Psikolojik savaş ve araçları
Forum Haberleri —

RSF: Türkiye'de medya Erdoğan'ın kontrolünde / foto: AFP
- Yapılmak istenen, hedefteki insanların düşünce ve davranış biçimlerini değiştirmek, inandığı değerlere olan güvenini kırmak, inancını zayıflatmak, bunaltmak, ümitsiz, amaçsız bırakmak. Bu hale sokulmuş insanların mücadele azmi olmayacağından, nasıl ve ne amaçla yaşayacağı da belirsizleşir.
HÜSNÜ ÇAVUŞ
Psikolojik savaş(PS), devletlerin “modern” ve en etkin silahı olarak kullanılmaktadır. Bu etkili savaş yöntemi, devletlerin düşman olarak gördüklerine karşı uygulanır. Psikolojik savaş, günümüzde uluslararası ilişkilerin en etkili aracı olarak görülmekte ve bir devlet politikası olarak “milli güvenlik stratejileri”yle birlikte “milli menfaatler” için planlanmakta ve yürütülmektedir. Ayrıca kamuoyu oluşturmanın da etkili bir yöntemdir. Devletler bu yöntemin uygulanması için özel olarak üst düzey de görev yapan sivil ve askeri yetkilileri eğitirken, diğer yandan da dünyanın değişen koşullarına göre Psikolojik Harekat kullanımını planlar ve sürekli modernize ederler.
Psikolojik savaş, toplumları yönlendirebilmek için insan davranışlarını planlı olarak kullanır. Hedefinde kişi ve toplumların beyinlerini ele geçirerek onlara sunulan yaşamı kendi yaşamıymış gibi kabul ettirmek vardır. Böylece birey ve toplumların tutum ve davranışları, zihniyet yapısı; karakteri, kültürü, inançları, dili, tarihi, zevkleri, hayalleri, özentileri, değerleri ve yargıları küçük düşürülerek, iktidarı elinde bulunduran güçlerin hizmetine sokulacak şekilde yeniden oluşturulur. Devletin yıkılmazlığı ve çok güçlü olduğu, onsuz yaşanamayacağı ve toplumun tek güvencesinin devlet olduğu inancı beyinlere aşılanarak, aynı zamanda ondan korkulması gerektiği bilinci de oluşturulur.
Bunun temel uygulama alanı okullardır. Basın-yayın, bunu güçlendiren yazılı ve görsel çalışmalarda bulunur. Böylece mazlum, mazlumluğunu bilemez duruma getirilerek devlet için çalışan, üreten ve tüketen bir sürüler topluluğu yaratılmaya çalışılır. Devletlerin “ulusal amaç-milli menfaatler” dedikleri şeyler, gerçekte kendi saltanatlarının devamı için yapılması gerekenlerdir. Halk da buna uygun motive edilir. İşte genel olarak devletlerin asıl ve temel hedefi budur. Buna “Psikolojik Harekat”ta denilmekte ve bir “kamu hizmeti” olarak örgütlendirilmektedir. Bundan kurtulmanın en etkili ve temel yolu gerçek bilgiye ulaşarak “kendini bil”mektir. Kendini bilmek, teslim alınamaz bir özgürlük bilincine ulaşmış olmak demektir.
“Psikolojik Harekat” olarak adlandırılan savaş türü, günümüz de en etkili bir silah olarak tanımlanmaktadır. Bunun büyüklüğü, hedef kitlenin beyinlerini ele geçirmesindedir. Maliyetinin düşük olması da diğer bir tercih sebebidir. Bununla yapılmak istenen, hedefteki insanların düşünce ve davranış biçimlerini değiştirmek, inandığı değerlere olan güvenini kırmak, inancını zayıflatmak, bunaltmak, ümitsiz, amaçsız bırakmak. Bu hale sokulmuş insanların mücadele azmi olmayacağından, nasıl ve ne amaçla yaşayacağı da belirsizleşir. İşte yaratılan bu belirsizliğin ve boşluğun yerine, reklam, tv dizileri, basın-yayın, internet ve diğer tüm medya araçlarıyla örnek alınması gereken yeni davranış ve inanç kalıpları, yeni değerler, amaçlar ve yeni örnek tipler konarak insanlar düzen için zararsız hizmetçilere dönüştürülür.
II.Dünya Savaşı’ından sonra General Eisenhower, “askeri bilimlerde yaşadığımız en büyük değişim, psikolojik savaşın belirli ve tesirli bir silah olarak gelişmesidir” sözünü bu nedenle kullanmıştır. Bu çalışma, silahlarla yürütülen topyekün savaşın en büyük destekleyicisi olmak gibi açık ve gizli “ikna” çalışmalarını kapsamaktadır. Bunun araçları ise, “yıkıcı fikirler, zararlı duygular ve kötü alışkanlıklardır.” Devlet bu özellikleri “terörist” dedikleri insanların özellikleriymiş gibi halkın ve dünya kamuoyunun beyinlerine sokarak, onlara karşı yaptığı her türden saldırıyı meşru göstermeye çalışır. PS’nin yürütücüleri, propaganda, eğitim ve provakasyondur. Amacı toplumda itaat etme duygusunu yaratmak, kamuoyunu yanıltmak, halkla örgütü arasındaki bağı kopartmak, ve toplumda ihbarcılık tutum ve davranışlarını yerleştirerek askeri amaçlarda destek unsuru olarak kullanmak ve halkı kendi öz değerlerinden uzaklaştırmaktır. Cephanesi ise, söz, yazı, resim, broşür, e-posta, tv dizileri, haberler, sinema, tiyatro, okullar, reklamlar, spor, din ve diğer araçlardır.
Bunlarla insanları kendi doğrularına inandırmak için beyin yıkama yoluyla “ikna” çalışması yürütür. Genel olarak PS’ın araçları şöyle sıralanmaktadır: “Radyo, televizyon, video, teyp, sinema, gazete, kitap, dergi, broşür, bildiri, pankart, afis, yerlere, duvarlara ve benzeri şeylere yazılan sloganlar, toplumu etkileyen fotoğraf ve karikatürler, yüz yüze temas, ziyaretler, konferans ve seminerler, forumlar, eğlence ve festivaller, sergi, fuar ve panayırlar, turistik geziler, sanat olayları, spor müsabakaları, miting ve gösteri yürüyüşleri, boykot, işgal ve grevler, santaj ve komplo, para, devlet sırları olan bilgiler, diğer gizli belge ve dokümanlar, megafon, hoparlör, alıcı verici cihazlar, dinleme cihazları kayıt cihazları, kodlayıcı ve kod çözücü cihazlar, fotograf makinesi ve tele-objektif, casus uydular psikolojik savaşın vasıtalarıdır.”
Buradan da anlaşılmaktadır ki, etkili bir PS yürütmek isteyen güçler, öncelikle hedef kitle, halk, örgüt vs. oluşturanlar hakkında inançları, nelerden hoşlanıp / hoşlanmadıkları, güçlü ve zayıf olan yanları, hassasiyetleri ve hedefi motive eden şeylerin neler olduğu gibi önemli konularda detaylı bilgi sahibi olmakta, analizler yapmakta, araçlar ve yöntemler belirlendikten sonra harekete geçmektedirler.







