
Suriye’de savaşan tarafları masaya oturtmayı hedefleyen İkinci Cenevre Konferansı’nın Kasım ayında yapılması planlanıyor. Ancak bu tarih kesin bir tarih değil. Zira konferansın organizatörleri ABD ile Rusya tarafları ikna etmede oldukça zorluk yaşıyor. Esad rejimi ile muhalefeti aynı masada buluşturması planlanan İkinci Cenevre Konferansı için daha önce verilen tarihler hep akamete uğradı. Bundaki en önemli sebep ise ABD ve AB ile Türkiye’den silah yardımı dahil her türlü desteği alan Suriyeli muhaliflerin konferansa katılmak için hala şartlar öne sürmesi. Toplantı için öngörülen ilk tarih Haziran ortasıydı ama muhaliflerin “Esad varsa biz yokuz” dayatması nedeniyle önce Temmuz’a sonra Ağustos’a ertelendi. En son ise konferansın Kasım’ın ortalarında yapılmasının öngörüldüğü belirtildi.
Taraflar iknaya çalışılıyor
Ancak Batı ve özellikle Ankara destekli Suriyeli muhalifler hala ikna edilmiş değil. Ancak bu rağmen ABD, Rusya ve BM konferansın hazırlıklarını sürdürüyor. Bu amaçla üçlü, tarafları ikna çalışmalarına ve görüşmelere devam ediyor. Konferansın hazırlıklarını görüşmek üzere üçlünün önümüzdeki haftalarda yeniden biraraya gelmesi bekleniyor.
Kürtler alternatif konumda
Batı destekli muhalifler parçalı bir tablo çizerken, Suriye’deki Kürtler ise hem askeri hem de siyasi alanda birlikte mücadele vermeye devam ediyor. Kürt Yüksek Konseyi’nin çatısı altında mücadele eden Kürtler, demokratik bir Suriye’nin inşası ile Kürtlerin anadil ve özerklik gibi temel taleplerinin anayasal güvenceye alınması konusunda ısrarlı tavrını sürdürüyor. Ne Esad rejiminden ne de muhaliflerden yana olduklarını her fırsatta yenileyen Kürtler, “Biz üçüncü bir tarafız ve bağımsız olarak Kürtlerin hakları için mücadele ediyoruz” diyor. Rojava’daki Kürtlerin siyasi temsilcisi Demokratik Birlik Partisi (PYD) yol haritasını da açıklamıştı. PYD, Rojava’da diğer halkların da dahil olduğu geçici yönetimin kurulması, yeni bir anayasanın yazılması ve en sonunda da 6 ay içinde seçime gidilmesini öngören bir yol haritası üzerinde duruyor. Kürtler, ne Esad yönetiminden ne de muhaliflerden yana oldular ve üçüncü bir yolu tercih ederek, özyönetime odaklı bir strateji yürütüyorlar.
Türkiye çeteleri destekliyor
Rojava’da özellikle Kürtlerin savunma gücü YPG güçlerinin askeri alanda etkili olması; PYD’nin de gücünü siyasi ve uluslararası arenada daha da pekiştirmesi, El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin bölgedeki saldırılarını arttırdı. Saldırılar ise Türkiye destekli. PYD de sık sık buna vurgu yapıyor. En son ANF’den Rahmi Yağmur’a konuşan PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, artık Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile cihatçı radikal gruplar arasında da çatışmaların yaşandığına dikkat çekerek, yaşananları şöyle yorumladı: “Özgür Suriye Ordusu içinde birçok çete tarzı örgüt ve grup yer alıyordu. Cihatçılar ve selefiler dahi birçok radikal grup bu çatı altında barınıyordu. ÖSO adı altında bize karşı savaşıyorlardı. Bu çetelerin varlığı ve desteklenmesi konusunda çok uyarı yaptık ancak kimse bizi dinlemek istemedi. Sonunda kendi aralarında çatışmalar başgösterdi. Özgür Suriye Ordusu da çetelere karşı direnmeye başladı. Artık onlara (ÖSO’yu kast ediyor) söyleyecek bir sözümüz yok. Ama selefiler ve radikal gruplar bağımsız değiller ve Türkiye’nin desteğine dayanıyorlar. Onlara destek vermek Türkiye’nin çıkarlarına değildir. Bu başka ajandaların güçleridir ve özel planları var. Biz kendi bölgelerimizde bunlara karşı kendimizi savunuyoruz.”
