
Mayın hattı: Ayaksızlık, kolsuzluktur
Mayın hattında ayaksız, kolsuz bir ömürdür. Sınır tanımaz gözleri, sınırlara vurur kendisini. Ömrü kaçak bir tütün sigarası gibi. Kendi elleriyle sarar hayatını. Yaralanır düşer koğuşlara.
Efkarına iliştin mi gider tüfek çatar dağlarda. Bir cebinde kaçak çay, bir cebinde kaçak tabakası ve tespihi.
Bazen, açık renkli ve kaşıksızdır karıştırılmaya gelmez katıksızdır.
Bazen, dilinin altında saklar şekerini, çünkü adamına göredir sözü. Bazen de, kuru ve esmer bir üzüm tanesidir miladi zamanlarda kalan. Elleri ve dili toprak koksun diye sır gibi saklar yan cebinde kuru üzüm tanelerini.
"Yeter" demedikçe tazeler kendisini.
Teşekkür edip, istemediğinizi söylemeniz 'cırıldım zor'u seçmenizdir artık.
Ve sonra... sökülür çadırlar eğerlenir atlar. Kaçınılmaz yeni bir kaçak göç başlar içinizde. Paslı bir hançerdir gece yolculukları yükü kaçak, sevinci kaçak, ekmeği kaçak.
Akrabanın hediyesi 'kaçak' sayıldı
Kürt'ün kaçak yaşamı Lozan, 1923'te başlar. Ama çizilen sınırlar Kürt'ün ruh dünyasında hayat bulamadı. Mayınlar, tel örgüler, askeri kuleler, karakollar bir cümle sınır bekçileri Kürt'ün yaşamına sınırları koyamadı. Karşı yaka köylerinde gidip-gelmeler 'kaçak', dost ve akrabaların hediyelerine ' kaçakçılık' denildi. Kaçakcılığın bir numaralı delili ise Sri Lanka'nın "Ceylon Çayı" oldu. Suriye, İran ve Irak'a bol miktarda gümrüksüz giren çay, bu ülkelerde yaşayan Kürtlerin başlıca içeçeği oldu. 1940'lara kadar taşınması yasak olan 'kaçak çay', 1965'te resmen 'satışı, taşınması ve kullanılması' yasak edildi. Dönemin CHP'li Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, yasağa ilişkin şu açıklamayı yapıyordu: "Bu çay ülkemizin şark hudutlarında kaçak bir şekilde intikal ediliyor. Sınırlarımızı tanımayan bu şakilere karşı önlem alıyoruz."
Meselenin çay değil sınırlar olduğu ve Kürt'ün ruh dünyasına sınırlar yerleştirmek olduğu sonraki yıllarda açığa çıkacaktı. Binlerce insanın mayınlı arazilerde can vermesi, sakat kalması ve mapuslarda yatması, Kürt'ün başta akraba ziyaretlerine 'kaçak çay'la ilişkisine ve sınır tanımaz dünyasına engel olamaştı. 1988'de 'kaçak çay'la ilgili 'bireysel kullanım' sınırı getirilerek 'kaçak çay'ın yasal anlamda kullanılmasının ve sınırlarda kişi başına 3 kilo gümrüksüz taşınmasının önü açıldı.
Fakat bu Kürt'ün çay aşkına yeterli gelmiyordu. 3-5 kilo ile sınır nizamını oluşturmak çaydan ve kaçaktan öte bir şeydi. İllahi sınıra vurup sınırları o ruh dünyasında kaldırmak vardı. Çay-Kur Genel Müdürü Ekrem Yüce, tüm çaba ve mücadelelere rağmen kaçak çayın önüne geçemediklerini itiraf ederek "Güneydoğu'daki 10 ilde yerli çay tüketimi yok denecek kadar az. Normalde o bölgede yılda 30 bin ton çay tüketilir. Bunun 25 bin tonunun nereden geldiği biliyoruz ama önüne geçemiyoruz" şeklinde açıklama yapması sınır nizamına gelmeyen Kürt'ü tarif eder niteliktedir.
Kaçak çay 'terörle mücadele' oldu
Başta Kürt'ün sınırsızlığa sınır koymak ve Çay-Kur'un Kürdistan'daki piyasasını genişletmek adına kaçak çay resmi olmasa da devletin bir çok kurumunca 'terörle mücade' adı altında kampanyalara dönüştü.
Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah "kaçak çayın'ın bir PKK ürünü olduğunu belirterek "Ha PKK'ye silah vermişsiniz ha kaçak çay içmişsiniz. İkisi de aynı" diyerek 'kaçak çay'ın içilmemesini önerdi.
