş’ın saz çalmasına da ifrit oluyordu. Halbuki gittiği her yere beraber götürdüğü sözcüsü İbrahim Kalın, ona ve konuklarına saz çalıyormuş! İyi de çalıyormuş! Yakın zamanda AKP içinden yansıyan bir bilgiyle durum böylece anlaşılmış oldu.
Saz çalmak iyidir de bunu gizlemek ve saz çalanlara saldırmak da neyin nesi oluyor? Bakın ortaya nasıl ilginç bir sonuç çıkıyor:
Mitoloji aynı zamanda efsane demektir. Efsanelerden korkup onlara saldıranlar perde arkasında ise gizli hayranlık duyuyor ve özeniyor olabilirler! Saz olayında ortaya çıkan psikoloji daha önemli bir konuyu hatırlatıyor. Tarihteki birçok diktatör aslında devrimci Önderlere özenmiş, onlara gizli hayranlık beslemiş ve bu nedenle ortadan kalkmaları için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardır... Yani mutlak tecridin bu psikolojiyle de alakası olabilir. Çünkü Erdoğan yıllarca Önderlik duruşunu ve fikirlerini takip etti ve hep tersine çevirerek bugünkü diktatörlük konumuna ulaştı. Oysa Önderlik gücünü halkından ve demokratik, ilkeli duruşundan alıyor. Kıyaslama yapmaya kalkması abesle iştigal olurdu fakat gizli hayranlık duyduğu, ortadaki tecrit durumundan belli değil midir? Şu soruyu da sorunca her şey daha net anlaşılıyor: Fikirlerinden korkmuyorsan niye tecrit ediyorsun?
Öte yandan, yaşayan en büyük efsaneyi bugüne dek ne uluslararası komplo ne de İmralı kayalıkları engelleyebildi. Halen orada tutulmasının utancı, büyük bir Prometheus hareketini yaratmıştır.
Her gün ciğerini yakanlardan hesap sorma zamanıdır!
Mitolojik kahramanlıklardan korkan iktidarı bugünden sonra yalanlar, maddiyat, teknoloji, dış destek ve mutlak tecrit de kurtaramayacaktır…