Mültecilere ‘gerin dönün’ çağrısı
Rojavalı mültecileri topraklarına geri dönmeye ve mücadeleye destek vermeye çağıran Muslim son olarak şunları söyledi: “Aslında başta Suriye’nin her yerinden bizim bölgelerimize göç oluyordu daha rahattır daha güvenlidir diye, bizim bölgelerimize geliyorlardı. Biz halkımızın geri dönmesini istiyoruz. Eğer biz bu toprakların sahibiysek eğer bu topraklar bizim ülkemizse onun üzerinde yaşamalı ve onu korumalıyız.”
Kimse bataklığa girmek istemiyor
Suriye’nin jeopolitik konumu çok önemli olduğunu belirten Muslim, Ortadoğu üzerinde planları olan herkesin bunu önemsediğini belirterek, ABD ile Rusya’nın Esad’a yönelik askeri müdahale seçeneğini rafa kaldıran anlaşması konusunda şöyle konuştu: “Bu yüzden çatışmalar başladığından beri bütün taraflar bu çatışmaya girdi. Herkesin bu savaşta parmağı vardı; Amerika, Rusya ve diğer birçok ülke. Bazıları doğrudan katıldı, bazıları ise bazı taraflarla bağlantılı olarak yer aldı. Suriye’nin jeopolitik yapısı öyle bir sonuca yol açtı. Başta demokrasi ve özgürlüklerden söz ediliyordu ama öyle bir noktaya gelindi ki herkes demokrasiyi unuttu, iktidardan söz etmeye başladı. Bir bataklığa dönüştü kimse daha ileriye gitmek istemedi çünkü bu üçüncü dünya savaşının başlamasına yol açabilirdi. Durum böyle olunca anlaştılar.”
Cenevre’de ilk adım atılabilir
Varılan mutabakatın savaşın hemen duracağı anlamına gelmediğine dikkat çeken PYD Eşbaşkanı, “Kriz daha yıllarca sürebilir. Ama eğer olacaksa Cenevre siyasi çözüm için ilk adım olabilir. Bu bir siyasi çıkar meselesidir. Herkes kendi çıkarına herkes kendi egemenlik sahası için çalışılıyor. Örneğin Rusya’nın Akdeniz’de bir tek Suriye limanıdır başka ayak basacağı bir yeri kalmamıştır. Bu yüzden direniyor ve sonuna kadar da direnecektir” dedi. Birinci Cenevre Konferansı’nda kimsenin anlaşmaya bağlı kalmadığını vurgulayan Salih Muslim varılan kararlar üzerinden 24 saat geçmeden ihlallerin yaşandığını hatırlatarak, “Örneğin anlaşmada bazı gruplara silah verilmemesi öngörülüyordu ama daha üzerinden 24 saat geçmeden çetelere silah yardımı yapıldı. Yani kimse Cenevre-1’e bağlı kalmadı” diye konuştu.
Konferansa katılım iradesi
PYD Eşbaşkanı Suriye’deki iç savaşın sona ermesi için dialog ve müzakereden yana olduklarının altını çiziyor. Şu andaki konjonktürel durumun Cenevre 2 Konferansı’na ihtiyacı ortaya çıkardığını savunan Muslim, “Tüm kesimler daha temkinli ve daha detaylı şekilde toplantıya katılmak istiyor. Biz de Cenevre-2 toplantısında varız. Tabi ki Suriye rejiminin gitmesinden yanayız. Biz baştan beri muhalefettik ama bağımsız bir muhalefettik ve meşru savunma esprisiyle kendimizi savunuyorduk” dedi. Muslim son bir buçuk yılda güçlü bir savunmaya kavuştuklarını ve Suriye’de önemli bir köşe taşı haline geldiklerini vurguladı. Suriye’de Kürtlersiz demokrasinin kurulmayacağını belirten Muslim, Kürtlerin pozisyonuna ise şöyle açıklık getirdi: “Kürtler de bu sürecin bir parçası olmalı, yoksa hiçbir şekilde Suriye’ye demokrasi gelmez. Bu yüzden Cenevre’de biz varız. Son bir buçuk yıldır kendi alanlarımızı koruyoruz. Kendimizi hem rejime karşı, hem de çetelere karşı savunduk. Öyle bir köşe taşıdık olduk ki artık kimse Kürtlersiz bir çözüm geliştiremez. O yüzden bazı taraflar muhakkak bizi katmak istiyorlar. Biz de Kürt Yüksek Konseyi olarak katılacağız.”
HABER MERKEZİ