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan ise "Kaçak çay içerek terör örgütü PKK'ya destek veriyorsunuz" diyerek Kürt'ü deği ama 'Türk halkını' anlamadığını belirtti.
Hala Kürt'ün ruh dünyasını ve yaşam gerçeğini çözemeyen ama 'Karadeniz'in Özelliklerini Koruma Derneği' (KÖK) tarafından organize edilen 4. Uluslararası Karadeniz Kalkınma Kurultayı'na katılarak Kürt'ün çay içme özgürlüğünü kaldıramayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise şunları söylüyordu: "Bizim sınırlarımızdan 30 bin-40 bin ton kaçak çay giriyor bunu engelleyemiyoruz."
Kılıçdaroğlu bir adım daha öteye giderek AKP'ye ne yapması gerektiğini öneriyor: "Kaçakçılık yapan oradaki insanların asıl derdiğinin çay olmadığını bileceksin."
Bu ve benzeri açıklamaların yoğunlaşması üzerine artık kaçak çay eşittir "Kürt ile alış veriş yapma" kampanyasına dönüştü.
'Abey dök bir mayınlı'
Kürdistan'ın bir çok yerinde farkılı bir şekilde içilen kaçak çay, su tüketiminden sonra en çok tüketilen içeçeklerin başında geliyor.
Büyük cam bardaklarda tercih edilen kaçak çay, daha çok bakır çaydanlıklarda ve odun ateşinde demlenmesine özen gösterilir.
Çay'ın aromasını aldığı gerekçesi ile demlenmeden önce yıkanması 'kaçak çay'ın sırını bozmak gibi bir şey olduğu için kesinlikle kaçak çay dem öncesi yıkanmaz. Bir çok bölgede farklı bir şekilde içilse de içme biçimlerinin en yaygını 'kıtlama' denen özel bir yöntemle içilir. Kıtlama, Kars ve Erzurum yöresinde üretilen büyük ve sert şekerlere verilen isim. Özel makaslarla, elle ya da ısırılarak koparılan ufak parçalar, dil altına konur ve çay içildikçe erimeye başlar. Eğer misafirseniz ve bol miktarda çay içip artık 'yeter' deseniz bile size son 'cırıldım zor' çayı ikram edilir.
'Cırıldım zor'u reddetmeniz ev sahibine hakaret sayılacağı için çayların en sertini kırtlamasız almak zorundasınız.
Yine Kürdistan'ın bir çok bölgesinde kaçak çay, kuru üzüm taneleri ile içilir. Çayla birlikte alınıp çiğnenen üzüm taneleri doğal şeker tadında 'kaçak çaya'a eşsiz bir tat verir. Özellikle bir çok Kürdistanlı çay tiryakisinin cebinde kuru üzüm tanesi bulundurması aynı zamanda kişinin toprağıyla olan bağını da açıklar. Yine Van, Hakkari, Muş ve daha çok soğuk kış iklimlerinin hakim olduğu bölgelerde ise kaçak çay bol şekerli tüketilir.
Cam bardaklarının yarısına kadar doldurulan toz şeker, üşümeye karşı kullanılır ve aynı bölgelere de çocuklara da içirilir. Şeker sıkıntısı çekenlerin bir çoğu ise çay'a demlenme aşamasında pekmez karıştırarak tüketir. Soğuk kış gecelerinde kapı komşunun topluca bir evde buluşup kaçak çay eşliğinde kaçakcılık anılarını, mayınlı sınırları, karşı köylerde akrabalık ilişkileri ve getirilen hediyelerin anlatılması ise derin sohbetlerin kültürel bir buluşması olur.
Amed ve çevresinde ise özellikle çayhanelerde tüketilen kaçak çay buluşmaların ve sorunlar başta olmak üzere gündeme dair tartışmaların vesilesi olur. Tızbah (tesbih) eşliğinde 'Abey dök bir mayınlı' ile başlayan kaçak çay sefası "Ser çavemin, ser seremin" ile çiğercinin yolu tutulur. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın verilerine göre Kürdistan'da yıllık kişi başına ortalama 3.9 kilogram oranında tüketilen kaçak çay, dünya ortalamasının 4. sırasında yer alması dikkat çekici.
Buna rağmen Çay-Kur Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu "Doğu'da yaşayan vatandaşları kaçak çaydan vazgeçirerek, Türk çayına alıştıracağız, damak tadını değiştireceğiz" demesinin yorumunu siz okuyuculara bırakmak en doğrusu olur.
ALİ ONGAN