27 Temmuz günü DAİŞ çetelerinin Qamişlo’da gerçekleştirdiği bombalı saldırıda 50’nin üzerinde sivil yaşamını yitirdi, 200’e yakın kişi de yaralandı. Rojava’da darbe üzerine darbe yiyen insanlık düşmanı DAİŞ barbarlarının bundan sonra da bu tür saldırılar yapması muhtemeldir. Çünkü Rojava devrimi karşısında her geçen gün tükeniyorlar, bitiyorlar, yok oluyorlar.
O açıdan Kürtlere dönük bu tür saldırılar gerçekleştirmeleri hiç de şaşırtıcı değildir. Rojava halkları Kobanê, Girê Sipî, Serêkaniyê ve daha birçok yerde DAİŞ’e karşı çok çetin savaş yürüttüler. Son iki ayda ise Minbic’te tarihi bir mücadele veriliyor. Dolayısıyla Qamişlo saldırısı acı sonuçları olsa da şaşırtıcı değildir.
Hepimiz gün gün yaşayarak gördük ki, DAİŞ’ın giderek savunma pozisyonuna geçmesi, küçülmesi, saldırı gücünü yitirmesi kadar, coğrafik sahada da etkisinin kırılması kesinlikle Rojava’da binlerce Kürt, Arap, Süryani vd. halklardan insanların canı pahasına oldu. Bu bedeller ile DAİŞ sadece Rojava’da geriletilmedi. Suriye, Irak ve Güney Kürdistan'da da büyük çöküş yaşadı. Bunu özellikle DAİŞ karşısında hiçbir direniş göstermeden on binlerce insanı zulme terk ederek kaçanlar çok iyi bilirler.
Bu çeteler Musul gibi Irak’ın en büyük ikinci kentini bir gecede ele geçirdiler. Tikrit, Felluce, Telaffar Anbar, Rakka, Dera Zor ve daha onlarca şehir bu çetelere karşı hiçbir direniş gösteremedi. Öyle ki bu kentler, ömrü bir asrı bulan devletlerin denetimindeydi. Ama Rojava tüm olanaksızlıklarına, üzerine kapatılan kapılara, uygulanan her türlü ambargolara, etrafında kazılan hendeklere, çekilen beton bariyerlere ve Türk devleti gibi yeminli bir Kürt düşmanının DAİŞ’e sunduğu her türlü desteğe rağmen bu çetelere diz çöktürdü. Kobanê’nin Stalingrat’a benzetilmesi bu görkemli direnişle gerçekleşti. Orada tarih kanla yazıldı, yüzlerce Kürt kızı ve oğlu canları pahasına DAİŞ’e direndi.
Gerçekler bu kadar net bir şekilde orta yerdeyken, KDP ve basınının Qamişlo saldırısını fırsat bilerek kuzey Suriye federasyonu ve Rojava yönetimini suçlayıcı, küçümseyici bir propagandaya girişmesi en basit deyimle abesle iştigaldir. Yapılan ilaç yardımlarını bile bin bir minnete çevirmek tek kelimeyle kendini bilmezliktir. KDP sözde yardım ediyor ama alttan alta da Rojava peşmergesinin yolunu açmak için inceden bir propaganda yürütüyor. ENKS’yî, sanki Rojava halkının tek muhatabıymış gibi gösterip yardımları da onlar üzerinden aktarmaya çalışıyor.
Bu da yetmiyor KDP’nin istihbarat sorumlusu Mesrur Barzani twitter hesabından Qamişlo saldırısının ‘Rojava’daki partilerin birlik olmamasının sonucu olduğunu’ söylüyor. Mesrur Barzani’nin partilerden kastı çetelerle, Türk devletiyle gizli görüşmeler, toplantılar, anlaşmalar yaparak Rojava’ya saldırılar düzenleyen ENKS olsa gerek.
ENKS’yi ve KDP’nin Rojava politikasını bilmeyen “Bu adam doğru söylüyor” diyebilir. Oysa bu tür saldırıların gelişmesinden ve Rojava’da varsa bir parçalılığın sorumlularından biri de ENKS ve destekçisi KDP’dir.
Daha bundan birkaç gün önce Halep’te Kürt mahallelerine çetelerle yan yana saldırı gerçekleştiren ENKS değil miydi? Antep’te, Urfa’da ‘Kuzey Suriye Devrimi’ni nasıl tasfiye ederiz’ diye çeteler ve Türk devletiyle planlar yapan yine bu ENKS değil miydi? Türkiye’den aldığı 200 milyon dolar karşılığında Kuzey Suriye Federasyonunun ilan edildiği gün Sêmalka sınır kapısını kapatan KDP değil miydi? Peki canı, kanı pahasına bu çeteler ve destekçilerine karşı direnen de Kuzey Suriye yönetimi, YPG, YPJ, QSD, PYD değil mi? Bunu bütün dünya görmüyor mu? Bu kadar basit kurnazlıklarla neyi elde edeceksiniz?
‘Rojava yönetimi DAİŞ çeteleri karşısında halkı koruyamıyor’ diyenler, dönüp de Şengal’e baksınlar. Şengal onların aynasıdır. Binlerce Êzîdî kadın hala DAİŞ çetelerinin elindedir. Eğer ‘Rojava’yı koruyamıyor’ dediğiniz o güçler olmasaydı, eğer HPG olmasaydı siz bir daha Şengal’e geri dönebilecek miydiniz?
Bakmayın şimdi KDP’nin kendini Rojava’da, Şengal’de kurtarıcı gibi gösterdiğine, eğer bugün Kürtler halen parçalıysa, eğer halen DAİŞ Kürdistan topraklarına saldırabiliyorsa bunun baş sorumlularından biri de KDP’dir. Eğer bugüne kadar HPG, YBŞ, YPG-YPJ’nin yürüttüğü mücadele olmasaydı, KDP “Rojava peşmergelerinin” Rojava’ya geçmesinden söz edemezdi. Şengal’in ismini ağzına dahi almazdı. Eğer gerçekten Rojava için mücadele etmek istiyorsanız “Rojava peşmergesi” dediğiniz üç beş kişiyi neden YPG’nin denetimine vermiyorsunuz? O halde dert, hesap başka.
Bırakalım Rojava’nın birliğini oluşturmasını, KDP Kürtler arasında temel parçalayıcı güçtür. Bugün güney Kürdistan'da da kriz, kaos, parçalılık yaşanıyorsa, bunun baş sorumlusu darbeyle yönetim erkini tekelinde tutan, tüm partileri parlamento, hükümet dışına iten, parlamento başkanı dahil bakanların Hewler’e girişine dahi izin vermeyen KDP’dir. Kürtler “ulusal kongre yapalım” dediklerinde önünde engel olan yine KDP’dir.
İki gün sonra Şengal’in DAİŞ zulmüne terk edilmesinin yıl dönümü. Eğer gerçekten Kürtler arası birlik, dayanışma istiyorsa, KDP çıkıp açık şekilde Êzîdî halkından ve tüm Kürt halkından özür dilemelidir. Yapabileceği en değerli şey bu olur. Belki bu şekilde bir nebze de olsa kendisini Êzîdî halkına affettirebilir.