Alevlenen bu şiddete rağmen Temo cinayetinde hiçbir sorumluluğu olmadığını söyleyen Suriye iktidarı, ülkenin diğer yerlerindeki şiddet olaylarındaki tavrıyla kıyaslandığında kayda değer bir ihtiyat örneği gösterdi. 15 Mart’a olayların başlamasından bu yana Kürt toplumunu idare ediyor oysa yakın geçmişte, özellikle 2004’te bir ayaklanma kanlı bir şekilde bastırıldı.
Bu ihtiyat 12 Kürt partisinin disiplinli militanlarının oluşu ve Irak ya da Türkiye’de ara istasyonlarının olmasından kaynaklı. Böylelikle, Suriye Kürtlerinin en organizeli ve en önemli partisi olan Demokratik Birlik Partisi (PYD), Ankara’ya karşı savaş halinde olan silahlı yasak hareket PKK’ye yakındır. Bin kadar Suriye Kürt’ünün, PKK’nin Irak Kürdistanı’nın kuzeyinde 3 bin insanının olduğu temel üssü Kandil’de olduğu iddia ediliyor. Onların ülkeye geri dönüşleri zaten kaçışlarla dinamitlenen ve protestolarla zayıflayan Suriye ordusunu zora sokacaktır.
Ancak şimdilik PYD ve diğer Kürt oluşumları rejim ile açık bir çatışmaya girmemeye karar verdi. Eski bir diplomat olan Ignace Leverrier, “PYD’nin Arap milliyetçiliği üzerine kurulu bu rejime hiçbir sempatisi yok. Ama zayıfladığını biliyor ve düşmeden önce en yüksek düzeyde faydalanmaya çalışıyor” tespitinde bulunuyor. PYD, Suriye’nin 1998’da PKK lideri Abdullah Öcalan’ı Türkiye’ye verdiğini unutmadı ama İslamcılar ve Arap milliyetçilerin hakim olduğu muhalefetin geri kalanına karşı güvensizliği dayanıklı kalmaya devam ediyor.
Eylemlerin ilk haftasıyla birlikte, Kürt şehirlerinde gerçek mermi kullanmamaya dikkat eten iktidar kimliklerinden yoksun bırakılan 300 bin Suriyeli Kürt’e vatandaşlık vereceğini açıkladı. Prosedür bunlardan 60’i için yürürlükte. Daha da şaşırtıcısı, hükümeti PYD’nin üç kültürel merkez (Halep, Qamişlo ve Malikiye’de) ile dört Kürtçe dil okulu açmasını tolere etti. Kısa bir süre öncesine kadar hayal bile edilemezdi.
PYD’nin Suriye zindanlarındaki 640 militanının yarısı serbest bırakıldı. Resmi olarak aranan PYD lideri Salih Muhammed 17 Eylül’de Şam’da rejimin tolere ettiği muhaliflerin bir toplantısına katılmak için ortaya çıktı. Sayın Muhammed, Batılıların desteğini alan Suriye Ulusal Meclisi’ne rakip rejim muhaliflerini bir araya getiren Demokratik Değişim için Ulusal Komite’nin başkan yardımcısı oldu. Kürt partileri CNS üyeleridir ama kendi adlarına değil, 2005’te birçok muhalif oluşum tarafından imzalanan Şam Deklarasyonu vasıtası ile üyeler. Meşal Temo’nun durumu da böyleydi. Siyasi sahnede kendisini dayayamadığı önemli bir partiden ziyade, genç Kürt eylemcileri arasında popüler olan kendi başına buyruk biriydi.
Demokratik Değişim için Ulusal Komite, Başkan Esad’ın gidişi değil baskıcı aygıtın ortadan kaldırılmasını istiyor. Bu pozisyon Temo suikasti ardından tutulabilir mi? Bu Kürt sokaklarına bağlı ama aynı zamanda İran, Suriye macerasına katılarak kazanımlarının tehlikeye girmesini istemeyen Kürt şefleri dahil Irak ve Başar Esad’a karşı olan ama ondan da fazla sınırlarındaki Kürt uyanışına karşı olan Türkiye’nin karıştığı bir bölgesel oyuna bağlı.
CHRISTOPHE AYAD / LE MONDE GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR